"وَ ِللهِ الْمَثَلُ اْلاَعْلٰى" ifadesi ne anlama gelmektedir, mevzumuzla münasebeti ne olabilir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

وَ ِللهِ الْمَثَلُ اْلاَعْلٰى , Nahl sûresinin 60. âyetidir. Meali, “En yüce mesel (vasıflar, örnekler) Allah içindir.”

Âyet-i kerîmenin tamamının meali şöyledir:

“Kötü sıfatlar âhirete inanmayanlara aittir. En yüce sıfatlar ise Allah’ındır. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.”

Besmelenin Beşinci Sırrı’nın izahında şöyle buyrulur:

"Zât-ı Akdes-i İlâhînin şerîki, nazîri, zıddı, niddi olmadığı gibi, لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَىْءٌ وَهُوَ السَّمِيعُ الْبَصِير sırrıyla, sureti, misli, misali, şebîhi dahi olamaz. Fakat, وَلَهُ الْمَثَلُ اْلاَعْلٰى فِى السَّمٰوَاتِ وَاْلاَرْضِ وَهُوَ اْلعَزِيزُ الْحَكِيم sırrıyla, mesel ve temsil ile şuûnâtına ve sıfât ve esmâsına bakılır. Demek, mesel ve temsil, şuûnât nokta-i nazarında vardır."(1)

İkinci ayetin meali: “Göklerde ve yerde en yüce ve eşsiz sıfatlar O’nundur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.” Âyette geçen “mesel” kelimesine meallerde “eşsiz sıfatlar, en yüksek şan, en yüce sıfat” manaları verilmiştir.

Hakk’ın zâtının mahiyeti bilinmez ve bu sahada hiçbir misâl de verilemez. Temsil ve mesel ancak sıfatları ve şuunatı için verilebilir.

وَ ِللهِ الْمَثَلُ اْلاَعْلٰى'nın mevzumuzla alakasına gelince, ilâhî isimlerin her biri ayrı bir manevî hazine gibidir. Mesela, Hâlık ismi bir hazinedir, her bir mahluk o hazineden gelen bir cevher gibidir. Cenâb-ı Hakk’ın mahlukatı yaratmasıyla bu cevherlerin ortaya çıkması bir sultanın hazinelerindeki cevherleri ahaliye göstermesine benzetilmiştir. Bu misâl ile o hakikate işaret edilmiştir.

(1) bk. Lem'alar, On Dördüncü Lem'a, İkinci Makam.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Yükleniyor...