"Benim hesabıma a’mâl-i uhreviyelerinin bir nevi zekâtını vermek..." Üstad, neden talebelere kendi yerinde ibadet etmesini istiyor? Hasta iken yapılamayan ibadetlerden mazur değil miyiz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Buradaki ifadeden anlaşılan, Üstad, kendisi için ibadet yapmalarını değil, yapılmış amellerden ve ibadetlerden hâsıl olan sevaptan hissedar olduğunu söylüyor. Bunun da şeriata aykırı hiçbir yönü yoktur. Zira sevap bahşetmek şeriatta mevcuttur. Okuduğumuz Kur’an, Cevşen, yaptığımız hayır ve ettiğimiz duaları geçmiş peygamberlere ve salihlere bağışlamak buna misal olabilir.

Sahabeler hayatta iken hem Peygamber Efendimize (asm), hem de birbirlerine sevap bahşetmeleri de söz konusudur. Dinimizde, kimse kimsenin şahsî farzlarını bir diğerinin adına ifa edemez. Mesela birisi diğerinin yerine, "bugün namazını kılayım", diyemez.

Üstad, şahsına ait farzları ya da ibadetleri, talebelerine havale etmiş ya da yaptırmış değildir.

Allah, hasta ve özür sahiplerine gereken kolaylığı sağlamış ve usulünü bildirmiştir. Hasta iken, ibadetler, yani farzlar terk edilemez, ama kolaylık gösterilir. Kişi ayakta duramıyorsa, namazını oturarak kılabilir; keza, oruç tutamıyorsa, fidye verebilir...

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 3.641
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

bilfon
Yine risalelerde geçen, İki samimi din kardeşinden, birinin yerine diğerinin yatması; aynı musibeti 2 farklı kişi çekebildiğine işaret olduğu gibi, Nafile ibadetler bakasının ruhu namına yapılabilir Allah-u Alem.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...