Üstad, Risalelerin tebliği hakkında, tedbirli olmak veya aşikâre ilan etmek hususunda bilgi vermiş midir?
Değerli Kardeşimiz;
Meseleye evvela "sırrantenevverat" tabirinin izahı ile başlayalım.
Risale-i Nurlar, bilindiği üzere, büyük baskıların ve sıkı takiplerin olduğu bir dönemde yazılmıştır. Din ve diyanetin yasaklandığı, dini eserlerin yazdırılmadığı, din adamlarının idam ve baskılar ile susturulduğu veya susturulmaya çalışıldığı bir ortamda meydana çıkmıştır.
"Sırrantenevverat", kelime olarak, gizli aydınlanma ve nurlanma demektir. Risale-i Nurlar da sırrantenevveratın manası, müspet hareket, asayişe zarar vermeden, gürültü patırtı çıkartmadan, gösteriş ve nümayişten uzak, devlet ve resmî kurumlarla mümkün mertebe karşı karşıya gelmemek olarak anlayabiliriz. Nur cemaati, müspet hareket ederek ve asayişe de zarar vermeden hizmet etmeyi prensip kabul eden bir hareket olduğu için, hizmetlerini perde arkasında ve gürültüsüz olarak yapmıştır.
Bu düstur hedefe giderken ortalığı toza dumana katmamayı ders verir. Bediüzzaman Hazretleri talebelerine güneş gibi, “gürültü yapmadan aydınlatma” yolunu gösterir. Bu, riyadan uzak kalmayı netice veren bir ihlâs dersi olduğu gibi, aynı zamanda bir tedbir ve bir ihtiyattır.
Şimdi bu baskı ve zulümler ortadan kalktığı için, gizli ve perde arkasında hizmet manaları hükmen kalkmıştır. Lakin müspet hareket, nümayişsiz ve kavli leyyin tarzında hareket etmek daimî düsturlarımızdır.
Her zamanın bir hükmü olduğu için, bir dönemde hâkim ve lazım olan hüküm başka bir dönemde hâkim ve elzem olmayabilir. Öyle ise biz bulunduğumuz dönemin ilcaat ve şartlarına göre hareket etmeliyiz. Bu dönemde Risale-i Nurlar ne kadar ilan edilirse o kadar makbuldür. Televizyon, internet, radyo, dergi ve gazeteler vasıtasıyla ne kadar kitleye ulaşırsa o kadar iyi olur.
Üstad Hazretlerinin bazı ibarelerinde bu işaret vardır, şöyle ki:
"Hem korkmayınız, Risale-i Nur yasak olmaz. Hükümet-i Cumhuriyenin mebusları ve erkânlarının ellerinde mühim risaleleri, iki, üçü müstesna olarak serbest geziyorlardı. İnşaallah, bir zaman hapishaneleri tam bir ıslahhane yapmak için bahtiyar müdürler ve memurlar, o Nurları mahpuslara, ekmek ve ilâç gibi tevzi edecekler." (Şualar, On Birinci Şua, Dördüncü Mesele)
"Hem adliyeler, Risale-i Nur'un hakkaniyetine karşı bir nevi teslimiyetle, istikbalde gelecek olan şiddetli itirazdan çekinmek için çekindiler, keyfî kanunların aleyhimizdeki hükümlerini nazara almadılar. Ve muannid bazı dinsizler, Nurun hakikatine karşı mağlûp olup inadı terk ettiler. Gizli düşmanlar da, 'Aman hapisten çıksınlar, yoksa hapishaneler Nur medreseleri hükmüne geçecek.' diye, üç kısım da müttefikan beraatimize taraftar çıktılar." (Emirdağ Lâhikası-I, 193.Mektup)
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar