Vahdetü'l-vücuda dair üç mühim meselenin, üç mühim zarar vermesini izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Aziz kardeşim,"

"Vahdetü'l-vücuda dair bir parça izahat istiyorsunuz. Bu meseleye dair Otuz Birinci Mektubun bir lem'asında, Hazret-i Muhyiddin'in bu meseledeki fikrine karşı gayet kuvvetli ve izahlı bir cevap vardır. Şimdilik bu kadar deriz ki:"

"Bu mesele-i vahdetü'l-vücudu şimdiki insanlara telkin etmek, ciddî zarar verir. Nasıl ki teşbihat ve temsiller, havassın elinden avâmın eline ve ilmin elinden cehlin eline girse, hakikat telâkki edilir. Öyle de, vahdetü'l-vücud meselesi gibi hakaik-i ulviye, ehl-i gaflet ve esbab içine dalan avamlara girse, tabiat telâkki edilir ve üç mühim zarar verir:"

"Birincisi: Vahdetü'l-vücudun meşrebi, Cenâb-ı Hak hesabına kâinatı adeta inkâr etmek iken, avâma girdikçe, gafil avamlara, hususan maddiyyun fikirleriyle âlûde olan fikirlere girdikçe, kâinat ve maddiyat hesabına ulûhiyeti inkâr yoluna gider."

Günümüzde birçok insan, materyalist felsefenin, yani maddeci felsefenin terbiye ve tesirine girdikleri için, Allah için maddeyi inkâr edemezler, tam aksine madde için Allah’ı inkâr etme tehlikesi vardır. Hâlbuki Vahdet-i Vücud; varlığı birlemek esası üzerine kurulmuş bir meslektir. Şayet bu birleme Allah hesabına olursa, maddeyi inkâr etmek lazımdır ki, bu zamanın insanları bunu beceremez. Zira madde bağımlısı maddeyi kolaylıkla inkâr edemez. Bu bakımdan, bu zamandaki insanlara bu mesleği telkin etmek çok tehlikeli ve çok zararlıdır; inkâra zemin hazırlamaktır.

"İkincisi: Vahdetü'l-vücud meşrebi, mâsivâ-yı İlâhînin rububiyetini o derece şiddetle reddeder ki, mâsivâyı inkâr ve ikiliği ref ediyor. Değil nüfus-u emmârenin, belki herbir şeyin müstakil vücudunu görmemek iken, bu zamanda fikr-i tabiatın istilâsıyla ve gurur ve enâniyetin nefs-i emmâreyi şişirmesiyle ve âhireti ve Hâlıkı bir derece unutmak cihetiyle bazı nüfus-u emmâre küçük birer firavun, adeta nefsini mâbud ittihaz etmek istidadında bulunan insanlara vahdetü'l-vücudu telkin etmek, nefs-i emmâreyi -el'iyâzü billâh- öyle şımartır ki, ele avuca sığmaz."

Benlik ve enaniyetin zirvede olduğu bu zamanda, insanlara bu mesleği telkin etmek, insanları Ulûhiyet dava etmeye bir teşvik sayılır. Varlığı birlemek olan Vahdet-i Vücudu, bu zamanda benliği şişmiş bir insan nefsini İlahlaştırmak olarak telakki eder. Ya Allah için benliğini inkâr edecek ya da kuvvet kazanmış benliği için Allah’ı inkâr edecek. Benlik davasında olan bir insana bu mesleği telkin etmek onu Firavunlaştırmak demektir.

"Üçüncüsü: Tagayyür, tebeddül, tecezzî, tahayyüzden mukaddes, münezzeh, müberrâ, muallâ olan Zât-ı Zülcelâlin vücub-u vücuduna ve takaddüs ve tenezzühüne muvafık düşmeyen tasavvurâta sebebiyet verir ve telkinât-ı bâtılaya medar olur. Evet, vahdetü'l-vücuddan bahseden, fikren serâdan Süreyyaya çıkarak, kâinatı arkasında bırakıp nazarını Arş-ı Âlâya diken, istiğrâkî bir surette kâinatı mâdum sayıp herşeyi doğrudan doğruya kuvvet-i imanla Vâhid-i Ehadden görebilir. Yoksa, kâinatın arkasında durup kâinata bakan ve önünde esbabı gören ve ferşten nazar eden, elbette esbab içinde boğulup tabiat bataklığına düşmek ihtimali var. Fikren Arşa çıkan, Celâleddin-i Rumî gibi diyebilir: 'Kulağını aç! Herkesten işittiğin sözleri, fıtrî fonoğraflar gibi, Cenâb-ı Haktan işitebilirsin.' Yoksa, Celâleddin gibi bu derece yükseğe çıkamayan ve ferşten Arşa kadar mevcudatı ayna şeklinde görmeyen adama 'Kulak ver, herkesten kelâmullahı işitirsin' desen, mânen Arştan ferşe sukut eder gibi, hilâf-ı hakikat tasavvurât-ı bâtılaya giriftar olur."(1)

Zamandan ve mekândan münezzeh olan Allah’ı, bu meslek ile telkin etmek, maddî kayıt ve zamanın kıskacı içinde olan bu zamanın insanlarını, yanlış ve batıl düşüncelere sevk eder. Allah’ı hakkı ile tenzih ve takdis edemez. Madde duvarını aşamayan insanlar, bu mesleğin zaviyesinden meseleye bakacak olurlarsa “her şey O” demeye başlarlar. Hâlbuki her şey O değil, her şey O'ndandır.

(1) bk. Lem'alar, Yirmi Sekizinci Lem'a.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Muhammed sukru

Vahdetü'l-vücud  doğru bir yolmudur elbette bu yolda giden muhyiddin arabi hazretleri gibi zatlar iman ve marifet ehlidir lakin kâinatı inkar etmek doğrumudur?  Risale-i nur hep kainattan bir kitap olarak bahseder, sanattan sanatkarı, nakıştan, nakkaşı görmemizi ister... sanatı inkar eder, sanatkarı nasıl bilebilir?  Bu konuda fikriniz nedir , ibn arabi(r.h) gibi zatlar neden bu yolu seçmişler.... bu yolda marifet nasıl olur? 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Vahdet-i vücut mesleği hali ve bir kaç kişiye mahsus bir meslek olup bu mesleği ilmi ve herkese şamil bir şekle sokmak caiz değildir. İbn-i Arabi gibi bir kaç kişiye özgü olan bu hali mesleği avama açmak onları bu mesleğe davet etmek cinayettir hıyanettir avamı saptırmaktır. Bu birkaç zat hadidir yani kendileri hidayet üzeredir ama mühdi değildir yani başkalarını hidayete götüremezler.  Ehlisünnet eşyanın ve kainatın  varlığı konusunda müttefiktirler vahdet-i vücudu da hali ve özel bir durum olarak görürler. Bu hali mesleği ilmi bir kalıba döküp insanları bu mesleğe davet etmek bidattir dalalettir. 
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...