"Bir sultanın birtek işareti yalan olmamak için bazan bir ordu hareket edip çarpıştığı halde, o pek ciddî ve izzetli sultanın binler sözleri..." İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
Acaba, bir sultanın birtek işareti yalan olmamak için bazan bir ordu hareket edip çarpıştığı halde, o pek ciddî ve izzetli sultanın binler sözleri ve vaadleri ve tehditlerini yalan çıkarmak hiçbir cihette kabil midir? Ve hakikatsız olmak mümkün müdür?
Allah, bütün semavî kitapları ve gönderdiği bütün hak elçileri ile ebedî bir hayatın olacağını haber verip vadediyor. Bu kadar vaatlerden sonra ahireti yaratmayarak -hâşâ- kendini yalancı ve sözüne güvenilmeyen birisi durumuna düşürmesi asla mümkün değildir.
Şeref ve haysiyet sahibi bir padişah bile verdiği sözünü yerine getirmek adına bütün tehlikeleri göze alabilirken, sonsuz şeref ve izzet sahibi Cenab-ı Hakk’ın -hâşâ- kendi vaadini yalanması ve sözünü boşa çıkarması elbette mümkün değildir.
İnsandaki şeref ve haysiyet, Allah’ın sonsuz izzet ve azametinin cüz’î bir tecellisidir. Bu tecelli bile sözünden dönmeyi kerih ve çirkin görürken tecellinin, menba ve kaynağı olan Allah, elbette sözünden dönmeyi daha kerih daha çirkin addeder. Allah izzet ve haysiyete yakışmayan bu gibi durumlardan mukaddes ve münezzeh olur.
"Hulfü’l-vaad ise, hem zillet, hem tezellüldür." (10. Söz)
Hulfü'l-vaad; ahdinden dönmek, verdiği sözü yerine getirmemek mânasına geliyor.
“Hulf-ül vaad ya cehilden, ya aczden gelir.”(10. Söz)
Bir va’di yerine getirmemenin iki temel sebebi olabilir:
Birisi; o vaad ettiği şeyi yapmaya ilmi kifayet etmez.
İkincisi ise, onu yerine getirmeye gücü yetmez. Sonsuz ilim ve kudret sahibi olan Allah için bu şıklardan ikisi de düşünülemez. Cenâb-ı Hak, dünyayı yaratmayı bildiği gibi ahireti yaratmayı da bilir. Keza, dünyayı yaratmaya gücü yettiği gibi ahireti yaratmaya da yeter. O halde, vaad ettiği ahireti mutlaka yaratacaktır ve yaratmıştır.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü