"Birden manevî bir sinema ile elli sene sonraki vaziyetleri bana göründü." Allah bildirirse, büyük zatlar gaybı bilebilir; peki bunu gizlemeleri gerekmez mi?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Göründü" ifadesini iki şekilde anlayabiliriz.

Birincisi, İslam itikadına göre ömrünü sefahette geçirmiş birisinin kabirde azap çekmesi kuvvetle muhtemel bir manzaradır. Üstadımız bu manzarayı umumî bir kaide olarak zikrediyor.

İkincisi, Üstadımızın velayet kuvveti ile o manzarayı görmüş olmasıdır ki, Ehl-i sünnet itikadında evliyanın böyle manevî ve gaybî keşifler yapması caizdir ve vakidir...

Üstad'ın Risale-i Nur'un makbuliyetine dair çıkarmış olduğu müjde ve iltifatlar ya Kur’an ayetlerinden ya Hazret-i Ali (ra)’in Celcelutiye'sinden ya da Abdulkadir-i Geylanî Hazretlerinin eserlerinden alınmadır. Dolayısı ile Üstadımız kendi kerametini değil, bu mübarek kaynaklarda bulunan keramet derecesindeki işaret ve iltifatları meydana çıkarıyor.

Üstadın böyle bir beyanda bulunmasının en büyük gayesi ise, bu zamanda dehşetli bir cereyan olan dinsiz felsefe karşısında Risale-i Nura bel bağlamış onunla imanlarını kurtaranlara manen destek olmak ve onları psikolojik açıdan te’yid etmektir. Yoksa hâşâ kendine bir kıymet ve makam çıkarmak için değildir.

Umuma bakan ve umumun menfaatine hizmet eden bu tarz kerametlerin izharında bir mahzur yoktur. Çünkü kerametin kaynağı başkası, menfaat temin eden ise umum ehl-i imandır.

“Karşısındaki lise mektebinin büyük kızları, onun avlusunda gülerek raksediyorlardı. Birden manevî bir sinema ile elli sene sonraki vaziyetleri bana göründü.”(1)

Bu ifadeler kerametvari değil, muhtemel iki netice üzerinden yapılan umumî bir değerlendirmedir. Bu dehşetli ahir zamanda insanların ekserisinin dalalete düşeceği, günaha bulaşacağı ve cehenneme gideceği zaten hadislerde açık bir dille ifade edilmektedir ya da kuvvetle muhtemeldir. Yoksa Üstadımız filanca cehenneme gidecek diye kesin bir hükümde bulunmuyor.

(1) bk. Şualar, On Birinci Şua, Üçüncü Mesele.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 4.656
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Keşşaf123

Teşekkür eder saygılarımı sunarım.  Allah bu yolda yar ve yardımcımız olsun. Allah rahmet ve bereketini siz ve bizlerden esirgemesin. Selamünaleyküm

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Merveuruun

Bazıları burda tenkit yolu ile üstadın geleceği gördüğünü söylediğini ancak geleceği sadece Allah görür ayetine muhalif olduğunu söylüyor. Bir talebe sadece dans etti diye nasıl azaba müstehak olsun diye tenkit ediyorlar. Buna nasıl bir izah gerekir?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale

Bu paragrafta bir şahsın ismi geçmiyor bir kişinin özel hayatı afişe edilmiyor genel anlamda hayatını gaflet ve günahlarla geçiren insanların muhtemel kabir ve ahiretteki durumu izah edilmekte.

Yirmi yaşındaki gençlerin elli sene sonraki hallerinin kabirde toprak olması muhakkak ve mukadderdir. Bu ifadede gaybı bilme iddiası bulunmuyor.

Azaba gelince günümüzde insanların geneli gaflet ve dalalet üzerine yaşadığı için kabir azabı çekmeleri yine muhakkak ve mukadderdir. Yani bu ifadeler genel olması ve isim verilmeden ifade edilmesi ciheti ile gaybidir denilemez.

