Onuncu Söz, Sekizinci Hakikat hakkında bilgi verir misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Üstadımız Sekizinci Hakikat'te “Bâb-ı vaad ve vaîd” ile ahirete bir pencere açmıştır. Bu delili şöylece özetleyebiliriz:

"Hiç mümkün müdür ki, Alîm-i Mutlak ve Kadîr-i Mutlak olan şu masnuatın Sânii, bütün enbiyanın tevatürle haber verdikleri ve bütün sıddıkîn ve evliyanın icmâ ile şehadet ettikleri mükerrer vaad ve vaîd-i İlâhîsini yerine getirmeyip hâşâ acz ve cehlini göstersin? Halbuki, vaad ve vaîdinde bulunduğu emirler, kudretine hiç ağır gelmez? ..."(1)

Hâlbuki vadettiği şeyler, O’nun kudretine hiç ağır gelmez. Bilakis O’na pek hafif ve pek kolaydır. Geçmiş baharın hesapsız mevcudatını gelecek baharda iade etmek kadar kolaydır.

Hem vadettiği şeyler öyle şeylerdir ki, bütün peygamberler tevatürle onları haber vermiş ve bütün evliya icma ile onların vukuuna şehadet etmişlerdir.

Hem Allah’ın vaadini yerine getirmemesi ve sözünden dönmesi, O’nun izzetine zıttır ve zatına yakışmaz!

Evet, Cenab-ı Hakk'ın her zaman cenneti teşvik edip emirlerine itaat edenlere vaadetmesi ve cehennemden sakındırıp yasaklarına uyulmaması durumunda oraya gideceklerini ısrarla hatırlatması bir hakikat iken, bunları yaratmaması ve böylece -haşa- aczini ve cehlini kabul etmesi, ayrıca bu ilahi ihtarları insanlara bildiren bütün enbiya ve evliyayı yalancı çıkarması mümkün değildir.

Çünkü vaadini yerine getirmemek bir züldür. Allah böyle bir şeyden sonsuz kere münezzeh ve âlidir. Ayrıca vaadini yerine getirmemek ya aczden ya da cehilden gelir. Allah'ın sonsuz kudret ve ilim sahibi olduğuna bütün kainat maddesi ve manasıyla şahittir. Bununla beraber, Allah'ın cennet ve cehennemi yaratmaması, düşmanları olan kafirlerin "Ahiret yoktur, böyle bir alem olamaz." olan davalarında ve iddialarında tasdik etmektir ki, böyle bir şeyden de sonsuz münezzeh ve âlidir.

Şimdi bu önemli ve son derece kuvvetli delili maddeleyerek toparlayalım:

1. Cenab-ı Hak müminlere cenneti ve kâfirlere de cehennemi vadetmiştir.

2. Cenab-ı Hak bu vaadini bizlere, peygamberleri ve kitapları aracılığı ile bildirmiştir.

3. Demek ahireti getirmemek, bütün peygamberleri yalancı çıkarmak ve bütün kitapları tekzib etmek demektir. Elbette Allah Teâlâ, o en sadık kullarını yalancı çıkarmaktan ve kendi kitaplarını tekzib etmekten son derece münezzeh ve mukaddestir.

4. Sözünden caymak ve vaadinden dönmek ya cehalet ya âcizlik ya da yalancılık sebebiyledir. Madem AllahTeâlâ hakkında cehalet, âcizlik ve yalan düşünülemez, öyleyse ahiretin varlığı da inkâr edilemez.

5. Demek ahiretin varlığını inkâr edenler, Cenab-ı Hakk’ı cehaletle, âcizlikle ve yalancılıkla itham etmektedirler ki; bu azîm cinayetin cezası da elbette cehennem olacaktır.

(1) bk. Sözler, Onuncu Söz, Sekizinci Hakikat.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...