"Tanıttırmak ve sevdirmek, elbette meyl-i merhamet ve irade-i nimetten geliyor." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İnsandaki ene duygusu sadece Allah’ın sonsuz sıfatlarını bir nebze idrak etmek için verilmiş mukayese vasıtasıdır. Yoksa Allah’ın sıfat ve şuunatını birebir tutan bir mizan değildir.

İkincisi, İnsanın güzellikleri kendinden bilip kibir ve gurura girmesi onu felakete götürür. Azamet ve kibriya Allah’a mahsustur. Sonsuz cemal, kemal ve ihsan sahibi O’dur.

Nitekim bu husus hadislerde şu şekilde ifade edilmiştir:

"Azamet gömleğim, kibriyâ ise kaftanımdır."(1)

"Kibriya benim ridâm (belden yukarı giyilen elbise, bir anlamda gömlek), azamet ise benim ızârım (belden aşağı giyilen elbise) dir. Bunlardan biri konusunda bana ters düşen kimseye azab ederim."(2)

Hadiste "azamet" izara, "kibriya" ise ridaya benzetilmiştir. Buradaki gömlek ve kaftan benzetmeleri vücudun her tarafını istisnasız kaplamaya işaret ediyor ki, Allah’ın azamet ve kibriyasını, Zât-ı Akdesini ve sıfatlarını ifade eden bir mefhumdur. Cenab-ı Hakk’ın Zât’ı da da sıfatları da, isimleri de mutlak azamet içindedir. Kimse Allah’ın Zât’ına ait bu sıfatlara ortak ve hissedar olamaz, demektir. Allah “Kim bu hususta kibirlenir ve büyüklük taslarsa onu cezalandırırım” buyurmak suretiyle insanları zecr ve men’ ediyor. Allah’a ait bir elbiseyi yani kibriya ve azameti insanın giymeye kalkışması haddini tecavüzdür, dalalettir.

Şeytan, gurur ve kibrinden dolayı Allah’ın huzurundan kovuldu ve ebedî cehenneme düçar oldu. Şeytana aldanan ve Cenab-ı Hakk’ın rububiyet sıfatını taklide cesaret eden Firavun suda boğulurken, Nemrut da bir sineğe mağlup olmuş ve elim akıbete uğramışlardır.

Büyüklük ve azamet kâinatı ve içindeki bütün mahlûkatı yoktan var eden Cenab-ı Hakk’a aittir ve O’na layıktır. Bir kulun kibirlenmesi, bir kölenin hükümdarın tacını başına geçirerek onun tahtında oturup hükmetmesine benzer.

Üçüncüsü, Allah kâinattaki sonsuz hikmetleri ile kendini bize tanıttırmak, sayısız ikram ve nimetleri ile de sevdirmek istiyor. İnsana düşen vazife ise, iman ile O’nu tanımak, ibadet ile O’na kendini sevdirmektir. O’nun sonsuz şefkat ve keremi ikram ve ihsan etmek isterken, kibriya ve azameti de hamd, tesbih ve tekbir istiyor.

Dipnotlar:

(1) bk. Müslim, Birr: 136; Ebû Dâvud, Libâs: 25; İbn-i Mâce, Zühd: 16; Müsned, 2:248, 376, 414, 427, 442, 4:416; İbn-i Hibban, Sahih, 1:272, 7:473; Alâuddin el-Hindî, Kenzü'l-Ummâl: 3:534.

(2) bk. Müslim, Sahih, el-Bir babı, III/2023, H. No 2620; Ebû Dâvud, Libas babı, IV/350, H. No 4090; İbn Mâce, Ez-Zühd, II/1397 H. No 4174; Ahmed, El-Müsned, II/376, 414,427-442.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...