Yirmi Altıncı Söz, Zeyl, Üçüncü Hatve'yi açar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"ÜÇÜNCÜ HATVEDE:

"مَاۤ اَصَابَكَ مِنْ حَسَنَةٍ فَمِنَ اللهِ وَمَاۤ اَصَابَكَ مِنْ سَيِّئَةٍ فَمِنْ نَفْسِكَ dersini verdiği gibi, nefsin muktezası, daima iyiliği kendinden bilip fahr ve ucbe girer. Bu Hatvede, nefsinde yalnız kusuru ve naksı ve aczi ve fakrı görüp, bütün mehâsin ve kemâlâtını, Fâtır-ı Zülcelâl tarafından ona ihsan edilmiş nimetler olduğunu anlayıp, fahr yerinde şükür ve temeddüh yerinde hamd etmektir."

Her hayır ve her güzellik Cenab-ı Hakk’ın keremidir, ikramıdır. Fakat nefis, iyiliği kendinden bilerek gururlanır ve ona güvenerek ucbe girer. Ayet insanın eksik ve kusurlu olduğunu, nihayetsiz fakir ve aciz olduğunu nazara vererek kemalata, hayra ve güzelliğe menşe olamayacağını ifade eder. Bütün nimetlerin Allah'ın bir lüftu ve ikramı olarak değerlendirmesini emreder. O zaman gururlanma ve ucbe girme yerine Allah'a şükür ve hamd etmenin yoluna girer.

Şu mertebede nefsin tezkiyesi şems suresinin 9.ayetinin sırrı ile "Nefsini malum hastalıktan temizleyenler kurtulmuş ve felaha ermiştir." kaidesince, kemalini kemalsizlikte, kudretini acizde gınasını fakırda bilmelidir.

"Şu mertebede tezkiyesi, قَدْ اَفْلَحَ مَنْ زَكّٰيهَا sırrıyla şudur ki: Kemâlini kemâlsizlikte, kudretini aczde, gınâsını fakrda bilmektir." (1)

Allah, insanın mahiyetine nihayetsiz kusur, acizlik ve fakirlik yerleştirmiş ki, kudreti nihayetsiz, gınası hudutsuz, her sıfatı kemalde olan Cenab-ı Hakk’ı bilsin ve O’na ayna olsun.

İnsan, fıtratındaki bu nihayetsiz kusuru, aczi ve fakirliği görmeyip kendini mükemmel, kudretli ve zengin görürse, Allah’ın o sonsuz sıfatlarını idrak edemez; halife olma kabiliyetinde iken Firavunlaşır, en zelil en zavallı olur, aşağıların en aşağısına düşer.

İşte insan kusurunu idrak etmeyip kemal dava ederse kemalsizliğe düşer. Acizliğini anlayıp sonsuz kudrete dayanmaz ise mahlûkatın en zavallısı oluverir. Fakirliğini idrak edip sonsuz zenginlik sahibi Allah’ın kapısına iltica etmez ise mahlûkatın adi bir dilencisi ve zelili olur. Demek insanın kemali, kendinin kemalsiz, kusurlu, noksan, aciz ve fakir olduğunu idrak ile mümkündür.

İnsanın fıtratındaki kusur, acizlik ve fakirlik öyle büyük bir servettir ki, bunları iman ve ibadet ile terakki ettirir ve vahid-i kıyası yaparsa, Allah’a istinad eder, O’ndan istimdat eder, hakiki bir kul olur. Ondaki kusur kemale, acizlik kudrete, fakirlik zenginliğe dönüşür.

Nasıl kibirli insanları kimse sevmez ve kendi haline terk ederse, aynı şekilde Allah, nihayetsiz kusurlu, aciz ve fakir olduğu halde, gururlanan insanı zelil eder.

(1) bk. Sözler, Yirmi Altıncı Söz, Zeyl.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...