"Bir lokma kırk paraya, diğer bir lokma on kuruşa... Ağıza girmeden ve boğazdan geçtikten sonra birdirler. Yalnız birkaç saniye ağızda bir fark var..." izah eder misiniz??

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Bir lokma kırk paraya, diğer bir lokma on kuruşa... Ağıza girmeden ve boğazdan geçtikten sonra birdirler. Yalnız birkaç saniye ağızda bir fark var. Müfettiş ve kapıcı olan kuvve-i zâikayı taltif ve memnun etmek için birden ona gitmek, israfın en sefîhidir."

Pahalı olan baklava ile ona nisbeten ucuz olan peynir, ağıza girmeden önce ve boğazdan geçtikten sonra eşittirler... İkisi arasındaki tek fark bir iki dakikalık damak tadıdır. Baklava peynire göre daha lezizdir, ama ondan pahalıdır. Halbuki peynir baklavaya göre hem daha sıhhatli daha ucuz hem de besin değeri daha yüksektir.

Şimdi sadece damak tadını düşünerek, yani sırf kapıcı olan tat alma duyusunu memnun etmek ve şımartmak için baklavayı tercih etmek hem bütçeyi sarsar hem de israf olur. Dini yaşamanın önündeki en büyük engellerden birisi maişet meşgalesidir. İnsanlar sanki bu dünyaya sadece maişet temin etmek maksadıyla gelmiş gibi, rızıkların peşine koşuyorlar. Geçimi şiddetlendiren şey ise, insanların yalancı, pahalı ve zaruri olmayan ihtiyaçlarıdır. Birçok insan, gelirinden fazla harcama yaptığı için, maddî sıkıntıya düşüyor, haramlara bulaşıyor, haddinden fazla çalışıyor, asıl vazifesi olan iman ve ibadeti ihmal ediyor. İman ve ibadeti ihmal ettiren her türlü meşgale, alışkanlık ve tüketim israftır. İsraf ise haramdır.

Hırsızlık, rüşvet, faiz, yolsuzluk, kumar, şans oyunları gibi haram şeyler, hep lüks içinde yaşama arzusunun bir neticesidir. Halbuki bu haramlar insanı dünyada zelil, ahirette ise cehenneme kömür eder.

Kişi meşru yollardan kazanıyor, israf etmiyor, ibadetlerini ihmal etmiyorsa, lezzetleri şükür için takip edebilir. Sadece keyif ve lezzet peşinde koşmak mü’mine yakışmaz.

Tat alma duyusu, dünya mutfağında pişirilen enva-i türlü leziz nimetlerin kadir ve kıymetlerini bilen ve o nimetleri veren Allah’a şükran hissi taşıyan yüksek ve kıymetli bir müfettiştir.

Aynı dil, sadece nefis ve şeytan hesabına çalışırsa, sadece rızka müteveccih olursa, yani rızkı veren Allah’ı düşünmeden yeyip ona şükretmezse, o zaman o kıymetli ve ulvî makamdan düşüp bağırsaklara ve mideye adi ve basit bir kapıcı ve yasakçı hükmüne geçer.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...