"Ruh-u meşrutiyet, şeriattandır; hayatı da ondandır. Fakat ilcâ-i zaruretle teferruat olabilir, muvakkaten muhalif düşsün. Hem de her ne hâl ki, Meşrutiyet zamanında vücuda gelir!.." İzah?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Sual: Bazı adam, 'Şeriata muhaliftir.' diyor?"

"Cevap: Ruh-u meşrutiyet, şeriattandır; hayatı da ondandır. Fakat ilcâ-i zaruretle teferruat olabilir, muvakkaten muhalif düşsün. Hem de her ne hâl ki, meşrutiyet zamanında vücuda gelir! Meşrutiyetten neş’et etmesi lazım gelmez."

"Hem de hangi şey vardır ki, her cihetle şeriata muvâfık olsun; hangi adam var ki, bütün ahvâli şeriata mutâbık olsun? Öyle ise şahs-ı mânevî olan hükûmet dahi masum olamaz; ancak Eflâtûn-i İlâhînin medîne-i fâzıla-i hayaliyesinde masum olabilir. Lakin, meşrutiyet ile sû-i istimâlâtın ekser yolları münsed olur; istibdatta ise açıktır." (Münazarat, Sualler ve Cevaplar.)

Buradaki "Meşrutiyet" kavramı, tek adamlık idaresinden çıkılıp halkın da idareye müdahil olduğu sistemleri temsil eder. Bunun özü de demokratik düşüncedir. Demokrasi, hürriyet ve söz sahibi olma sistemidir. İşte bu düşünceyle oluşturulacak yönetim biçimleri, her devlet veya millet içerisinde farklı karşılık görebilir. Liberal, komünist, sosyalist ve muhafazakâr gibi yönetim şekilleri demokrasi anlayışı içerisinde meydana getirilmiştir. Üstadımız da başta demokrasi düşüncesinden beslenen Meşrutiyet üzerinde epey yazıları oldu ve bunu "Meşrutiyet-i meşrua" yani şeriate uygun olan meşrutiyet olarak niteledi. İlerleyen zamanlarda saltanatın kaldırılmasıyla kurulan yeni Cumhuriyet sistemine de "Dindar Cumhuriyet" açılımını getirdi. İşte bu cümlede ifade edilen "Meşrutiyet" ve ilerisinde kurulan Cumhuriyet için "ruhu şeriattendir" diyerek analizini yapmıştır.

Cumhuriyetin ruhu ve özü İslam’a uygundur. Hatta İslam'ın meşveret ve istişareye verdiği önem, cumhuriyete can suyu gibi hayat verir. Fakat her dönemin ve her coğrafyanın inanç ve kültür kimliği, cumhuriyeti kendine göre yorumlar ve ona göre şekillendirir. Mesela İngiltere, cumhuriyeti kendi kültür ve inancına göre yorumlar, ona göre bir elbise giydirir. Biz İngiliz menşeli olan bu cumhuriyeti bu şekli ile alıp İslam ülkelerine giydiremeyiz.

Yani cumhuriyetin bir evrensel yüzü bir de yerel yüzü vardır. İslam, cumhuriyetin evrensel yüzü ile barışıktır. Biz cumhuriyetin evrensel ruhuna İslam elbisesini giydirirsek, o zaman cumhuriyet bizim ve bizden olur.

Hem İslam belli bir yönetim şeklini öngörmüyor, bu noktayı insanların akıl ve birikimine havale ediyor. İnsanlığın ortak aklı ise mutlak hayrı yakalayamaz, yani her yönü ile hem insanlığa hem de şeriata tam mutabık bir şeyi ihdas etmek insanlık için mümkün değildir. Bu ancak Eflatun'un hayalindeki "Fazilet şehri" ile olur ki, bu da fanteziden öteye geçmez. Yine de Eflatun'un bu hayalinin en iyi uygulanabileceği yer, dünya ve ahiret dengesini gözeten Kur'anî sistemlerde olabilir. Tabi bu da İslamiyet'in iyi anlaşıması ve yaşanmasına bağlıdır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...