"İşsizler ömründen şikâyet eder." Neden? "Rahat zahmette, zahmet rahattadır." İzah eder misiniz, rahat rahatlıkta değil mi?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İşte 'sünnetullah' tabir edilen, kâinatta cereyan eden bu sırlı uzun düsturdandır ki, işsiz, tembel, istirahatle yaşayan ve rahat döşeğinde uzananlar, ekseriyetle, sa’y eden, çalışanlardan daha ziyade zahmet ve sıkıntı çeker. Çünkü daima işsizler ömründen şikâyet eder, eğlence ile çabuk geçmesini ister. Sa’y eden ve çalışan ise şâkirdir, hamd eder, ömrünün geçmesini istemez.

اَلْمُسْتَرِيحُ الْعَاطِلُ شَاكٍ مِنْ عُمْرِهِ وَالسَّاعِى الْعَامِلُ شَاكِرٌ külli düsturdur. Hem o sır iledir ki, 'Rahat zahmette, zahmet rahattadır.' cümlesi darbı mesel olmuştur." (Lem'alar, On Yedinci Lem'a)

İşi gücü olmayan adamlar, bir işle meşgul olmayanlar, yapacak bir şey bulamadıkları için can sıkıntısı çekerler ve vakti nasıl değerlendireceği konusunda bocalarlar ve bocalama neticesinde şeşbeş oynamaya, gereksiz ve lüzumsuz eğlenceler ile vakit öldürmeye başlarlar.

İşsiz ve tembel insanların zahmet ve sıkıntı çekmesi; beden açısından değil, psikolojik açıdandır. İşi ve bir gayesi olmayan adam ruhen çöker ve can sıkıntısı çeker ve bu sıkıntısından kurtulmak için bazen haram eğlenceler ile ömrünü heba eder.

Bir işi bir gayesi bir planı olan adamın hayatı aksiyon ve tempo halinde olduğu için, vakti gayet hızlı ve bereketli geçer; hatta "Keşke gün uzun olsa da şu işimi de görse idim." diyerek, zaman ona yetmemeye başlar. Bu adam için can sıkıntısı ve ruh daralması söz konusu değildir.

"Elbette güçlükle beraber şüphesiz bir kolaylık vardır. Gerçekten güçlükle beraber şüphesiz kolaylık vardır. Öyleyse, bir işi bitirince hemen diğerine giriş. Ve umduğunu yalnız Rabbinden iste." (İnşirâh 94/5, 8)

Müslüman -dinlenme dışında- hem bir saniye boş durmamalı, bir işini bitirince hemen diğerine atılmalı; hem de yalnız Allah’a güvenmeli, yalnız Allah’tan istemelidir. Bir saniye boş durmaksızın çalışmak görünüşte zahmettir ve zorluktur. Fakat bu zorluğun ve zahmetin sonunda Allah’ın ihsan ettiği meyveler, nimetler, bereketler, kazançlar, ücretler, mükâfatlar, lütuflar, açtığı kapılar o çalışma zorluğunu, zahmetini ve sıkıntısını hiçe indirir. Kul, kalbiyle ve diliyle istediği gibi, bizzat fiiliyle de istemelidir. Yani isteğini fiile ve eyleme dökmelidir ki, Rabbinin kabulüne yaklaşsın.

Çalışma ve zahmeti bir ağaca benzetecek olursak; bu zahmetin sonucunda gelen nimet, bereket ve zenginlikler de bu ağacın meyveleri oluyor. Tembel insan bu ağacı dikmediği için, ağaçtan hasıl olan meyve ve neticelerden de mahrum kalıyor. Zahmetin neticesi zenginlik ve bereket iken, tembelliğin sonucu sefalet ve fakirliktir.

Biz rahatı bedenin tembel tembel pineklemesi olarak anlıyoruz; oysa rahatlık insanın çalışmalarının neticesinde kendi ihtiyaçlarını karşılaması, namerde muhtaç olmaması, imkânlarının genişlemesi, maddi ve manevi güç kazanmak gibi şeylerdir. Tembel adam beden açısından kısmen rahat edebilir; ama tembelliğin neticesinde gelen sefalet ve fakirlik, o insanı her cihetle yorar ve zillete düşürür.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...