"Bu çürümüş kemikleri kim diriltecek." ayetiyle, muhatabın İlahi kudrete karşı taciz ile meydan okuduğu ifade ediliyor. Bu ince mana nasıl ve nereden çıkartılabiliyor?
Değerli Kardeşimiz;
Hadisenin önceki seyri nazara alındığında, “Bu çürümüş kemikleri kim diriltecek?!..” ifadesi bir sual değil, bir meydan okumadır. Yani “Kimmiş bunları diriltecek!?. Hayır! Kimse bunları diriltemez. Hiç çürümüş kemikler yeniden dirilip de insan mı olurmuş? Buna nasıl inanılır?” gibi, inkâr kaynaklı mana ve maksatlar için bu cümle sarf edilmiştir.
Ta’ciz, “aciz bırakma” demektir. Burada, “aciz zannetmek, yapmasına akıl erdirememek, o işi imkânsız kabul etmek” manasında kullanılmıştır.
Çürümüş kemik parçasını elinde ufalayarak o cümleyi sarf eden şahsın, kendi dar aklını ve azıcık kuvvetini ölçü alıp, Allah’ın sonsuz kudretini acizlikle itham etmesi, böyle bir işi yapmasının düşünülemeyeceğini vehmetmesi ve o “kudrete karşı taciz ile meydan okuması” söz konusudur.
Burada çok tuhaf bir tablo sergilenmiştir:
O adam bu sözleri sarf etmekle, gerçekte, “ölümünden sonra, kendisini kimsenin diriltemeyeceğini” iddia etmiş oluyor. Hâlbuki, o şahıs henüz hayatta iken kendisini öldürecek kudrete karşı koyamıyor, “Beni kim öldürecekmiş!?..” diyemiyor. Hayatta iken ölümüne karışamayan bir kimse, öldükten sonra dirilmeye nasıl karşı koyacaktır?!.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü
Yorumlar
"Ölmüş ağaçların dirilip yeşillenmesini görüyorsunuz. Odun gibi kemiklerin hayat bulmasını kıyas edemeyip istib’âd ediyorsunuz."
Kemiklerden hayat çıkması, ölüyü diriltmek fakat, ağaçlar için ölüm söz konusu değil, bunun yeşillenmesini dirilme olarak göstermiş. Ağaç kuruyunca belki, hayat aktivitesi yavaşlıyor. Yaşamasa onda hiç bir faaliyet olmaz. Kesilmiş(ölü) kuru bir ağaçtan yeşillenme olsa bu yeniden dirilmeye örnek olabilirdi. Zaten yaşayan birşeyin hayat aktivitesinin artıp yeşillenmesi haşre nasıl delil olabilir ki?
Sizin belirttiğiniz gibi biyolojik olarak bir ağaç tam anlamıyla ölmüyor. Ama bu meselede Kur’ân’ın anlatım yöntemi fen bilimleri perspektifinden farklıdır.
1. "Ölüm" kavramı nispi ve görecelidir:
Bilimsel olarak, ağaç tamamen ölmeden de hayatiyetini yitirebilir. Mesela Kur'anda Hz. İbrahime İshak (a.s)'ın müjdelenmesini eşi Sare benim gibi ihtiyarlamış birisi nasıl çocuk sahibi olabilir demişti. Aynı şekilde Hz. Zekeriya'ya Yahya (a.s)'ın müjdelenmesinde kendisinin yaşlı olduğunu ve bunun nasıl mümkün olacağını sormuştu.
Fakat halk arasında kuru ağaç "ölü" olarak kabul edilir.
Kur’ân’ın dili de insanların genel algısına hitap eder.
2. Haşre delil nasıl oluyor?
Haşir yoktan yaratmak demek değildir.
Var olan bir maddeyi yeniden hayatlandırmak demektir.
Ağaçlar, görünürde cansız bir halden canlı hale geçişi göstererek, yeniden dirilmenin mümkün olduğunu ispat ediyor.
3. "Gerçek ölüm" örneği var mı?
Aslında Allah, tamamen çürüyüp yok olan şeylerden de yeni hayat çıkarıyor:
Kemiklerden Protein Döngüsü:
Topraktaki ölü hayvan kalıntıları, minerallere dönüşerek yeni bitkilerin besin kaynağı oluyor.Fotosentez Döngüsü:
Karbon, ölmüş canlı kalıntılarından bitkilere geçiyor ve tekrar hayat kazanıyor.Yani Allah, ölüyü diriltme kudretini her baharda gösteriyor.
Sonuç:
✔ Haşir, yoktan yaratma değil, var olanı yeniden hayatlandırmadır.
✔ Ağaçların kışın kuruyup baharda yeşermesi, bu sürecin bir örneğidir.
✔ Kur’ân’ın anlatım yöntemi, insanın aklına ve gözle gördüğüne hitap eder.
✔ Tamamen çürüyen kemiklerin de tekrar diriltilmesi, biyolojik olarak da mümkündür.
Yani Allah, ağaçları nasıl canlandırıyorsa, insanı da tekrar diriltebilir!