“Ziya, hava, su ve toprak gibi, kuvvetli ve şümullü dört anasır-ı esasiye olan; hikmet, adalet, inayet ve merhametin hakikatleri” ifadesinde o maddî unsurlarla, bu manevî unsurlar arasında bir münasebet olabilir mi?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Burada yapılan benzetme kanaatimce şu yöndedir: Kâinatta yüzü aşkın element olmakla birlikte bu âlemdeki icraatlarda en çok göze çarpan unsurlar hava, ziya, su ve topraktır. Bütün canlılar esas olarak bunlardan inşâ edilmişlerdir. Bu unsurların ortak hususiyetleri “kuvvetli ve şümullü” şeklinde ifade ediliyor. Her element, her canlıda bulunmayabilir, ama bu dört unsur bütün canlıları ihata etmiş, kaplamış, içine almıştır.

Aynen bu misal gibi, Cenâb-ı Hakk’ın hadis-i şerifte doksan dokuz ismi, Cevşen-i Kebir'de bin bir ismi zikredilmekle birlikte bütün bu isimlerin tecellileri “hikmet” ve “adâlet” üzeredir; canlılar için bir “inayettir” ve bu inayet İlâhî “merhametten” doğmaktadır. Yani, isim ve sıfatların tecellî etmeleri için, öncelikle, İlâhî hikmetin o tecelliyi gerektirmesi icap ediyor. Hikmetli yaratılışın ilk göze çarpan yönü ise adâlettir. Yani her hak sahibine hakkını vermek, her varlığı en güzel şekilde teçhiz etmektir. Bu varlıklar henüz ortada yokken, isimlerinden bile söz edilmezken onların bu şekilde hikmetli ve nizamlı bir şekilde yaratılmaları ancak Allah’ın inayetiyle olmuştur. Ve bu inayet de rahmet ve merhametten gelmektedir.

Sualin bir başka yönüne de kısaca temas edelim. Hikmet ile ziya arasında, aynı şekilde adâlet ile hava v.s. arasında bir münasebet kurmaya lüzum olmadığını düşünüyorum. Çünkü meselâ “ziya” kelimesi hikmet için kullanılabileceği gibi, adâlet için de kullanılabilir. Birincisinde “abesiyet, faydasızlık” karanlığa benzetilmiş, hikmet ve fayda ise ziya olmuşlardır. İkincisinde ise “zulüm” karanlığa benzetilir, adâlet ise ziya olur.

Külliyat’ta geçen şu ifadeler de bunu teyid etmektedir:

“İşte hikmet dahi bir ziyadır.. rahmet-i muhita bir ziyadır.. tezyin, tevzin, tanzim, tanzif muhit birer ziyadırlar ki, o Şems-i Ezelî'nin şualarıdırlar.” (Lem’alar, Otuzuncu Lem'a)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...