Allah dağa tecelli etmiş ve dağ yerle bir olmuştur. Allah her şeye kadirdir. Neden Hz. Musa'ya bu kabiliyeti vermemiştir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bu meseleye birkaç cihetten bakabiliriz:

Birincisi, bir hâdisede binlerce hikmet-i İlahi bulunabilir. Biz, bu hâdiseyi ille de tek bir hikmet ve nedene inhisar ettiremeyiz. Yoksa her nedeni ve hikmeti çözmedikçe vesvese gitmez.

İkincisi, dünya gözü ile Allah’ı görmek bir imtiyaz bir makamdır ki, bu makam sadece Habibullah (asm)'a nasip edilmiştir. Hâlbuki Hz. Musa (as) Kelimullah makamındadır. Allah dağa tecelli etmekle, Hz. Musa (as)’a makamını hatırlatmış olabilir.

Üçüncüsü, vesvese çirkin ve batıl şeylerde olur. Yoksa bir hâdisedeki hikmet-i İlahiyi merak etmek vesvese kapsamına girmez. Yalnız her hikmeti insanın ihata etmesi mümkün olmayacağı için, ısrar etmek, belki üstünde şiddetle düşünmek, iman terbiyesi ile bağdaşmayabilir.

Hz. Musa (as.) Cenab-ı Hakk’ın bu dünyada görülemeyeceğini elbette ki çok iyi biliyordu. Fakat onun böyle bir şeyi talep etmesi, kendi heva ve hevesinden değil, ümmetinin ona: “Rabb’ini bize göster!” demesinden dolayıdır. Hz. Musa böyle davranmakla, Rüyetin bu dünyada mümkün olamayacağını ümmetine vahiy ile ispat etmiş ve bu noktada akli delil ile nakli delili birleştirmiştir. Yoksa Hz. Musa gibi bir peygamber elbette mümteni ve muhal olan bir şeyi talep etmez. Zira muhali talep abestir, yersizdir ve peygambere yakışmayan bir davranıştır. Mümkün olmayan bir şeyi talep etmek, ancak cahillerin işidir.

Hz. Musa, (as.) ümmetine; “Siz Allah’ı bu dünyadan göremezsiniz” deseydi bu kâfi olurdu. Cemal ve celal-i ilâhiyeye layık olmayan bir şeyi talepten ümmetini menetmek ona vacip idi. Daha önce de İsrail oğulları Hz. Musa’dan çok yersiz ve muhal olan şeyleri talep etmişlerdi. Birçok peygamberi katletmiş olan İsrail oğullarının zulüm ve cehaletleri yeri göğü dolduracak kadar vahimdir.

Büyük âlim merhum Ömer Nasuhi Bilmen de Rüyetle alakalı olan yukarıdaki ayetin tefsirinde şöyle buyurmaktadır:

“Hazret-i Musa bir peygamber-i âlişandır. Eğer bu Rüyet haddizatında mümteni olsaydı elbette o bunu bilir, böyle bir istirhamda bulunmazdı. Maahaza eğer rü’yetullah mümteni olsaydı, Cenab-ı Hak, ‘Ben görülemem!’ diye buyururdu. ‘Sen beni göremezsin!’ diye buyurmazdı. Bir de rüyet-i ilahiye, caiz olan bir emrin vücuduna, yani dağın istikrarına talik edilmiştir. Bu ayet-i kerimede beyan buyrulan tecelliden murat bir nevidir. Demek ki, dağ, bir nevi hayata, rüyet kabiliyetine nail olmuş, rüyet-i İlahiyeye nailiyet şerefine kavuşmuş, fakat bunun azamet ve mehabeti tesiriyle parçalanmıştır. Binaenaleyh, insan için de rü’yetullah mümkündür, fakat insanlar bu rüyete bu dünyada tahammül edecek bir kabiliyeti haiz değildirler. Ehl-i iman ahiret hayatında bu muazzam nimete de nail olacaklardır. Nitekim Resul-i Ekrem Efendimiz de bir nevi uhrevi bir hayat olan Miraç gecesi ulvi bir âlemde bu rüyet şerefine nail olmuştur.” (Bilmen, Ömer Nasuhi, Kur’an-ı Kerim’in Türkçe Meali Âlisi ve Tefsiri, cilt 2, sayfa 1087, İstanbul, Bilmen Yayınevi)

Fahreddin-i Razi de şöyle der: “Peygamber’in müşahedesi Hz.Musa gibi olmadı. Zira Hz. Musa olayında dağ dümdüz olmuş, Musa baygınlık neticesi yere yıkılmış ve bakışını kesmişti. Lakin Sidre, dağdan kuvvetli idi. Çünkü dağ, darmadağın oldu, fakat Sidre sebat edip yerinden kımıldamadı. “Musa baygın düştü...” fakat Hz. Muhammed (sav.) sarsılmadı.” “Şüphesiz O, Rabbinin ayetlerinden en büyüğünü gördü.” (Necm Suresi, 43/17)

İbn-i Abbas bazı rivayetlerinde Hâkim, Nesâî ve Taberânî rivayetlerinde “Allah u Teâlâ Hz. Musa’yı kelam, Hz. İbrahim’i dostluk ve Hz. Muhammed’i de rüyet sıfatı ile mütehassıs kıldı” demiştir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

mustafa kayapalı
Pek çok İlahi hakikatler beşere Peygamberler vasıtasıyla talim edildiği gibi" Len terani" hakikatı da yani Allah'ı gözlerin idrak edemeyeceğini de Hz. Musa (as) vasıtasıyla bu şekilde talim edilmiş oldu. Çünkü Yahudiler "Biz Allah'ı açıkça görmeden iman etmeyiz." diyorlardı. Bugün de"Gözümle görmediğime inanmam" diyen bunların çağdaş versiyonlarını hepimiz biliyoruz.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...