"Ders-i Kur’ân’da arkadaşları olan hâlis ve metin ve sadık zatların o feyizleri ruhen istemeleri ve kabul ve tasdik ve tatbik etmeleri gibi çok cihetlerle,.." İzah eder misiniz?
Değerli Kardeşimiz;
"Saniyen: Risale-i Nur'un tezahürü, yalnız tercümanının fikriyle, veyahut onun ihtiyac-ı mânevî lisanıyla Kur'ân'dan gelmiş. Yalnız o tercümanın istidadına bakan feyizler değil, belki o tercümanın muhatapları ve ders-i Kur'ân'da arkadaşları olan hâlis ve metin ve sadık zatların o feyizleri ruhen istemeleri ve kabul ve tasdik ve tatbik etmeleri gibi çok cihetlerle, o tercümanın istidadından çok ziyade o Nurların zuhuruna medar oldukları gibi, Risale-i Nur'un ve şakirtlerinin şahs-ı mânevîsinin hakikatini onlar teşkil ediyorlar. Tercümanının da içinde bir hissesi var. Eğer ihlâssızlıkla bozmazsa, bir tekaddüm şerefi bulunabilir."(1)
Risale-i Nurların telif edilip yazılmasında binlerce masum Anadolu insanının ruhî ve kalbî ihtiyaçları tesirli olmuştur. Risale-i Nurları sadece Üstad Hazretlerinin bir fikrî mahsulü, bir ilmî çalışması olarak görmek yanlış ve eksik olur. Risale-i Nurlar büyük bir ihtiyaçtan hâsıl olan İlahî bir rahmet ve rahmanî bir hediyedir.
Evet, milyonlarca insan Risale-i Nurlar ile imanlarını kurtarıp ruhunun ve kalbinin açlığını işba’ etmiş, doyurmuşlardır.
İnsanın midesi ekmeğe ve suya nasıl muhtaç ise, onu şiddetli bir şekilde açlık ile taleb ediyorsa, aynı şekilde insanın kalbi ve ruhu da tevhid ve imanı ekmek su gibi ister, onlar nihayetsiz bir açlık ile taleb eder. Risale-i Nurlar Kur’an’ın feyzi ile bu zaman insanının kalb ve ruhuna ihzar ve ithaf edilmiş manevî bir sofradır. Herkes bu sofrayı şiddetle taleb ediyor. İşte Risale-i Nurların telifinde bu ihtiyaç esas sebebtir.
(1) bk. Emirdağ Lâhikası-I, 39. Mektup.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü