"Bu asırda en ziyade kuvvetli bir surette o teselliyi ispat eden, gösteren Risale-i Nur’dur." İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
"İnsan için hakikî tesellîyi ve istinat ve istimdat noktalarını yalnız Kur’ân veriyor. En ziyade o tesellîye muhtaç bu zamandır. Bu asırda en ziyade kuvvetli bir surette o tesellîyi ispat eden, gösteren Risale-i Nur’dur." (Kastamonu Lâhikası, 135. Mektup)
Bu vecize, insanın fıtratındaki en derin iki ihtiyacı olan emniyet ve yardım arayışını ele alarak, bu asrın insanının yaşadığı büyük boşluğa harika bir reçete sunuyor. Metni oluşturan temel sacayaklarını şu şekilde analiz edebiliriz:
1. İnsanın İki Büyük İhtiyacı: İstinat ve İstimdat
İnsan, yapısı gereği hem çok aciz hem de çok fakir bir varlıktır. Hayatı boyunca şu iki noktaya dayanmaya mecburdur:
Dayanak Noktası: İnsan acizdir, elinden hiçbir şey gelmez. Bu nedenle her an başına gelebilecek hastalıklardan, musibetlerden, ayrılıklardan ve en nihayetinde ölümden korkar. Bu korkulara karşı sırtını yaslayabileceği, kendisini güvende hissettirecek sonsuz bir güç sahibine, yani bir istinat noktasına muhtaçtır.
Yardım İsteme Noktası: İnsan fakirdir ve elinde zati olarak hiçbir sermayesi yoktur. İşte bu özellikte bir insanın arzuları, emelleri ve ihtiyaçları ebede kadar uzanır ama bunları gerçekleştirmeye gücü yetmez. Bu bitmek bilmeyen ihtiyaçları için her şeye gücü yeten bir zattan yardım almaya, yani bir istimdat noktasına ihtiyacı vardır.
Metin, bu iki noktayı ve bunlardan doğan hakiki teselliyi yaratılmış hiçbir felsefenin, ideolojinin veya maddi gücün veremeyeceğini; bunu yalnız ve yalnız Kur’ân’ın sağladığını ilan eder.
2. "En Ziyade O Teselliye Muhtaç Bu Zamandır"
Neden bu zaman? Çünkü eski asırlara kıyasla bu asırda insanı sarsan, yalnızlaştıran ve ümitsizliğe sevk eden faktörler çok artmıştır.
Maddi olarak her şeye ulaşıyor gibi görünen modern insan, manevi olarak tam bir boşluktadır.
Ölümü bir yok oluş gibi gösteren materyalist felsefe, hayatı tesadüflerin oyuncağı olarak sunarak insanın ruh dünyasını derin bir anlamsızlık girdabına itmiştir.
Dolayısıyla tarihin hiçbir döneminde insanlık, Kur'an'ın sunduğu (mealen) "Sapsarı kesilmiş bir dünyada yalnız değilsiniz; her şey bir Rahîm ve Hakîm olan Allah'ın kontrolündedir." (bk. Zümer, 39/21-22, Hadid, 57/20-21) tesellisine bu kadar muhtaç olmamıştı.
3. Risale-i Nur’un Bu Asırdaki Rolü
Peki, Kur'an'ın bu ezeli tesellisini bu çağın insanına kim, nasıl ulaştıracak? Bediüzzaman Hazretleri, bu asırda o teselliyi en ziyade kuvvetli bir surette ispat eden ve gösteren eserin Risale-i Nur olduğunu belirtiyor.
Risale-i Nur bunu soyut bir iddia olarak yapmaz. Akla, kalbe ve ruha hitap ederek; ölümün bir yok oluş değil terhis olduğunu, musibetlerin ardında ilahi rahmet tecellileri bulunduğunu, insanın sahipsiz olmadığını şüphe bırakmayacak bir kesinlikle ispat eder. Böylece Kur'ân'ın o muazzam şifa ve teselli pınarını, asrın insanının hemen yanı başına getirip onun kalbine akıtır.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü