"Ubudiyet, mukaddeme-i mükâfat-ı lâhika değil, belki netice-i nimet-i sabıkadır." cümlesini açıklar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Cenab-ı Hak, insana sayısız ve en harika nimetleri ihsan etmiştir. İnsan bu küllî nimetlere kendi kesbi ile, gücü ve kuvvetiyle değil, Cenab-ı Hakk’ın ihsanıyla mazhar olmuştur. Mesela, Allah insanı yolukta bırakmayıp, varlık nimetine kavuşturmuştur, bu, nimetlerin en büyüğüdür. Yine varlık içinde cansız ve camid bırakmayıp, hayat nimetini vermiş ve ruh ihsan etmiştir. Sonra akıl ve şuur nimetini ihsan etmiş, insaniyet nimetini bahşetmiştir. Sonra da “İnsaniyeti kübra olan” İslamiyet nimeti ile şereflendirmiş, iman ve hidayeti lütfetmiştir.

Bu sayılan bütün nimetler verilmiş, sabık nimetlerdir, hepsi şükür ve ibadet isterler. İnsanın yaptığı bütün ibadetler bu külli nimetlerin birinin dahi şükrüne yetmez. Nerede kaldı ki, bunlarla cenneti kazanabilsin.

Netice olarak; Allah’a yapılan kulluk, mükâfatın bir sebebi ve başlangıcı değil, insana önceden verilen nimetlerin bir neticesidir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...