“Öyle bir zaman gelir ki kişi malını helâlden mi, haramdan mı kazandığına hiç aldırış etmez.” (Buhârî, Büyû, 7, 23)

“Öyle bir zaman gelecek ki insanlar iyiliği tavsiye etmeyecek, kötülükten de sakındırmayacaklar.” (Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, VII, 280)

“İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki fâiz yemeyen hiç kimse kalmayacak! Kişi doğrudan yemese bile ona tozundan bulaşacak.” (Ebû Dâvûd, Büyû, 3/3331)

Bu hadisler bu zaman dilimine işaret ediyor ve genel anlamda insanların ahvalinden bahsediyorlar. Bu tip insanların kabirde azap çekmesi de muhtemel ve mukadderdir.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
ubeyd123

şöyle bir itiraz gelebiliyor: Böyle bir durumun, yani oradaki liseli genç kızların istikbaldeki hallerini tasvir etmenin gaybı bilme iddiası olduğu ifade ediliyor. Bu konuya dair izahat verebilir misiniz?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale

Üstad Hazretlerinin bu ifadeleri, geleceği veya gaybı bildiği iddiasında bir kehanet değildir. İslam düşüncesinde ve özellikle tasavvufi gelenekte yer alan "Firasat-ı İmaniye" veya "kalbi basiret" kavramıyla ilişkilidir. Firasat-ı imaniye, kişinin imanının kuvvetiyle hadiselerin ve kişilerin gelecekteki durumlarına dair manevi bir sezgiye ve içgörüye sahip olmasıdır. Bu, Allah'ın izni ve ikramıyla gerçekleşen bir haldir, gaybı bilmek değildir.

Pasajda anlatılan durum, Üstad Hazretlerinin o genç kızların yaşam tarzının, içinde bulundukları manevi boşluğun ve dünya odaklı eğitimin nihai sonuçlarını kalbi bir basiretle görmesidir. O, dans eden genç kızların anlık neşesinin, ahiret inancından yoksun bir yaşamın sonucunda onları kabirde veya yaşlılıkta nasıl bir hüsrana götüreceğini manevi bir 'sinema' ile tasavvur etmiştir. Bu, bir eleştirel gözlem ve manevi bir muhakemenin sonucudur.

Dolayısıyla, bu ifadeler gizli bilgiyi (gaybı) bilme iddiası değil, bilakis insanın hayatının sonunu (ölüm ve ahiret) hesaba katmayan bir yaşamın, dünyevi zevklerin kısa ömürlü olduğunu ve asıl felaketin ahirette yaşanacağını vurgulamak için kullanılan edebi ve manevi bir temsildir.

Ayrıca pasaj da herhangi bir kişinin açık kimliğini vererek şu kimse cehenneme gitti diye bir şey söylenmiyor genel bir durumdan genel bir değerlendirme yapılıyor. Ömrünü gaflet ve eğlencelerle geçirip iman ve ibadetten uzak yaşayan insanların gelecekte başlarına gelmesi muhtemel durumlar tasvir ediliyor bu gaybi bilmek değildir.

Yani pasajda ismi geçen, kimliği belirli bir şahsın akıbeti hakkında bir hüküm verilmiyor. Bu, gaybı bilme iddiasını en baştan geçersiz kılan temel bir unsurdur. Anlatılan durum, gafletle geçen bir hayatın muhtemel sonucuna dair genel bir tasvirdir. Risale-i Nur'da sıklıkla vurgulandığı gibi, bu tür ifadeler, imansız veya ibadetsiz bir yaşamın insanın manevi tekâmülüne ve nihayetinde ahiretine ne gibi zararlar vereceğini gösteren birer ibret dersidir.

Özetle bu, bir gaybı bilme değil, insanoğlunun iki yol ayrımında (imanlı bir hayat veya gafletli bir hayat) yürüdüğünde varacağı muhtemel durakları işaret eden manevi bir uyarıdır. Bu yönüyle, tasvirin asıl amacı korkutmaktan ziyade, düşündürmek ve kişiyi hayatını gözden geçirmeye teşvik etmektir.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...