"Bayrak-ı tevhid-i İlahi sizin yed-i şecaatinizdedir. O yedin kuvveti de itaat ve intizamdır. Zira bin muntazam ve muti asker, yüz bin başıbozuğa mukabildir." İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
"İtaatsizlik yalnız bir zulüm değil, milyonlarca nüfusun hakkına bir nev’i tecavüz demektir. Bilirsiniz ki, bu zamanda bayrak-ı tevhid-i İlâhî sizin yed-i şecaatinizdedir. O yedin kuvveti de itaat ve intizamdır. Zira bin muntazam ve mutî asker, yüz bin başıbozuğa mukabildir. Ne hâcet, yüz sene zarfında otuz milyon nüfusun vücuda getirmediği böyle pek çok kan döktüren inkılâpları siz itaatinizle, kan dökmeden yaptınız." (Divan-ı Harb-i Örfî)
Bu vecize, asıl ve bizzat ordu mensuplarına hitaben söylenmiş olmakla birlikte, manevi cihadı ve İslam davasını omuzlayan her bir fert için de derin hakikatler barındırır.
Asker neferatı siyasete karışmaz ve siyasi arenada gördükleri eksiklikleri ve sıkıntıları başıboş olmakla düzeltemezler. Onların vazifesi Ülkenin askeri noktada inkişaf ve ilerlemesini sağlamaktır. Buradaki anahtar kelimelerden biri olan şecaat (yiğitlik, cesaret), metindeki itaat ve intizam kavramlarıyla birleştiğinde, İslam ahlakındaki en dengeli ve en yüksek mertebelerden birine dönüşür. Bu ifadeyi şecaat ekseninde şu şekilde izah edebiliriz:
1. Hakiki Şecaat: Maddi Kuvvet Değil, Kalbi İmandır
İslam literatüründe şecaat, korkaklık (cebanet) ile delice atılganlık (tehevvür) arasındaki o hassas denge, yani vasat olarak tanımlanır. Bir dava adamının şecaati, hamasi bir kahramanlıktan veya sadece bilek gücünden ibaret değildir.
Tevekkül ve İman Münasebeti: Pasajda zikredilen "Yed-i şecaat" (cesaret eli), gücünü doğrudan sarsılmaz bir imandan ve Allah'a olan tevekkülden alır. Hakiki şecaat sahibi bir mümin, "Allah bes, baki heves." der; dünyanın bütün orduları üzerine gelse, arkasında ilahi gücün (tevhidin) olduğunu bilerek sarsılmaz.
Korkuyu Yenmek: Tevhid bayrağını taşımak, dünyevi hiçbir korkunun (ölüm, hapis, fakirlik, rütbe kaybı) o bayrağı yere düşürmesine izin vermemeyi gerektirir. İşte bu, kalbi bir şecaattir.
2. Şecaatin Kuvvet Kaynağı: İtaat ve İntizam
Üstad, "O yedin kuvveti de itaat ve intizamdır." diyerek şecaatin tek başına soyut bir duygu olarak kalmaması gerektiğini, aksine somut bir disipline bürünmesi gerektiğini vurgular.
Başıbozuk Cesaretin Tehlikesi: Kontrolsüz, itaatsiz ve intizamsız bir cesaret şecaat değil, "tehevvür"dür (körü körüne atılganlık). Düzen ve kural tanımayan yüz binlerce başıbozuk asker ne kadar cesur olurlarsa olsunlar, kendi içlerinde bir bağ kuramadıkları için dağılmaya mahkumdurlar.
Şecaatin Sinerjiye Dönüşmesi: Bin muntazam ve itaatkâr asker, ortak bir gaye etrafında kenetlendiği ve tek bir kumandana itaat ettiği için, şecaatleri birbirine kuvvet verir. Birinin cesareti diğerini ateşler. Böylece bin kişi, yüz bin kişilik bir kuvvete mukabil hale gelir. Dava hayatında da cemaat şuuru, ortak hareket etme kabiliyeti ve rehbere / üstada olan itaat, fertlerin şahsi cesaretlerini muazzam bir manevi orduya dönüştürür.
3. "Bayrak-ı Tevhid" ve Şecaat Münasebeti
Metinde en başa koyulan hedef, "Bayrak-ı tevhid-i ilahi"dir (Allah'ın birliği bayrağı). Bu kutsal bayrağı taşımak şan, şöhret veya dünyevi bir fetih için değildir.
Nefsi Devre Dışı Bırakmak: Hakiki şecaat, nefsin firavunluğunu kırıp, sadece ve sadece Allah'ın adını yüceltmek için öne atılmaktır. Mümin, tevhid bayrağını taşırken kendi şahsını, dehasını veya gücünü değil; o bayrağın temsil ettiği ilahi hakikatleri nazara verir.
Şecaat-i İmaniye: Zor zamanlarda, hakkın ve hakikatin baskılandığı dönemlerde, eğilip bükülmeden "Allah birdir." diyebilmek ve bu inancın izzetini muhafaza etmek, şecaat-i imaniyenin en parlak tezahürüdür.
Özetle; Üstad bu vecizesiyle bize ferman ediyor ki: Sizin elinizdeki cesaret ve yiğitlik, en mukaddes emanet olan tevhid bayrağını taşımaktadır. Ancak bu şecaatin bir netice vermesi, yeryüzünde bir ağırlığının olması ve az bir toplulukla çoklara galip gelebilmesi (bin kişinin yüz bin kişiye mukabil olması); ancak sıkı bir disiplin (intizam) ve ortak amaca sadakatle bağlanmak (itaat) ile mümkündür. Disiplinsiz cesaret hüsran getirir; itaat ve intizamla yoğrulmuş şecaat ise zaferin anahtarıdır.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü