Bediüzzaman Said Nursi, ebced hesaplamasını nasıl öğrendiğini neden söylemiyor ve cifir ilmini bize neden öğretmiyor?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"ÜÇÜNCÜ SUALİNİZ:

"İlm-i cifre anahtar olacak bir ders istiyorsunuz.

"Elcevap: Biz kendi arzu ve tedbirimizle bu hizmette bulunmuyoruz. İhtiyârımızın fevkinde, bize, daha hayırlı bir ihtiyar işimize hâkimdir. İlm-i cifir, meraklı ve zevkli bir meşgale olduğundan, vazife-i hakikiyeden alıkoyup meşgul ediyor. Hattâ, kaç defadır esrâr-ı Kur’âniyeye karşı o anahtar ile bazı sırlar açılıyordu; kemâl-i iştiyak ve zevk ile müteveccih olduğum vakit kapanıyordu."

"Bunda iki hikmet buldum:

"Birisi, لاَ يَعْلَمُ الْغَيْبَ اِلاَّ اللهُ yasağına karşı hilâf-ı edepte bulunmak ihtimâli var."

"İkincisi, hakâik-ı esâsiye-i imâniye ve Kur’âniyenin berâhîn-i katiye ile ümmete ders vermek hizmeti ise, ilm-i cifir gibi ulûm-u hafiyenin yüz derece daha fevkinde bir meziyet ve kıymeti vardır. O vazife-i kudsiyede kat’î hüccetler ve muhkem deliller sûistimâle meydan vermiyorlar. Fakat cifir gibi, muhkem kaidelere merbut olmayan ulûm-u hafiyede sûistimâl girip şarlatanların istifade etmeleri ihtimâlidir. Zaten hakikatlerin hizmetine ne vakit ihtiyaç görülse, ihtiyâca göre bir nebze ihsân edilir."(1)

Görüldüğü gibi Üstadımız, bu ilmi kullanmasına rağmen, başkalarının bu ilmi kullanmasını doğru bulmamıştır.

Çünkü bu ilmi kullanmak için, kutsal metinlerdeki tarihlerin, hicrî mi, Rumî mi yoksa milâdî tarihleri midir iyi bilinmesi gerekli. Hem bir metin okunurken, duruşta farklı harf üzerine durulur, eğer geçiş yapılırsa, farklı şekilde geçilir. Harflerin ayrı bir ebced değeri olduğu gibi, kelimelerin de ebced değerleri bulunmaktadır.

Aynı zamanda kardeş harfler vardır ki, ses uyumundan dolayı birbirinin yerine kullanılabilir. Bunlardan hangisinin kullanılacağının bilinmesi çok zordur.

Bu ilim suistimal edilebilir ve ediliyor da. Belki, İslâm’dan önce, semanın kapıları kapanmadan, cin ve şeytanların kulak hırsızlığı yaparak, müneccimlere aktardığı yarım yamalak bilgiler gibi, bugün verilen yarım bilgilerle, insanlar hayal kırıklığına uğratılabilir.

Diğer bir husus, harf ve kelimelere rakamsal bir takım değerler vermekle iş bitmiyor, onun manevi boyutlarını görecek ve aralarında bağ kuracak basiret ve feraset de gerekiyor. Yani Üstat'taki gibi bir feraset ve basiret olmadan cifir ilmi tek başına yeter bir ölçü değildir.

Ayrıca Üstadımız en yüksek ilim olan iman ve İslam hakikatlerini ders veriyor. Elif-Ba, Arapça, ilimlerin usullerini doğrudan vermez. Çünkü buna kendi hayatı kifayet edemezdi. Kendisi imanı kuvvetlendirecek dersleri verdi. Diğerlerini de isteyen kişiler uygun yerlerden tahsil edebilecektir. Şayet teknik konuları da ders verseydi -muhtemelen- bu hizmet bu kadar büyüyemezdi...

(1) bk. Lem'alar, Dokuzuncu Lem'a.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Yükleniyor...