Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, hilafetin devamı hakkında nasıl bir görüş belirtmiş?
Değerli Kardeşimiz;
Hilafet, siyasi bir mefhumdur. Bütün İslam âleminin siyasi bir çatı altında, beraber kuvvet birliği sağlaması açısından hilafet çok mühim bir kurumdur. Eski dönemlerde hilafet tek merkezden, tek bir halifenin riyasetinde gerçekleşiyordu. Ama zaman başkalaşıp şartlar değiştiği için; İslam âlemi de bu zaman ve şartların tesirine girerek, milliyetçilik akımlarının da baskısı ile İslam âlemi parça parça oldu. Bu yüzden, eski dönemlerdeki gibi, tek merkezden tek halife riyasetinde İslam âleminin birlik olması, âdeta imkânsız hale geldi.
Ama birlik ve beraber olma manası, ebedî bir hakikat olmasından dolayı, yeni teşekküller oluşturarak tekrar dirilebilir. Bugün NATO, Avrupa Birliği, İslam Konferansı Örgütü gibi yeni güç birliği teşekkülleri, eski hilafet makamının yerini doldurabilir. İslam toplumları askeri, siyasi ve iktisadi açıdan ittihad edip bir çatı altında toplayabilirse, eski hilafet manası tekrar dirilebilir. Zaten bundan başka çıkar yol da görünmüyor.
Zamanın şartlarını ve insanların değiştiğini, eski sistemlerin şekil olarak aynı ile ihyasının muhal olduğunu, iyi okuyamayan birtakım ham, kaba, softa, radikal örgütlenmelerin, fevri hilafet çıkışları, deli saçmalığından başka bir şey değildir. Ehl-i tahkik ve münevver insanlar, bu gibi hissi ve fevri fikirlere pek pirim vermez. Bu yüzden, İslam birliğinden önce, iman ve İslam şuurlanmasının yapılması gerekiyor. Bu da azim bir gayret ve büyük bir sabırla olur.
Kestirmeden İslam birliği rüyaları gören insanlar, ekseri olarak, sabır ve gayreti olmayan gençlerdir. Bunlar da ekseri, macera ve hissiyat ile hareket eden ve muhakemesiz insanlardır.
İslam fıkhı açısından "hilafet" zaruri ve elzem bir kurumdur. Bütün İslam âlimleri devlet ve hilafet otoritesinin lüzumu hakkında hemfikirdir. Ama günümüzde bu kurum kesintiye uğradığı için, İslam âleminde bir otorite ve ittihad boşluğu vardır. Bu boşluğun giderilmesi ve ittihadın tekrar oluşması, ancak içtimaî bir dönüşüm ile mümkündür. Yani İslam âlemi yeniden iman ve ibadet yönünden, Müslüman gibi yaşamaya, kardeşlik bağlarını kuvvetlendirmeye çalışırsa, o zaman büyük birlik ve kuvvet hâsıl olur. Tepeden inme bir tarz ile hilafet ve birliğin kurulması, boş hayalden başka bir şey değildir. Bu yüzden, marjinal bir takım sivri fikirli ve arızalı hareketlere prim vermek caiz değildir.
Bu zamanda bir Müslümanın asıl vazifesi, önce sağlam bir imanı elde etmek ve kabre imanla girmeye çalışmaktır. Herkes bu vazifesini tam olarak ifa ederse, o zaman İslam âlemi düzelir. Radikalizmi ve dâhilde silah ile mücadeleyi savunmak hem zararlıdır hem de Ehl-i sünnet âlimlerince caiz değildir.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar