Vehim ve hayal "Müteyakkız bir surette, o zikir, o tesbihlerdeki müteaddit manaları kendi zevklerine göre" nasıl alır?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Hatta, vehim ve hayal ve sır gibi duygular hüşyar ve müteyakkız bir surette, o zikir, o tesbihlerdeki müteaddit manaları kendi zevklerine göre alır, emer." (Sözler, Yirmi Yedinci Söz, Zeyl, İkinci Sebep)

Vehim ve hayal, soyut (mana âlemine ait) kavramları somutlaştırma ve temsil etme yeteneğine sahiptir. Allah'ın isimlerinin ve sıfatlarının yüceliği, güzelliği veya haşmeti gibi soyut zevkleri, vehim kendine özgü kuruntusal veya hayali suretler halinde giydirerek algılar.

Mesela bir müminin "Alîm" (her şeyi bilen) ismini tesbih etmesinden doğan zevk, vehim tarafından bu bilgi ve kudreti somutlaştıracak imajlar veya senaryolar şeklinde alınır.

Vehim, genellikle maddi olanı ve mantık dışı imkânları kurup yıkan bir kuvvedir. Tesbihin manası, vehmin alanına giren bir şeyi temsil ettiğinde, vehim o manadan kendi payına düşen zevki alır.

Mesela bir tesbihte dile gelen Kudret ve Sonsuz Yaratma hakikati, vehmin zevkine uygun olarak, kendi hayal gücünde sınırsız ve akıl almaz büyüklükte (yani vehmin kurabileceği en büyük) şeyleri yaratılmış gibi canlandırarak bu zevki idrak eder.

Sonuç olarak Allah'ın verdiği her kuvve ve his, bize faydalar sağlayacak şekilde çalıştırılabilir. Üstad'ımız en olumsuz zannedilen vehim gibi kuvvelerin bile maneviyata hizmet ettirilebileceğinin işaretlerini bu gibi cümlelerde veriyor.

"Zevklerine göre alır" ifadesi çok önemlidir. Her bir duygu, tesbihteki evrensel ve ulvi zevki kendi idrak kabı, yani kendi "zevkine" uygun olarak doldurur.

Vehim, gerçeklikten kopuk, geçici ve yanıltıcı durumlarla da ilgilenen bir yönü olduğundan, tesbihin getirdiği ulvi zevki bile bazen bâtıl veya geçici hayallere karıştırabilir; ancak yine de tesbihin nurundan kendine düşen bir payı, kendi yapısına uygun şekilde (somut, çarpıcı, hatta bazen abartılı) alır. Bu da vehmin o zevkten uyanık bir pay aldığını gösterir.

Sonuç olarak Üstad Hazretleri, bu ifadeyle, iman hakikatlerinin ve tesbihin, sadece akıl ve kalp gibi üst düzey duygulara değil; aynı zamanda vehime ve hayale kadar, insanın en derin ve en "hüşyar" duygularına hitap ettiğini ve onları dahi besleyip tatmin ettiğini anlatır. Vehim, tesbihin zevkini, kendisine ait olan temsil ve hayal kurma kabiliyetiyle somutlaştırıp hissederek alır.

İlave bilgi için tıklayınız:

- "Kuvve-i Vahime" ne demektir?

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 209
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...