"Bu hasbi ve Kur’ani hizmetten zevk alıyoruz, layıkıyla yapamıyorsak da yolunda bulunuyoruz." Nasıl anlayabiliriz?
Değerli Kardeşimiz;
"Nefs-i emmarenin zebunu, cin ve ins şeytanlarının hedefi olmaktan kurtulamadık ise de bu hasbî ve Kur’ânî hizmetten zevk alıyoruz, lâyıkıyla yapamıyorsak da yolunda bulunuyoruz." (Barla Lâhikası, 53. Mektup)
Bediüzzaman Said Nursi’nin sadık talebelerinden Hulûsi Yahyagil Ağabey’in gönlünden dökülen bu samimi cümle, Risale-i Nur hizmetinin ve iman davasının mayasındaki ihlası, tevazuyu ve aidiyet şuurunu özetleyen harika bir düsturdur. Bu cümlenin dünyamıza açtığı pencereleri şu şekilde anlayabiliriz:
Hasbîlik (Karşılıksız ve Menfaatsiz Oluş):
"Hasbî", hiçbir dünyevi menfaat, makam, şöhret veya maddi karşılık beklemeden, sadece ve sadece Allah rızası için yapılan demektir. İman hizmetinin en büyük gücü bu hasbîlikten gelir. Eğer işin içine şahsi çıkarlar girseydi, o kudsî hizmet sıradanlaşır ve tesirini kaybederdi.
Hizmetten Alınan Manevi Zevk:
Bu yolda koşturan insanlar için hizmet etmek bir yük, bir mecburiyet veya yorucu bir angarya değildir; aksine ruhsal bir doyum ve en büyük zevk kaynağıdır. İnsanın bir başkasının imanının kurtulmasına vesile olması, kalplere Kur'an nurunu ulaştırmaya çalışması, bu dünyada tadılabilecek lezzetlerin en yücesidir.
Kusursuz Bir Tevazu ("Lâyıkıyla Yapamıyorsak da"):
Cümlenin bu kısmı tam bir ihlas dersidir. Hizmet eden kişi, ne kadar büyük fedakârlıklar yaparsa yapsın, kendini asla "tam, mükemmel veya vazifesini hakkıyla yapmış" görmez. Hep bir noksanlık itirafı, hep daha iyisini yapma arzusu vardır. Bu bakış açısı, insanı gururdan ve "ben başardım" caddesindeki manevi tuzaklardan korur.
İstikamet ve Saf Tutmak ("Yolunda Bulunuyoruz"):
İşte can alıcı nokta burasıdır. İslamiyet'te ve iman hizmetinde neticeye değil, niyete ve gayrete bakılır. Önemli olan hedefe ulaşıp ulaşmamak veya çok büyük işler başarmak değil; doğru yolda, doğru safta bulunmaktır. Karıncanın hac yoluna çıkması gibi, "Hakkıyla beceremesek de bu kudsî kervanın içindeyiz ya, bu niyet bize yeter." teslimiyetidir.
Özetle bu vecize; bizlere amelimizin büyüklüğüne bakıp gururlanmamayı, aksine o doğru yolda zerre kadar da olsa bir yer kaplamanın ve hasbîce gayret etmenin muazzam bir şeref ve manevi bir lezzet olduğunu fısıldamaktadır.
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü