"Bir-iki gazete matbaası ve kütübhanesi darmadağın edilerek... Mekteblilerin ağzıyla ve harekâtıyla ve fiilleriyle protesto edildi…" Bu, müspet hareket düsturumuza zıt değil mi?
Değerli Kardeşimiz;
"Lehü'lhamdü ve'l-minnetü, dün, Nurun mânevî bir fütuhatı, bütün azamet ve dehşetiyle İstanbul'da görüldü."
"Küfr-ü mutlakı dünyaya, hususan âlem-i İslâma yerleştirmek isteyen bir cemiyet ve onun nâşir-i efkârı ve mürevvic-i âmâli olan bir iki gazete matbaası ve kütüphanesi darmadağın edilerek, dinsiz yaptık, komünist yaptık zannedilen gençlik ve mekteplilerin ağzıyla ve harekâtıyla ve fiilleriyle protesto edildi. 'Kahrolsun komünistlik' diye beddualar edildi. Bu cemiyetin, binler lira maddî, milyonlar lira da manevî zararı oldu. Ve üzülen bizlere, kalbimiz ve ruhumuzla çok alâkadar bir şahs-ı mânevî, 'Ey Nurcular! Şimdi maddî imkân hâsıl olmuyor diye üzülmeyiniz. Nurun fütuhatı geniş bir sahada devam ediyor. Küllî bir muvaffakıyet hâsıl oluyor. Vesaire, vesaire...' diye bağırdı..."(1)
Evvelâ; bu hâdiseyi yapanlar Nurcular değil; memleketin gençleridir.
İkincisi; bu hâdise bu vatanın gençlerinin komünizme yem olamayacağının bir ispatı hükmündedir.
Üçüncüsü; Nurcuların gazete basması ve sokaklarda eylem yapması, Risale-i Nur'un müsbet hareket mesleğine uygun değildir.
Dördüncüsü; bu hâdise üzerinden sosyolojik bir tevil yapılmaktadır. Yoksa o hâdiseyi bizzat desteklemek söz konusu değildir. Yani gençlerin protestosu güzel ve müsbettir ama, yakıp yıkmaları menfi bir harekettir ve doğru değildir.
Ayrıca o tip gazeteler pek de masumane hareket etmiyorlar, tam bir fesat yuvası gibidirler. Fikir ve düşüncelerini, terör ve şiddete bulaşmadan, kanunlara uygun bir şekilde ifade edenlere hiç bir sözümüz yoktur.
(1) bk. Emirdağ Lahikası-I, 66. Mektup.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü