Üstadımızın ağabeylere "Ri­sa­le-i Nur’un tar­zı­na sa­da­kat ye­mi­ni" yaptırdığı doğru mudur?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

“Ri­sa­le-i Nur’un tar­zı­na sa­da­kat ye­mi­ni…”

“Üs­tad’ımız si­ze sa­da­kat ders­le­ri­ni na­sıl ve­rir­di? Sa­da­kat na­sıl ol­ma­lı? Üs­tad si­ze na­sıl sa­da­kat ye­mini et­ti­rir­di?”

“Üs­tad’ımız ba­zı ve­si­le­ler­le bi­ze sık sık sa­da­kat der­si ve­rir­di. Şef­kat­le sa­da­kat der­si veril­mez; ba­zen dö­ve­rek, kı­za­rak, ko­va­rak ders ve­rir­di. Üs­tad’ımız şöy­le der­di: ‘Kar­deş­le­rim! Eğer Şeyh Ab­dül­ka­dir-i Gey­lâ­nî şim­di gel­se "Said bu yo­lu, bu tar­zı bı­rak, bir par­ça da şöy­le yap; bir ge­ce­de bir mil­yon mü­ri­din ola­cak." de­se; "Ya Üs­tad’ım, bu mes­le­ği bı­ra­ka­mam; çün­kü Üs­tad-ı Ha­ki­kî’den der­si­mi al­mı­şım." der, bu tar­zı­mız­da de­vam ede­riz.'"

“Üs­tad bi­ze de­fa­lar­ca Kur’an’a el bas­tı­ra­rak, ‘Ri­sa­le-i Nur’un tar­zı­na sa­da­kat’ ye­mi­ni ettir­di. Tek­rar ab­dest al­dı­rır, ‘Ge­lin! Bu tar­zım­dan ay­rıl­ma­ya­ca­ğı­nı­za dair Kur’an’ın üze­ri­ne ye­min edin.’ der, biz de Kur’an’a el ba­sa­rak ye­min eder­dik.”(1)

Muazzez Üstad'ımızın müteaddit vakitlerde Kur'an-ı Kerim'e el bastırarak muhterem ağabeylerimize sadakat yemini ettirdiği meşhurdur. Ancak bu yemin Risale-i Nur'un hakaik-i imaniye ve esasat-ı İslamiye ile alakalı kısmı ile alakalı değildir. Çünkü bu iki sahadaki sadakatsizlik, İslam ve iman dairesinden çıkmamıza, itikadımızı sorgulamaya sebep olur. Bu mesele meslek ve meşrep ile de alakalı değil, iman, İslam ve Müslümanlık ile alakalı bir meseledir. Çünkü akaid-i imaniye ve esasat-ı İslamiye hususları, bütün peygamberlerin, bütün Müslümanların ve bütün hak mezhep ve mesleklerin ortak paydasıdır.

Ancak doğru itikad üzere olan Ehl-i sünnet ve'l-cemaat mezhebi içerisinde hizmet, metod, usül ve şekilleri açısından ayrı ayrı çalışan binlerce cemaatler ve tarikatlar vardır. Bunların da gayelerine ulaşabilmeleri için doğru ve hak olan usulleri, metotları ve hizmet tarzları vardır. Buradaki farklılık menfi bir ihtilaf değil, müsbet bir farklılık olup hayra vesiledir. Zira herkes hakka ve hakikate kavuşabilmek için mizacına ve fıtratına uygun bir yolu ve tarzı seçebilmeli, onunla hak olan maksadına gidebilmelidir. Buradaki farklılıklar bir inâyet-i ilâhiyedir. Çünkü cemaatler ve cemiyetler gayede ittihad etmeleri lazımdır. Vesilelerde ittihat ve ittifak lazım olmadığı gibi caiz de değildir.

Fakat Muazzez Üstad'ımız gibi vazifeli ve müceddidlik makamını deruhte eden zevatın yolu, usulü ve tarzı da diğer hak meslek ve mezheplerden ehemmiyet açısından farklılık arz eder. Çünkü bu zevata davayı yükleyen Cenabı Hak, o davanın yolunu ve metodunu da ilham eder. O zaman o yol ve metod taraftarlarının bu cihette davada muvaffak olabilmesi için yoluna da azami hassasiyet ve itinayı icab ettirir. Hatta bu o kadar mühimdir ki; bazen bir hizmet metodu ve yolu, davadan daha fazla elzem olabilir. "Usül esastan mukaddemdir" kaidesi Mecellede bir hükümdür.

Bu hakikate binaen, Risale-i Nur Külliyatının yarısına yakını Üstad'ımızın üzerinde titrediği ve kendisine ilhamen gösterilen yol, metot, tarz ve mesleğin kaideleri ile alakalıdır. Meselâ; mesleğimiz tarafgirliği kaldırmaz, davamız merciiyyeti kabul etmez, siyasetten şeytandan kaçar gibi kaçmak, hizmeti maddî ve manevî menfaate alet etmemek, münekkid olmak, yese düşmemek... Muazzez Üstad'ımızın meslek meşrebi ile alakalı böyle yüzlerce kaide ve düsturları sıralayabiliriz.

İşte Üstad'ımızın muhterem ağabeylere ettirmiş olduğu sadakat yemini, kendisinden sonra davasının muvaffak olabilmesi için taviz vermediği hizmet metotları, meşrep ve mesleğimiz ile alakalı düsturlardır. Bu o kadar ehemmiyetlidir ki; camiamızdaki ihtilaflar, farklılıklar meşrep değişiklikleri, sıkıntı ve problemlerin hepsi bu sahada cereyan etmekte ve bu meselelerden çıkmaktadır.

Külliyatın diğer yarısını işgal eden hakaik-i imaniye ve esasat-ı İslamiyet açısından ihtilafa düşmüş, ayrı ayrı meslek oluşturmuş ve farklı şekilde hizmet eden hiçbir grubumuz yoktur.

Bütün farklılıklar Üstad'ın koymuş olduğu meslek ve meşrebin kaide ve düsturlarını hakkıyla anlayamama veya yanlış tevillerle, kendimize has hizmet usulleri ve metotlarından ileri gelmektedir. Yani Muazzez Üstadımız bizlerin zayıf tarafımızı, ihtilafa düşeceğimiz meseleleri basireti ile idrak ettiği için, kendisinin bırakmış olduğu hizmet metod ve tarzlarına azami riayet edemememiz yönünde sadakat yemini ettirmiştir. Zaten zaman ve hâdisat da Üstad'ın ne kadar isabetli olduğunu ispat etmiştir.

(1) bk. Tanıyanların Dilinden, BAYRAM YÜKSEL.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Okunma sayısı : 2.000
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...