"Belki o emr-i itibarînin illeti, bir rüçhâniyet derecesinde bir vaziyet alsa, o emr-i itibarî sübut bulabilir. Öyle ise, o anda onu terk edebilir." İzah eder misiniz? Buradaki rüchaniyeti nasıl anlamalıyız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İnsanın iradesinin esasını ve temelini oluşturan meyelandır. Meyelan ise insanın birçok seçeneklerden birisine meyletmesi ve ona yönelme arzusudur. Bu yönelme arzusu olan meyalan, mevcut bir şey değildir. Harici bir vücudu yoktur. Yani eni, boyu, ağırlığı, hacmi olan bir cisim gibi değildir.

Meyelan, itibari bir şey olmasından dolayı kula verilmiştir, mevcut ile madum arası, itibari ve nisbi bir emirdir denilmiştir.

İmam-ı Maturidi, meyelanı, itibari olarak kabul ettiği için, kula vermiştir. İmam Eşari ise, mevcut nazarı ile baktığından, kula vermemiştir. Ancak, meyelandaki tasarrufu, itibari gördüğü için kula vermiştir. Dolayısı ile her iki imam da iradeyi kabul etmişlerdir.

Üstad Hazretleri mevcudattan olmayan nisbi emirlere kudretin taalluk etmediğini şu şekilde ifade ediyor:

"Hülâsa: Âdetullahın cereyanı üzerine hasıl-ı bil'masdarın vücudu, masdara mütevakkıftır. Masdarın esası ise, meyelandır. Meyelân veya meyelândaki tasarruf mevcudattan değildir ki, bir müessire ihtiyacı olsun. Mâdum da değildir ki, hasıl-ı bil'masdar gibi mevcud olan bir şeyin vücuduna şart kılınmasına veya sevab ve ikabasebeb olmasına cevaz olmasın."(1)

“Emr-i itibari, illeti tamme istemez.” demekten maksat, itibari şeyler, kudretin taalluk ve tecellî dairesine girmez demektir. Şayet girmiş olsa idi, kudret devreye girer, iradenin seçme hürriyetini ortadan kaldırırdı. Bu durumda da cebir olurdu.

“Belki o emr-i itibarînin illeti, bir rüçhâniyet derecesinde bir vaziyet alsa, o emr-i itibarî sübut bulabilir. Öyleyse, o anda onu terk edebilir. Kur'ân o anda diyebilir ki, 'Şu şerdir, yapma.'."

İnsan iradesini harekete geçiren illet rüçhaniyettir. Rüçhaniyet; devreye girer ve iradeyi tetikler. Rüçhaniyet, burada seçmeyi gerekli kılacak vaziyete getiren bir üstünlük ya da sebeptir. Bu üstünlük vasfı, irade sıfatını tercihe sevkeder. İşte bu safhada, seçme durumu sabit hale gelir. O zaman seçip seçmeme kararı iradeye aittir. Seçmeyip terk de edebilir. Bu tercih sırasında, şeriat, teklifini yapar; “haramdır, yaklaşma!” der, o anda onu terk edebilir.

Allah, meyiller arasında kararını verene kadar insana mühlet veriyor. Kararını verdikten sonra da kudreti devreye girip, o fiili yaratıyor.

Dipnotlar:

(1) bk. İşârâtü'l-İ'câz, Bakara Sûresi 7. Âyet Tefsiri.

(2) bk. Sözler, Yirmi Altıncı Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...