"Bediüzzaman’ın cevap veremeyeceği bir sual yoktur." Risale-i Nur harici disiplinlerde neden evham oldu? İlimleri yetmedi mi?
Değerli Kardeşimiz;
"Kendisi için 'Bediüzzaman’ın cevap veremeyeceği bir sual yoktur.' diye allâmeler tarafından tasdik edilen ve Avrupa’nın bir kısım idrâksiz ve garazkâr feylesoflarının, müteşâbih âyet-i kerime ve hadis-i şeriflere yaptığı taarruzlarını, o âyet ve hadislerin birer mu’cize olduğunu eserleriyle ispat ederek itirazlarını kökünden yıkan ve böylece evhama düşürülen bazı ehl-i ilmi de kurtarıp, İslâmiyete olan hücumları akîm bırakan Said Nursî gibi bir müellifin, elbette dâhi bir müfessir-i Kur’ân ve onun ilminin vehbî ve vâsî olduğuna, eserleri olan Nur Risalelerinin bir hayat boyunca okumaya layık harika bir şaheser olduğuna şüphe edilemez." (Sözler, Konferans)
Bu durumun temel sebebi, geleneksel ilimlerin metodu ile modern felsefeden gelen şüphelerin saldırı biçimi arasındaki farktır. Konuyu şu kısa noktalarla açıklayabiliriz:
Metot Farkı
Klasik ulema, genellikle nakil ve teslimiyet eksenli bir savunma hattına sahipti. Ancak 19. ve 20. yüzyılda Avrupa'dan gelen saldırılar; biyoloji, astronomi ve pozitivist felsefe üzerinden doğrudan akla hitap ediyordu. Bir alim çok derin tefsir veya hadis bilgisine sahip olsa bile, eğer fen ilimleriyle gelen bu yeni felsefi şüphelerin dilini bilmiyorsa, bu durum zihninde sarsıntıya ve evhama sebep olabiliyordu.
Müteşâbih Ayet ve Hadisler
Bazı ayet ve hadisler mecazi veya sembolik manalar taşır. Garazkâr feylesoflar, bu ifadeleri zahiri anlamıyla alıp fen ilimlerine aykırıymış gibi gösterdiler. Bu noktada klasik tefsir usulleri bazen modern itirazları tam karşılayacak ikna edici izahı o an üretemediği için, bazı ilim ehli bu saldırılar karşısında bocalamıştır.
İlim Evhamı Neden Kovmadı?
İlim tek başına yeterli olmayabilir; önemli olan o ilmin vaktin hastalıklarına uygun bir ilaç olmasıdır. Risale-i Nur'un farkı, dini meseleleri mantık ve bürhan süzgecinden geçirerek, imanı taklidi olmaktan çıkarıp tahkiki hâle getirmesidir. Diğer disiplinlerin (Diyanet, tasavvuf vb.) ayakta kalması ise İslam'ın genel hakikatlerinin sağlamlığındandır; ancak fikri hücumların en yoğun olduğu dönemlerde ikna edici akli savunma ihtiyacı, Risale-i Nur gibi eserleri öne çıkarmıştır.
Sonuç olarak: Bir askerin kılıcı (geleneksel ilim) çok keskin olabilir; ancak karşıdaki düşman uzun menzilli bir tüfekle (modern felsefe) geliyorsa, o askerin de yeni bir savunma stratejisine ihtiyacı olur. Bahsedilen evham, imansızlık değil, modern itirazlara karşı o anlık cevap yetiştirememe tedirginliğidir.
Mesela haşir meselesi -şu ana kadar- Onuncu Söz gibi kapsamlı ele alıp ispat eden bir risale, klasik tefsir ve ekollerde gösterilemedi!..
"Nakil"den "Akıl ve Müşahede"ye Geçiş
Klasik tefsirlerde Haşir meselesi genellikle "Sem’iyyat" başlığı altında incelenir. Yani, "Allah ve Resulü haber verdiği için haktır, vuku bulacaktır." denilir ve nakli delillere dayanılır.
Klasik Yaklaşım: "Kur'an böyle diyor, o halde iman etmeliyiz."
Haşir Risalesinin Metodu: "Kâinattaki hikmete, adalete, yardımlaşmaya ve her bahar yaşanan dirilişe bak; bu icraatları yapan bir Sultan’ın, haşri getirmemesi imkânsızdır."
İstikra (Tümevarım) ve Temsil Metodu
Haşir Risalesi, meseleyi sadece dini bir metin olarak değil, bir varlık felsefesi ve mantık silsilesi olarak ele alır.
Esma-i Hüsna Odaklı İspat: Her bir hakikat, bab, suret; Allah’ın bir ismine dayanır. Mesela; "Cevad ve Kerim bir zat, bu kadar ikram ettiği misafirlerini ebedi bir ziyafete çağırmayı ihmal etmez." diyerek, ilahi sıfatların haşri iktiza ettiğini ispat eder.
Gözlem: Doğadaki her bir çiçek ve böceğin yaratılışındaki sanatı, gelecekteki büyük dirilişin küçük birer numunesi olarak sunar.
"İmkân"dan "Vukuat"a
Eski kelam alimleri daha çok haşrin mümkün olduğunu kanıtlamaya çalışırken; Risale-i Nur haşrin vuku bulmasının zorunlu olduğunu, yani haşir olmazsa kâinattaki bütün nizamın boşa çıkacağını ispat eder.
Diğer Disiplinler Neden "Evhama" Düştü?
Diyanet veya diğer ekoller bu sarsılmaz mantık örgüsünü gördükleri için zaman zaman kaynak göstermeden de olsa bu eserlerden istifade ederler. Çünkü modern insanın "Acaba?" diye sorduğu bir çağda, sadece "Kitapta yazıyor." demek felsefi şüpheyi tam susturmuyor. Onuncu Söz gibi eserler, imanı bir teslimiyet meselesi olmaktan çıkarıp, inkârı imkânsız bir matematiksel kesinliğe dönüştürdüğü için eşsiz kabul edilir.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
"Risale-i Nur'un farkı, dini meseleleri mantık ve bürhan süzgecinden geçirerek, imanı taklidi olmaktan çıkarıp tahkiki hale getirmesidir. Diğer disiplinlerin (Diyanet, tasavvuf vb.) ayakta kalması ise İslam'ın genel hakikatlerinin sağlamlığındandır; ancak fikri hücumların en yoğun olduğu dönemlerde ikna edici akli savunma ihtiyacı, Risale-i Nur gibi eserleri öne çıkarmıştır." diyorsunuz
Demekki diğer disiplinlerde tasavvuf, diyanet vs zamanın gelen evhamına karşı," bunlar evham, boşver bunları"tarzında söylemler ile kendi disiplinini pekiştirme var.Aslında evhamı bastırma var, ama bu yolda da evhamını bastırmayan risalei nur gibi bir eser elde edemezse bu sefer iman çizgisinden çıkma durumu başlayabilir.
Ama Risale-i nurda ise bu evham üzerinden aklî yoldan, o evhamın zayıflaması var.Tabi kasden, araştırarak menfi kitaplarla uğraşmadan evham üzerine gidilmeyecek. Evham dışarıdan gelirse Nur ile müdafaa etmek var.
Risale-i Nur harici disiplin mi var ki evham olsun. Her ilmin müntehası zaten var. Fıkh-ı ekber olan esasat-ı imaniye ile iştigal ettiğimiz için... (Barla Lâhikası)