"Altmış dörtte Risale-i Nur telifce tamam olur." Bu tarihten sonra telif olmamış mı?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İşarat-ı Gaybiye-i Gavsiye ve Aleviye'de, altmış dörtte Risale-i Nur te'lifçe tamam olur. Demek o tarihten sonra, yalnız izahat ve haşiyeler ve tetimmeler olacak..."(1)

Bu konuda elbette Üstadımızın kendi beyanatları bizim için geçerlidir. Zira eserleri telif eden bizzat kendileridir. Bununla birlikte Risaleler ve hizmetle ilgili ciddi araştırmaları olan Abdülkadir Badıllı Ağabeyimizin daha kapsamlı yazdığı "Mufassal Tarihçe-i Hayat" eserinde bu konuda ciddi değerlendirmeler yapılmıştır.

Aşağıya aldığımız bu bilgilerde, 1926 yılında başlayan Risale-i Nur telifinin 1949 yılına karşılık gelen Rumi 1364'te tamamlandığı ifade edilmektedir ki, bu da 23 senede telif edildiğini ortaya koyar. Bundan sonra artık telif değil, haşiyeler ve tetimmeler kabilinden çalışmalar yapılmıştır.

"İşte, büyük tarihçeden özetle ve mealen aldığımız bu ifadelere göre, Hazret-i Üstâd Bediüzzaman Said-i Nursi 1926 baharından başlıyarak 1949’da bitirdiği ve tam tamına Kur’ân’ın nüzûlu gibi yirmi üç senede telif edip tamamladığı 'Risalet’ün Nur, Resail-in Nur, Risale-i Nur ve Risale’in Nur' adlarıyla müsemma Kur’ân’ın hakikatlar hazinesinden lema’an eden Nur risalelerinden, sadece Barla’da ve Isparta merkezinde dokuz sene zarfında yüz yirmi altı adedini telif eder. Bunlara bir de 1925’de Burdur’da te’lif ettiği 'Nur’un İlk Kapısı' kitabı ve 1920’den 1923 yılına kadar yazdığı ve bunlardan üç dört tanesini kısmen veya tamamen Burdur, Isparta ve Barla’da tamamladığı Arabî risalelerinin zeyilleri ile birlikte mecmuu olan on yedi adet risaleleri de mezkûr rakama ilave etsek, yüz kırk dört (144) adet olur. Eğer Eski Said’in eserlerinden olan çok kıymettar Nokta Risalesini de buna eklesek yüz kırk beş (145) adede baliğ olur."

"Amma sadece sekiz buçuk senelik Barla hayatında Risale-i Nur adıyla başlattığı Türkçe te’lifatından olan Risalelerin sayısı ise, büyük risale olarak, tam yüz dörttür (104). Bilâhare 1934-1935 yılında Isparta merkezinde te’lif etmiş olduğu üç adet risaleler de buna inzimam etse, yüzyedi olur. Eğer yirmi dokuzuncu mektubun sekizinci kısmı olan 'Rumuzat-ı Semaniye'nin sekiz adet küçük risalelerinin her birisini ayrı bir risale kabul edip buna eklesek; tam yüz on altı (116) adet risale olur. Buna gör, Mesnevi’deki Arabi risalelerin mecmuu ile birlikte, Risale-i Nur’un parça parça tüm risalelerin mecmuu ise, yüz elli üç (153) adettir."

"Hazret-i Üstâd, te’lif ettiği Nur risalelerinin adedi için, Eskişehir hapis hadisesinde yaptığı mahkeme müdafaasında; Barla ve Isparta’da telifi yapılan yüz yedi (107) adet risalelere, Arabilerin mecmuunu on dört risale sayarak; 'hep yüz yirmi (120) Risale' diye zikretmiştir. Herhalde o zamanlar gayr-i matbu ve gayr-ı münteşir bulunan, Mesnevî-i Arabi’nin baş tarafındaki 'Lem’alar, Reşhalar, ve Lasiyyemalar'ın üç adet risaleleri bu sayıya dahil edilmediği anlaşılmaktadır. Bunların yanında, yine Barla’da te’lif ve tertibi yapılmış 'Kur’ân Nurlarından bir Nur' isimli Arapça bir eseri de -ki bizim tercümemiz olan Arabi Mesnevinin sonunda neşredildi- mezkûr rakama ilave edilmediği anlaşılıyor."

"Böylece Hazret-i Üstâd Bediüzzaman Said-i Nursi’nin Eski Said ve Yeni Said dönemlerinde vücuda getirdiği Risaleler beraber hesap edilse, tam yüz doksan altı (196) adede baliğ oluyor. Hem, hepsi de öz metin olarak te’lifleri yapılmış risalelerdir."(2)

Dipnotlar:

1) bk. Emirdağ Lahikası-I, 20. Mektup.

2) bk. A. Badıllı, Mufassal Tarihçe-i Hayat, II, 887.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...