"İ’lem Eyyühe’l-Azîz! Kur’ân-ı Mu'cizü’l-Beyan, hakikatleri durûb-u emsal ile beyan ediyor..." Devamıyla izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İ’lem Eyyühe’l-Azîz! Kur’ân-ı Mu'cizü’l-Beyan, hakikatleri durûb-u emsal ile beyan ediyor. Çünkü, dâire-i ulûhiyete ait hakaik-i mücerrede, dâire-i mümkinatta ancak misaller ile temessül ve tavazzuh eder. Mümkin ve miskin olan insan da daire-i imkânda misallere bakarak, fevkinde bulunan dâire-i vücûbun şuûnatını, ahvalini düşünür."(1)

Nuranîler maddeden mücerreddirler. Onlar ne şekille, ne renkle, ne tartıyla değil, ancak icraatlarıyla bilinirler. Mıknatıs maddîdir, onu görürüz, ama ondaki çekim kuvvetini ancak çivileri çekmesinde seyredebiliriz. Çiviye bakar, çekim gücünü görürüz. İnsanın da ruhu ancak bedeniyle ve onunla yaptığı işlerle bilinir. Ruhun, ilim, irade, kudret gibi sıfatları da doğrudan bilinmezler. Kitaba bakar, onda kendini gösteren ilmi seyrederiz, kişinin ağır bir yükü omuzlandığını seyreder onda gücü ve kuvveti görür takdir ederiz. Bir yoksulun giydirilmesinde, bir fakirin doyurulmasında merhamet ve şefkati seyrederiz. Bütün bu mücerred sıfatlar ve güzellikler ancak müşahhas olan, şekil giymiş ve maddeye bürünmüş şeylerde kendini gösterirler.

“Ete kemiğe büründüm. Yunus diye göründüm” mısralarıyla Yunus Emre bize bu dersi çok veciz bir şekilde verir. Et-kemik olmasaydı Yunus’u bu dünya gözüyle görmemiz mümkün olmazdı.

Cenâb-ı Hakk’ın bir ismi Nur’dur, bütün isim ve sıfatları nuranîdir.

“Ben gizli bir hazine idim bilinmeye muhabbet ettim ve mahlukatı yarattım.”(2)

Hadis-i kudsîsi bu noktada bize ufuk açmakta, İlâhî sıfatları ve isimleri ancak mahlukattaki tecellilerinde okuyabileceğimizi ders vermektedir.

Otuzuncu Söz olan “Ene” bahsinde tafsilatlı olarak işlendiği gibi, insan mahiyetine takılan birçok sıfatlar, haller, kabiliyetler, Allah’ın sıfatlarını ve şuunatını bilmemiz için verilmişlerdir. İnsan bu yaratılışı sayesinde müşahhaslardan mücerredlere geçebilmektedir. Yıldızların direksiz duruşunda, gezegenlerin muvazeneli ve ihtişamlı seyirlerinde Allah’ın kudret ve hikmetini seyrettiği gibi, milyonu çok aşkın hayvan türlerinin her birinin bütün fertlerinin en küçük ihtiyaçlarına kadar gözetildiğini düşünmekle de O’nun rahmet ve inâyetini seyretmektedir.

Kudretimiz Allah’ın kudret sıfatına delâlet ettiği gibi, ruhumuzun mahiyetinin bilinmezliği de O’nun mukaddes Zât’ının akıl ile idrak edilemeyeceğini çok güzel ders verir. Allah’ın isim ve sıfatlarının tecellileri bir cihette sonsuz olduğundan, bu meselenin de sonsuz denecek kadar çok misalleri vardır.

Dipnotlar:

(1) bk. Mesnevi-i Nuriye, Hubab.
(2) bk. Acluni, Keşfü'l- Hafa, II/132.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 4.646
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Adem68474

dâire-i ulûhiyete ait hakaik-i mücerrede deyince SIFAT-I SUBUTİYE Mİ AKLA GELİR,izah edermisiniz 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Sorularla Risale
Dairey-i Uluhiyet denildiğinde başta Zat-ı Akdes, şuunat, sıfat ve isimler akla gelir. 
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...