"Musibete giriftar olduğu zaman, sağır, kör esbaptan başka derdine derman beklemiyor. وَمَا دُعَاۤءُ الْكَافِرِينَ اِلاَّ فِى ضَلاَلٍ sırrına mazhar oluyor." Ayetin manasıyla izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Seni bu hataya atıp bu vartaya düşüren, bir gözlü dehândır. Yani, harika, menhus zekândır. O kör dehân ile her şeyin hâlıkı olan Rabbini unuttun, mevhum bir tabiata isnad ettin, âsârını esbaba verdin, o Hâlıkın malını bâtıl mâbud olan tâğutlara taksim ettin. Şu noktada ve o dehân nazarında, her zihayat, her bir insan, tek başıyla hadsiz adaya karşı mukavemet etmek ve nihayetsiz hâcâtın tahsiline çabalamak lazım geliyor. Ve zerre gibi bir iktidar, ince tel gibi bir ihtiyar, zâil lem'a gibi bir şuur, çabuk söner şule gibi bir hayat, çabuk geçer dakika gibi bir ömürle, o hadsiz a'dâya ve hâcâta karşı dayanmaya mecbur oluyor. Halbuki, o biçare zihayatın sermayesi, binler matluplarından birisine kâfi gelmiyor. Musibete giriftar olduğu zaman, sağır, kör esbabdan başka derdine derman beklemiyor. وَمَا دُعَۤاءُ الْكَافِرِينَ اِلاَّ فِى ضَلاَلٍ ["Kâfirlerin duası ancak boşa gider." (Ra'd, 13/14)] sırrına mazhar oluyor." (Lem'alar, On Yedinci Lem'a.)

Kâfirler, Allah’ın varlığını ve birliğini inkâr edip; kör, sağır, dilsiz ve şuursuz olan tabiata inandıkları için, çaresizliklerinden kaynaklanan duaları, yakarışları Allah katında makbul olmaz. Allah, inkâr eden kâfirleri kendi dertleri ile baş başa bırakır, onlara yardım etmez ve bir ferahlık vermez.

İnsan yaratılış bakımından gayet aciz, zayıf, fakir ve nahiftir. Huzurunu bozacak düşmanı çoktur. Bu sebeple insan, kudreti sonsuz, zenginliği nihayetsiz olan Allah’tan medet dilemeye ve ona sığınmaya muhtaçtır. Allah’ı tanımayan bir insanın, huzurlu olması mümkün değildir.

İnsan, fıtratının gereği olarak her zaman duaya ve yakarmaya çok muhtaçtır. Bunun için de Allah’a iman etmek, onu tanımak ve usulüne uygun bir şekilde niyaza etmek gerekir. Bu incelik ayette çok veciz bir şekilde ifade edilmektedir.

Mesela, bir kâfir musibete giriftar olduğu zaman, sağır ve kör olan tabiattan başka derdine derman beklemiyor. Oysa kör ve sağır tabiat, onun sesini işitmez, feryadını duymaz, ona merhamet etmez, derdine çare olmaz. Allah da onun inkârına bir ceza olarak dualarına cevap vermiyor; bu durumda kâfir bu koca kâinatta dertleri ile birlikte yapayalnız ve çaresiz bir halde kalıyor.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...