"Tecelli-i sırr-ı ehadiyet" ne demektir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Ehadiyet: Allah’ın birliğinin her bir fertte, tek bir varlıkta, cüz’î olarak tecellisidir.

Yani Allah, yalnız bütün kâinatın Rabbi değil; bir karıncanın, bir hücrenin, bir atomun da doğrudan Rabbidir.

Ehadiyet, “her bir şeye doğrudan ilahi nazarın ve kudretin temas etmesi” demektir.

  • “Tecellî-i sırr-ı ehadiyet” neyi anlatır?

Tecellî, Allah’ın isimlerinin mahlukatta görünmesi, yansımasıdır. Sırr-ı ehadiyetin tecellisi ise şunu ifade eder:

Her bir canlıda, hatta en küçük mahlukta, doğrudan doğruya Allah’ın isimlerinin yansıması vardır; bu yansıma öyle bir tecellidir ki, Allah’tan başkasına verildiğinde imkânsız sonuçlar doğurur.

Eğer bu sanat ve hikmet, Allah’a verilmezse, her bir sineğin, her bir çiçeğin içinde bir “ilah” farz etmek gerekir. Çünkü o varlıktaki nizam, kudret, hikmet, ilim ancak sınırsız bir kudret ve ilimle olur.

Yani bir tek sineği yaratmak için, bütün kâinatın programını bilmek gerekir; çünkü o sinek kâinatla irtibatlıdır (hava, ışık, su, gıda zinciri vs.). İşte bu “ehadiyetin sırrı”dır: Allah’ın her bir şeyi yaratırken, bütün kâinatla ilgisini bilmesi, fakat bunu doğrudan, tek bir noktada göstermesidir.

  • “Tecellî-i sırr-ı ehadiyet” ne demek?

Her bir zîhayatta (canlıda) görülen mükemmel nizam, sanat ve hikmet; Allah’ın birliğinin, doğrudan, bizzat o fertte parlayan bir yansımasıdır. Bu tecellî Allah’a verilmezse, o küçük varlık içinde sonsuz bir ilim, kudret ve irade farz etmek gerekir ki bu imkânsızdır.

Bir sineği halk etmek (yaratmak) için, onu yaratacak olanın sadece o sineğe değil, onun rızkını veren Güneş'e, onun havasını veren havaya, onun maddesini teşkil eden toprağa ve tüm kâinata hükmetmesi gerekir. Aksi halde, o küçücük varlık yaratılamaz.

Özetle: Tecellî-i sırr-ı ehadiyet, parça ile bütün arasındaki kopmaz bağı ifade eder. Bir çiçeğin nakşındaki mükemmelliğin, ancak tek bir sanatkârın bütün kâinata olan hakimiyetinin yansıması (tecellisi) olmasıyla açıklanabileceğini gösterir. Bu sırrı kabul etmeyip, her parçayı bağımsız bir sanatkârın eseri saymak, her parçaya sonsuz sıfatları yüklemeyi gerektirdiği için, tevhid (birlik) inancının rasyonel zorunluluğunu ispat eden argümanın temel taşıdır.

İlave bilgi için tıklayınız:

- "Ehad", "Ehadiyet", "Ferd", "Ferdiyet", "Tevhid", "Vahdet", "Vahid" ve "Vahidiyet" ne demektir?

- "Gayet derin ve ince ve gayet yüksek ve geniş olan bir sırr-ı ehadiyet ve samediyetin beyanıyla..." Sırr-ı ehadiyet ve samediyet ne demektir?

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
T
Okunma sayısı : 420
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

muratkul

Peki buranın sıfatlarda şeriki olmaması demek olan bir zatı göstermesi vahidiyyetle farkını örneklerle anlatırmısınız 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale
  • Vahidiyet: Sıfatlarda Şeriki Olmamak

Bu, Allah'ın Sıfatlarındaki Birliğini (Vahidiyet'i) ispat eder.

Allah'ın Hayat, İlim, Kudret gibi bütün sıfatlarında asla bir ortağı, benzeri veya dengi yoktur. Bütün kâinatı idare eden tek bir Kudret, tek bir İlim vardır. Kâinattaki BÜTÜNLÜĞÜN ve İNTİZAM'ın tek bir merkezden geldiğini görmektir. 

Yeryüzündeki milyonlarca canlının (bitki, hayvan, insan) hepsinin rızıklandırılması, nefes alması, büyümesi ve ölmesi gibi ortak kanunların hepsinin tek bir Kayyûm ve Rezzâk (Allah) tarafından yönetilmesi. Eğer birden çok ilah olsaydı, bu sıfatların (Rızık verme, Hayat verme) tecellilerinde kâinatta büyük bir karışıklık, nizamsızlık ve çatışma çıkardı. Bu nizam, sıfatlarda şerik olmadığını gösterir.

  • Ehadiyet: Her Bir Cüzde Zâtı Göstermesi

Bu, Allah'ın Zâtındaki Birliğini (Ehadiyet'i) ispat eder.

Zât-ı Akdes, Vahidiyetin genel tecellisinden öte, her bir varlıkta, o varlığın kendisinden ayrılmaz bir şekilde kendine ait hususi bir mühür, bir imza (Sikke-i Ehadiyet) koyar. Bu mühür, o varlığın kime ait olduğunu gösterir. Kâinat içindeki TEK BİR FERDİN veya parçanın dahi bütünü (Zât-ı Ehad'i) göstermesi.

 Tek bir arının veya tek bir çiçeğin yapısındaki inanılmaz sanat, hikmet ve intizamın, kâinatın Hâlık'ı (Yaratıcısı) olan Zât'ın bütün Esma-i Hüsnâ'sının tecellisini yansıtması. Bir arıyı halk etmek (yaratmak), sanki bütün kâinatı halk etmek kadar ilim ve kudret gerektiren sanat incelikleri içerir. Bu durum, o küçük eserin, kime ait olduğunu tartışmaya yer bırakmayacak şekilde hususi bir mühürle göstermesidir.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...