Beyanındaki beraatin mucizeliğinin bir vechi olan isbat bölümünde misal olarak Kâf Sûresi verilmiş, burayı izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

“İşte, كَيْفَ lâfzındaki keyfiyet noktasında şu hakikati gösterdiği gibi, çok sûrelerde tafsille zikreder. Meselâ, Sûre-i قۤ - وَالْقُرْاٰنِ الْمَجيِدِ de öyle parlak ve güzel ve şirin ve yüksek bir beyanla haşri ispat eder ki, baharın gelmesi gibi kat’î bir surette kanaat verir.
İşte, bak: Kâfirlerin, çürümüş kemiklerin dirilmesini inkâr ederek “Bu aciptir, olamaz” demelerine cevabenاَفَلَمْ يَنْظُرُوۤا اِلَى السَّمَاۤءِ فَوْقَهُمْ كَيْفَ بَنَيْنَاهَا وَزَيَّنَّاهَا وَمَالَهَا مِنْ فُرُوجٍ ilâ âhir, كَذٰلِكَ الْخُرُوجُ ’a kadar ferman ediyor. Beyanı su gibi akıyor, yıldızlar gibi parlıyor. Kalbe hurma gibi hem lezzet, hem zevk veriyor, hem rızık oluyor.” (Sözler, s. 414)

1. “Kâf.”

وَالْقُرْآنِ الْمَجِيدِ “Kur'an-ı Mecid’e Yemin olsun.”

بَلْ عَجِبُوا أَنْ جَاءَهُمْ مُنْذِرٌ مِنْهُمْ

2. “Doğrusu kendi içlerinden bir uyarıcı geldiğine şaşırdılar.”

فَقَالَ الْكَافِرُونَ هَذَا شَيْءٌ عَجِيبٌ “Kâfirler şöyle dediler: Bu şaşılacak bir şey!”

أَئِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا

3. “Öldüğümüzde ve bir toprak olduğumuzda mı (tekrar dirileceğiz?)”

ذَلِكَ رَجْعٌ بَعِيدٌ “Bu çok uzak bir dönüş.”

قَدْ عَلِمْنَا مَا تَنْقُصُ الْأَرْضُ مِنْهُمْ

4. “Biz toprağın onlardan neyi eksilttiğini elbette bilmekteyiz.”

Toprağın, onların cesetlerinden neler yediğini biz biliriz.

İnsanın aslının toprakta kaybolup gitmesinden hareketle, ölülerin diriltilmesini istib’ad ediyorlar, yani akıldan uzak görüyorlar. Âyet ise, bu akıldan uzak görmeyi reddediyor.

وَعِنْدَنَا كِتَابٌ حَفِيظٌ “Yanımızda her şeyi muhafaza eden bir kitap var.”

Bu kitap, her şeyin teferruatını muhafaza eden bir kitaptır.

Âyetten murad, ezbere kitabı mütalaa eden birinin onun tamamına hâkim olması gibi, AllahTeâlânın da mülkünde cereyan eden her şeye hâkim olmasını temsilen anlatmaktır.

Veya “her şeyi muhafaza eden kitab”tan murad levh-i mahfuz olabilir. Allah, her şeyin tafsilatını nezdindeki levh-i mahfuzda tesbit etmiştir.

بَلْ كَذَّبُوا بِالْحَقِّ لَمَّا جَاءَهُمْ

5. “Doğrusu hak kendilerine gelince onu yalanladılar.”

فَهُمْ فِي أَمْرٍ مَرِيجٍ “Şimdi onlar kararsız bir hâldedirler.”

أَفَلَمْ يَنْظُرُوا إِلَى السَّمَاءِ فَوْقَهُمْ

6. “Onlar üstlerindeki göğe bakmadılar mı?”

Yeniden hayat bulmayı inkâr ederlerken, bunlar âlemin yaratılışında Allah’ın kudret eserlerine bakmadılar mı?

كَيْفَ بَنَيْنَاهَا وَزَيَّنَّاهَا “Biz onu nasıl bina ettik ve süsledik?”

Biz o semayı direksiz olarak nasıl bina ettik ve onu yıldızlarla nasıl süsledik?

وَمَا لَهَا مِنْ فُرُوجٍ “Onun hiç bir çatlağı yoktur.”

وَالْأَرْضَ مَدَدْنَاهَا

7. “Yeryüzünü de yaydık.”

وَأَلْقَيْنَا فِيهَا رَوَاسِيَ “Ve orada sabit dağlar yerleştirdik.”

وَأَنْبَتْنَا فِيهَا مِنْ كُلِّ زَوْجٍ بَهِيجٍ “Ve onda her türden iç açıcı çift bitkiler bitirdik.”

تَبْصِرَةً وَذِكْرَى لِكُلِّ عَبْدٍ مُنِيبٍ

8. “(Bütün bunlar), samimiyetle Allah’a müteveccih olan her kulun gönül gözünü açmak ve ona öğüt vermek içindir.”

وَنَزَّلْنَا مِنْ السَّمَاءِ مَاءً مُبَارَكًا

9. “Bir de gökten bereketli bir su indirdik.”

فَأَنْبَتْنَا بِهِ جَنَّاتٍ وَحَبَّ الْحَصِيدِ “Onunla bahçeler ve biçilecek taneler bitirdik.”

İndirdiğimiz o mübarek su ile meyve dolu bahçeler ve buğday, arpa gibi hasat edilen mahsuller bitirdik.

وَالنَّخْلَ بَاسِقَاتٍ لَهَا طَلْعٌ نَضِيدٌ

10. “Tomurcukları birbiri üzerine dizilmiş uzun boylu hurma ağaçları yetiştirdik.”

Bu vasıfta hurma ağacının müstakil olarak zikri, gayet yüksek ve çok faydalı olmasındandır.

رِزْقًا لِلْعِبَادِ

11. “Kullara rızık olarak (yaptık).”

Bütün bu topraktan bitirdiğimiz yiyecekleri kullara rızık olmak üzere yarattık.

وَأَحْيَيْنَا بِهِ بَلْدَةً مَيْتًا “Onunla ölü bir beldeye hayat verdik.”

كَذَلِكَ الْخُرُوجُ “İşte (kabirlerden) çıkış da böyledir.”

Bu ölü belde gökten indirdiğimiz su ile hayatlandığı gibi, ölümden sonra sizin kabirlerden çıkışınız da böyle olacaktır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...