"Zekât ile sadakanın lâyık oldukları mevkilerini bulmak için birkaç şart vardır: ... 3. Minnetle in'âmın bozulmaması..." Üçüncü şartı izah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
"Zekât ile sadakanın lâyık oldukları mevkilerini bulmak için birkaç şart vardır:
1. Sadakayı vermekte israf olmaması.
2. Başkasından alıp başkasına vermek suretiyle halkın malından olmayıp kendi malından olması.
3. Minnetle in’âmın bozulmaması.
4. Fakir olmak korkusuyla sadakanın terk edilmemesi.
5. Sadakanın yalnız mala ve paraya münhasır olmadığı bilinmesiyle, ilim, fikir, kuvvet, amel gibi şeylerde de muhtaç olanlara sadakanın verilmesi.
6. Sadakayı alan adam, o sadakayı sefahette değil, hâcât-ı zaruriyesinde sarf etmesi lâzımdır."(1)
Burada minnet, yapılan iyilikleri başa kakmak manasına geliyor. Birisi; "Ben sana nasıl iyilikte bulunmuştum" diyerek, devamlı iyilik yaptığı adamı rencide edip onu minnet altına almaya çalışırsa, bu çok çirkin bir tavırdır.
Zengin fakire zekât veya sadaka veriyor ve bu zekâtı devamlı fakirin başına kakıyor ise, o zaman zekâtın nimet ve in’am olma hususiyeti bozuluyor. Zekât nimet iken zehir oluyor. İslam bu tarz minnet ve rencide edici tavırları ortadan kaldırmak için zekâtı farz kılmış, bir hak olarak tayin etmiştir.
Nasıl hak ettiğimiz maaşımızı vezneden alırken veznedara minnet etmiyor isek, fakir de zenginden zekât alırken, onu maaş ödeyen bir veznedar gibi görmelidir. Zengin de kendini bir veznedar telakki etmelidir. O zaman zekât minnetsiz bir nimet olur.
Sadaka da bu ruhla alınıp verilmelidir. Yoksa minnet ile ne zengin zekât sevabını alabilir ne de fakir rahat-ı kalb ile o zekâttan istifade edebilir.
(1) bk. İşârâtü'l-İ'câz, Bakara Sûresi, 3. Âyet Tefsiri.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
Sadakayı alan adam, o sadakayı sefahatte değil, hâcât-ı zaruriyesinde sarf etmesi lazımdır."SADAKAYI VEREN ADAM,VERİRİKEN ARAŞTIRMA YAPMADAN VERİRSE MESUL OLUR MU?
Cevabınızda ki 1. madde ile yani Sadakayı vermekte israf olmaması meselesi ile (ki bu madde sadakaya muhtaç olmayacak derecede sadaka vermek diye de tarif ediliyor) Hz. Ebubekir efendimizin bütün mallarını tasadduk etmesini nasıl anlamalıyız?