"Acz ve fakrın lezzeti, istiğna ve kuvvetten gelen lezzetin fevkinde bir lezzet verir. Yoksa o fakr, gayet müz’iç elemli zillet ve tezellüle vasıta bir yara olarak kalır." İzah eder misiniz?

Soru Detayı

- Fakr nasıl zillet ve tezellüle vasıta bir yara oluyor?
- Fakrı insanlara gösterirsek olur, başka türlü olmaz ki?
- Allah'a dayanmayan fakr gerçi psikolojiyi bozar, dünyayı da yaşanmaz hale getirir...

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Şu acz ve fakrın lezzeti, istiğna ve kuvvetten gelen lezzetin fevkinde bir lezzet verir. Yoksa o fakr, gayet müz’iç elemli zillet ve tezellüle vasıta bir yara olarak kalır." (Nur'un İlk Kapısı, Üçüncü Ders)

İnsanın kendisini aciz ve zayıf görüp ilahi bir kudrete dayanması, kendisini kuvvetli görüp kimseye dayanmamasından çok daha iyidir. Böyle birisinin acz ve fakirlikten aldığı lezzet, kendisini müstakil ve hesap vermez gördüğünden kazandığı lezzetten daha yüksektir.

İnsan, nihayetsiz acizliği ile sonsuz bir kudrete dayanma ihtiyacı duyar. İnsan şayet bu acz ve fakrıyla iman ile sonsuz bir kudrete dayanmazsa, bu acizliği zillet ve tezellül olur. Her hadise karşısında dayanaksız kaldığı için titrer ve korkar. Nihayetsiz acizlik ve fakirlik boşluğunu hiçbir şey ile dolduramaz.

Mesela, bir yıldız dünyamıza çarpacak diye korkudan titrer. Ama Allah'a iman ile sonsuz kudretine dayanmış olsa idi o yıldızın başıboş olmadığını ve ilahi takdire göre hareket ettiğini bilip huzur ve emniyet içinde yaşardı.

Bütün mahlukatın huzurlu ve rahat bir hayat ifa edebilmesi için düşmanlarından, musibet ve belalardan korunmaları gerekir. İnsan kendini başıboş zannetse, her şey ona düşman ve ecnebi olur. Mikroptan gergedana kadar, bir atomdan kuyruklu yıldıza kadar her bir mahluk nokta-i istinadı olmayan bir insan için tehlikeli ve dehşetlidir ve bütün âlem ona düşmandır. İşte bu kadar haşerat ve zararlı mahlukat içerisinde, huzurlu ve saadetli bir hayat yaşanıyorsa bu vicdanın nokta-i istinadını bulmasındandır. Ehl-i dalalet ise nokta-i istinadı olmadığından dolayı, acımasız tabiatın çarkları arasında bir paçavra gibi mahvolup, ölüp, perişan olacağına inanıyor.

İlave bilgi için tıklayınız:

- "Nokta-i istimdat" ve "nokta-i istinat" nedir; nasıl anlaşılmalıdır?

- "Senin nokta-i istinadın ancak ve ancak Allah’a olan imandır. Ruhuna, vicdanına nokta-i istimdat ise ancak ahirete olan imandır." Allah ve ahirete imanın noktayı istinat olması ne demektir?

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...