Risaleler neden daha sonra Latin harfleriyle basılmıştır?
Değerli Kardeşimiz;
Vesilelerde boğulmak doğru olmaz. Bizler vesilenin mahiyetine değil, neticesine bakmalıyız.
Kur'an’ın Arapça olması Allah’ın takdiri ve talimidir. Dolayısıyla Kur'an’ın hem lafzı hem de manası mucize olduğundan mukaddestir. Tercümesi mümkün değildir. Lafzını değiştirmek manasına zarar verir. Ancak Kur'an’ın dışındaki bütün eserler, bu kayıtla mukayyet değildirler. Mesela, nakl-i hadis-i bil mana caizdir. Kur'an için ise caiz değildir.
Hadiste caiz olan bir şey, diğer eserlerde de caiz olabilir; tercümeleri yapılabilir ve bunda da maslahat vardır.
Zamanın ihtiyaç ve ilcaatıyla ilgili olarak, eserlerin tanziminde bir mahzur olmaz. Burada faydalılık esas alınmalıdır.
Kur'an’ın nazmında farklılık yasak olmakla beraber; günümüze kadar gelen Kur'anlarda, okunmasını kolaylaştıracak harekeler, noktalar vs. gibi işaretlerde selef-i salihin mahzur görmemekle birlikte fayda mülahaza etmişlerdir.
Bidayette Kur'an’ın, hafızalarda kalarak korunması esas alınmıştı. Hz Ebu Bekir (r.a.) zamanında Kur'an’ın yazılı metinler olarak bir araya getirilmesi güçlükle yapılmıştır. Hz Ömer (r.a.) döneminde tek bir kitap haline getirildi. Hz Osman (r.a.) döneminde ise dört nüsha olarak yazıldı; mühim merkezlere gönderildi.
Allah’ın kelamında bile ilcaat-ı zaman esas alınarak en geniş manada faydalı şeylere müsaade edilmiştir. Dolayısıyla ümmet Kur'an’ı yanlış ve hatalı okuma tehlikesinden kurtulmuştur. Zira Kur'an’da ilk yazılışında harflerden başka bir şey yok idi.
Kur'an’ın aslına ve esasına halel getirmeyecek düzenlemelere müsaade edilmiş ve faydalı görülmüş iken; onun dışındaki meselelerin muhtevası muhafaza edilmek kaydı ile insanların anlayışına, istifadesine ve istifazesine göre yapılan düzenlemeler faydadan hali değildir.
İşte Muazzez Üstadımız da bu sebebe binaen 600.000 nüsha Külliyatı, Osmanlıca ve orijinal olarak yıllarca yazdırmış olmakla beraber; ne zaman matbaayla ve Latin harfleriyle basma müsaadesi çıkınca, hayatında dört yıl mütemadiyen, Külliyatı Latince bastırmış, bununla çok keyiflenmiş ve iftihar etmiştir. Hatta her bir yeni eseri eline aldığında, sahifelerini itina ile çevirir; “Bugün benim bayramımdır” diye çocuklar gibi sevinirmiş. Bunun böyle olduğunu abilerin hatırtalarından öğreniyoruz.
Üstadımız, 600.000 nüsha Osmanlıca Külliyatı yazdırıp okuttuğu halde, yeni harflerle basımı mümkün hale gelince, "ille de Osmanlıca yazın ve okuyun" diye iddiada bulunmamış. Kendi hayatında eserlerini yeni yazıyla bastırmış ve yaymıştır.
Her zaman, ilcaata ve ihtiyaca bakmış “Biz bu zamanın değil, gelecek zamanın insanlarını düşünüyoruz” manasında ifadeleri çoktur.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
Evet Risale-i Nurlar Kuran ile mukayese edilemez. Birisi vahiy birisi ilham. Ancak Risalelere kutsal olarak bakan abilerin ağabeylerin eserlerde gösterdikleri titizliği kutsallığı onun yazılması hususunda neşir keyfiyeti üzerinde göstermeleri de gerekmez miydi acaba ? Ayrıntı vesile dediğiniz yazıda Risalelerin tevafuk kerameti ve sair kudsi tefeyyüzler ve envarlar lemean etmekdedir. Sıradan bir vesile demekle ayrıntı demekle konunun üzeri kapatıla bilir mi ?