Block title
Block content

Üstadımız, Yeni Yazıyla Basılan Risalelerden Ders Yapar mıydı?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Risalelerin tümü Üstadımınızın vefatından bir kaç sene önce Latin harflerle basılmıştır.  "Yeni yazı" tabiri bu Latince harfleri için kullanılmaktadır.

Ancak Üstadımız kendisi, Osmanlıca Risalelerden ders yapmıştır. Talebelerinin ellerinde Latin harfleriyle baskılı, Üstad'ın elinde ise Osmanlıca kitap bulunurken ders yaptıkları olmuştur. Tashih yapılırken de Üstadımızın elinde Osmanlıca, abilerin ellerinde ise Latin harfli risaleler bulunurmuş.

(NOT: Bu bilgi Hüsnü BAYRAMOĞLU Ağabey'den alınmıştır)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

Ziyaretçi (doğrulanmadı)

“Bu zât, Ağras'taki Nur talebelerinin başında nâzırları hükmünde olduğu bir zaman, Sünnet-i Seniyeye ittiba ve bid'alardan içtinabı meslek ittihaz eden talebelerin manevî şerefini kâfi görmeyerek ve ehl-i dünyanın nazarında bir mevki kazanmak emeliyle mühim bir bid'anın (yeni hurufun) muallimliğini deruhde etti (üzerine aldı). Tamamıyla mesleğimize zıd bir hata işledi. Pek müdhiş bir şefkat tokadını yedi. Hanedanının şerefini zîr ü zeber edecek bir hâdiseye maruz kaldı.” (10. Lema)

Bid’alara taraftar olmamak, Nur hizmetinin şartlarından biridir. Üstad Bediüzzaman, bid’a taraftarlarını talebeliğe değil dostluğa bile kabul etmiyor. Dost talebe ve kardeş olarak kabul ettiği insanları tarif ederken dostlar için şöyle diyor:

“Dostun hassası ve şartı budur ki: Kat'iyyen, Sözler'e ve envâr-ı Kur'aniyeye dair olan hizmetimize ciddî tarafdar olsun; ve haksızlığa ve bid'alara ve dalalete kalben tarafdar olmasın, kendine de istifadeye çalışsın.” (Mektubat)

Kastamonu Lahikasında da şöyle der:

“Bid'a ile amel eden, kalben tarafdar olmamak şartıyla dost olabilir.”

Bid’alara kalben taraftarlık gösteren birini dostluğa Kabul etmeyen, hiç talbeleri arasına alır mı?

Netice olarak şunu diyebiliriz: Nur Talebeleri, Nurlardan aldıkları dersle sünnet-i seniye üzere bir İslami bakış açısı kazanır ve bid’alara karşı mesafeli dururlar. Bu nokta-i nazardan Risale-i Nur Talebesi olmaya gayret eden kimselerin Kur’an yazısı ile okuyup yazmayı öğrenip öğretmeleri ve risalelerin Osmanlıcalarından okuyup ders vermeleri temel bir vazifeleridir.

Bu vazifeyi hakkıyla yapamayanların ise, yapanları takdir edip destek olmaları ve Kur’an hattını bilenlerin çoğalmasından, sünnet-i seniye adına büyük memnuniyet duymaları gerekir.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...