"Ben hilâf-ı âdet olarak, gizlemesi lâzım gelen, Rabbime karşı kalbimin tazarru ve niyaz..." Bu durum Üstad'a mı has? Niyaz ve münacaatımız gizli mi olmalı?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

“Ey bu notaları dinleyen dostlarım! Biliniz ki, ben hilâf-ı âdet olarak, gizlemesi lâzım gelen, Rabbime karşı kalbimin tazarru ve niyaz ve münâcâtını bazen yazdığımın sebebi; ölüm, dilimi susturduğu zamanlarda, dilime bedel kitabımın söylemesinin kabulünü rahmet-i İlâhiyeden rica etmektir...”(1)

Üstadımız burada kendi kaidesinden değil, genel bir kaideden bahsediyor.

Tazarru, Allah ile kul arasında mahrem bir sırdır, ifşa edilmemesi gerekiyor. Bu inceliğe ayetlerde şu şekilde işaret edilmiştir:

"Rabbinize tazarru ile (yalvararak) ve gizlice dua edin. Çünkü O, haddi aşanları sevmez." (A'raf, 7/55)

"Rabbini, tazarru ile (içinden yalvararak) ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle sabah akşam an, gafilerden olma!" (A'raf, 7/205)

Gizli yapılması istenen ibadet, nafile ibadetlerdir. Nafile ibadetler açıktan yapılınca riya karışma tehlikesi vardır. Nafile ibadetleri gizli yapmak daha iyidir. Tazarru ve dua da bir nafile ibadet türü olduğu için ihfası izharından daha faziletlidir. Zaten Üstadımız da “gizlenmesi lazım gelen” ifadesi ile bu inceliğe işaret etmiş oluyor.

Farz olan ibadetlerin açıkça yapılması, gizli yapılmasından daha faziletlidir. Çünkü farz olan ibadetlere kolay kolay riya giremez.

(1) bk. Lem'alar, On Yedinci Lem'a, On İkinci Nota.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...