Block title
Block content

"Zâika telgrafçıdır; telziz ile baştan çıkarma." Bu kısmı tıbbi açıdan izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Dil canlıların beslenmesini sağlamaktadır. Canlılar aldığı besinlerin tadına dil sayesinde varmaktadır. Bitki ve hayvan kaynaklı olan bütün besinlerin kendilerine özgü farklı tatları bulunmaktadır. Aslında aynı elementten meydana gelse bile beynimiz bu tatları tatlı, acı, ekşi ve tuzlu olarak ayırmaktadır. İnsanlar bir çok meyveyi birbirlerine benzeseler bile tatları sayesinde birbirinden ayırt edebilmektedir.

Tat alma duyusu dilimizin üzerindeki alıcı sinir uçları sayesinde gerçekleşmektedir. Bu sinir uçları tat alma tomurcukları olarak nitelendirilmiştir. Bu tat alma tomurcukları papilla adı verilen yapılarda bulunmaktadır. Tomurcuk şeklinde dil üzerinde çıkıntılar bulunmaktadır. Bunlar reseptör sinir uçlarıdır.

Tatlı besinleri algılayacak olan tomurcuk şeklindeki alıcı sinir uçları, dilimizin yan kenarı ve ön kısmında bulunmaktadır. Tuzlu besinleri algılayacak olan receptörler dilimizin orta kısmındadır. Ekşi ve acı besin maddelerini algılayacak alıcılar ise dilimizin arka kısmında bulunmaktadır.

Besin maddeleri suda çözünmektedir. Bu suda çözünen tat maddeleri tat alma tomurcuklarını uyarmaktadır. Tat alma tomurcuklarında meydana gelen uyarılma ile birlikte bu durum sinirler aracılığıyla beynimizin tat alma merkezine bildirilmektedir. Tüm bu işlemlerin sonunda almış olduğumuz besinin tadını algılarız.(1)

“Zâika telgrafçıdır; telziz ile baştan çıkarma.”(2)

Zaika, tat alma duyumuzdur, telziz ise bu duyunun lezzet alma yeteneğidir. Allah her bir azamıza bir görev bir de bu göreve mukabil ücret vermiştir.

Tat alma duyusunun biri fiziki diğeri manevi olmak üzere iki görevi bulunuyor. Fiziki görevi, insan bedenine girecek olan gıdaların denetim ve teftiş edilmesidir. Ağzımız ve ağzımızdaki tat alma duyusu her gıdayı mideye göndermez. Önce teftiş eder, tadı iyi kimyası tanıdık ise içeri gönderir; tadı kötü, kimyası yabancı ise dışarı püskürtür.

Mesela, zararlı ve zehirli bir şey ağzımıza girse derhal dışarı tükürürüz, bu tat alma duyumuzun doğal bir savunma refleksidir. Lezzetli ve faydalı gıdaları ise afiyetle tadıp mideye gönderir.

Tat alma duyumuzun manevi görevi ise, lezzetleri tattıktan sonra şükre kapı açmaktır. Yer yüzünde ne kadar yiyecek ve içecekler varsa, Allah hepsine ayrı bir tat ayrı bir lezzet koymuş. Tat alma duyusu da bu tat ve lezzetleri tadarak nimeti verene şükretmeye kapı açıyor. Tatma duyusu olmasa dünya sofrasındaki sayısız lezzetler gizemli kalırdı. Ve bu noktadan şükrün kapısı kilitlenirdi. İnsan duyularının hepsi Allah’ın ihsan ve ikramlarına açılan birer pencere birer kapılar hükmündedir.

Tat alma duyusu lezzetlere tiryaki ve müptela olup, sadece işin lezzet ve haz kısmına odaklanır ve asıl vazifesi olan teftiş ve şükür vazifesini unutursa iş değişir. Hedonist / hazcı felsefe, tam da işin bu kısmından türemiştir.

Hazcılık veya hedonizm, hazzın mutlak anlamda iyi olduğunu, insan eylemlerinin nihai anlamda haz sağlayacak bir biçimde planlanması gerektiğini, sürekli haz verene yönelmenin en uygun davranış biçimi olduğunu savunan felsefi bir görüştür.

O zaman hem fiziki (obezite ve diğer hastalıklar) hem de manevi hastalıklar (bencillik ve egosantrik düşünceler) baş gösterir. İnsan sadece hazzın peşinde koşan bir hayvan gibi olur.

Oysa dünya nimetleri beka alemindeki asıl nimetlere işaret eden remizlerdir. Yani dünya nimetleri tadımlık, ahiret nimetleri ise doyumluktur. Hazcılıkta ise sadece dünya nimetleri ve ondaki lezzetlere odaklanma söz konusudur.

Ayrıca hazza odaklanan insanlar bencil ve diğerkâm olmaktan uzak, hırs küpü insanlar olup, sosyal hayatı da tehdit ediyorlar. Vahşi kapitalizm ve onun beslediği emperyalist yaşam biçimleri, dünya üzerinde açlık ile mücadele eden milyarlarca insanın kötü beslenmesine de sebep olmaktadırlar.

İşin birde iktisat boyutu vardır. Tat alma duyusu lezzet ve hazlar ile şımartılıp yoldan çıkarılırsa o zaman israf, savurganlık ve lüks tutkusu hem geçimi zorlaştırır hem de insanı olmadık yollara ve haramlara sevk eder. Şımarmış bir tat alma duyusunu memnun etmek için çok para ve servet gerekir. Helal para ve servet yetmezse haram yollara başvurmaya yeltenir. Yani iş zincirleme büyüyüp gider.

Öyle ise tat alma duyusunu lezzetler ve hazlar ile yoldan ve baştan çıkarmamaya dikkat etmeliyiz.

Dipnotlar:

(1) bk. Bilgiustam adlı web sayfasından alınmıştır. Erişim: 01 Kasım 2017/08:45.
(2) bk. Sözler, Lemeât.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...