Block title
Block content

Üstad hayatta olduğu zamanlarda şeriat kaldırılıp demokrasi anlayışı getirildi. O zamanlarda çeşitli siyasi partiler çıkmıştır. Bu yönetim şekline ve bu partilere destek olma konusunda, Üstad'ın fikirleri veya düşünceleri nelerdir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Demokrasi, tüm üye veya vatandaşların, organizasyon veya devlet  politikasını şekillendirmede eşit hakka sahip olduğu bir yönetim biçimidir. Devleti yönetme şeklidir. Her ülke veya toplum kendi kalıplarına ve kendi örfüne göre demokrasiyi tarif edip şekillendirmiştir. Onun için tek kalıp tek tip demokrasiden bahsedilemez.

"Acaba hangi demokrasi modeli İslam ile bağdaşmaz." bunu tek tek incelemek gerekir. Bütünüyle demokrasiye karşı  olmak çok yanlış ve hatalı olur.

Her ideoloji kendi fikriyatına uygun bir demokrasi kalıbı ve şekli oluşturmuştur. Ana hatları ile liberal demokrasi, komünist demokrasi, muhafazakar demokrasi, faşist demokrasi, anarşist demokrasi gibi bir çok kalıplar vardır. Belki bu kalıplardan bir çoğu İslam’ın ruhu ve esası ile bağdaşmaz, ona tatbik edilemez. Ama genel ve çatı demokrasi, tarif ve manası ile İslam arasında bir zıtlık bir çatışma yoktur.

Demokrasi, bu zamanın ilcaat ve gereklerine en uygun ve insanlığın tecrübe ile bulabildiği en gelişmiş bir yönetim rejimidir. Bu rejimi İslam’a uyarlayıp, İslam’ın fazilet ve adaleti ile beslersek ortaya mükemmel bir model çıkar.

İslam’da belli bir yönetim şekli, belli bir devlet nizamı tayin ve tespit edilmemiştir. Bunu fıkıh kaynaklarına bakarsak görürüz. İslam, devlet yönetim biçimini ve şeklini dönemin şartları ve  insanların fikir ve tecrübelerine havale etmiştir. Bazen bu yönetim biçimi cumhuriyet olmuş,  bazen saltanat olmuş,  bazen oligarşi olmuş, bazen monarşi şeklini almıştır. Bu da gösteriyor ki, İslam, yönetim rejimi olarak bir kalıp bir tarz ortaya koymamıştır. Ama bazı rejimlere işaret kabilinden göndermeler yapmıştır. Mesela bugünkü  demokrasi ve cumhuriyet rejimine işaret eden ayet ve hadisler vardır.

Şura suresindeki şu ayet bu manaya işaret eder:

"Onlar öyle kimselerdir ki Rabblerinin çağrısına kulak verip, namazı hakkıyla ifa ederler. İşlerini istişare ile yürütürler, kendilerine nasib ettiğimiz imkânlardan hayırlı işlerde sarf ederler." (Şura, 42/38)

Hazreti Ebu Bekir’in (ra) seçiliş şekli cumhuriyet ve demokrasiyi andıran bir seçimdir. Bütün bunların ışığında meseleye bakacak olursak, İslam belli bir yönetim rejimi tayin etmemiş olsa da, bazı esaslarına işaret etmiştir. Yani demokrasinin temel ve çatı manasına ve tarifine küfür demek tam bir ihatasızlık ve cehalet örneği olur. Ama bizdeki bazı radikal ve ihatasız bidat mezhepler, siyasi kaygılar ile batıdan gelen her şeye düşmanlık ettikleri için, demokrasiyi de sırf bu yüzden inkar ediyorlar. Avam insanları da etkilemek için ideolojik demokratik kalıplarını örnek veriyorlar.

Mesela komünist, faşist demokrasi anlayışlarının İslam’la bağdaşmayan yönlerini gösteriyorlar. Halbuki biz de demokrasi modelini kendi inanç ve kültürümüz ile yorumlayıp yeni bir kamil yönetim formatı oluşturabiliriz. Bunun şirk ve küfürle bir ilgisi yoktur.

İnanç hürriyeti, din bakımından İslam’da  vardır. Dileyen dilediği dine ve inanca inanabilir. İslam bu hususta zorlama yapmaz. Ama İslam’ı kabul eden birisinin de artık İslam’ın gereğini yapması ve sorumluluklarını yerine getirmesi zaruridir. Her rejim kendi esas ve ruhunu korumak için bazı tedbirler alır. Bu tedbirleri tatbik etmeyen kişi için de şiddetli ceza uygular. Bu en modern batı toplumlarında böyledir. Söz konusu güvenlik ve terör olduğu zaman, demokrasinin beşiği kabul edilen İngiltere bile bazı zorlamaları uygulayabiliyor.

Demokrasi ile şeriatı iki zıt kutup, iki farklı alternatif olarak algılamak doğru olmaz. Demokrasi bir yönetim şekli iken, şeriat bir hukuk formudur. Mesela, İngiltere demokrasi rejimi ile beraber yasalarını İslam şeriatana göre tanzim etse, bu şeri bir devlet olmuş olur. Şayet İslam yönetim şeklini kati ve muhkem bir şekilde tespit ve tayin etse ve bu da demokrasiden farklı olsa idi, o zaman demokrasi şeriata aykırı olmuş olurdu. Ama halihazırda İslam’ın muhkem bir şekilde öngördüğü bir yönetim rejimi bulunmamaktadır. Öyle ise demokrasiyi bazı tadilatlarla İslam’a tatbik etmekte şeri açıdan bir sakınca yoktur. 

Üstad Hazretlerinin demokrasiye ve demokratlara bakışını yansıtan şu cümlelerini takdim ederek cevabımıza nihayet verelim:  

"Hususan oradaki eski tahribatı tamirata başlayan hakikî vatanperverler olan Demokrat namında hamiyetli Ahrarlar, yani hürriyetperverler, Nur ve Nurcuları takdir etmelerine çok minnettarım. Onların muvaffakiyetine çok dua ediyorum. İnşaallah, o Ahrarlar istibdad-ı mutlakı kaldırıp tam bir hürriyet-i şer'iyeye vesile olacaklar.(1) 

Bedüzzamanın "Münazarat" adlı eserini okumanızı tavsiye ediyoruz. Bu konuda geniş bilgiler yer almaktadır.

(1) bk. Emirdağ Lâhikası-II, (15. Mektup)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...