"Saray-ı Kur’an’ın has hazinesinden, gözler görmemiş, kulaklar işitmemiş cevherleri görüyor..." Üstad'a kadar birçok alim gizli defineler çıkarmış, bu gibi sözleri nasıl anlayabiliriz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Muhterem Üstad; Allah Zülcelâl Hazretlerine ne kadar müteşekkir bulunsanız yeridir. Acz ve fakr tezkeresiyle girmeye muvaffak olduğunuz saray-ı Kur’ân’ın has hazinesinden, gözler görmemiş, kulaklar işitmemiş cevherleri görüyor ve mezun olduğunuz miktarını necim necim çıkartarak evvela kendiniz bakıyor, sonra;

'Eyyühe’l-insan! İşte bakınız, bu misafirhaneyi açan, âlemleri rahmetiyle yaratan, sizi hikmetiyle halk buyurup bu âleme gönderen Sultan-ı Kâinat, bin üç yüz küsur sene evvel, büyük bir elçisi Habîb-i Ekremi (a.s.m.) vasıtasıyla, size hilkatteki hikmeti, buraya gelmekteki maksadı, ubudiyetin iktiza ettiği hizmeti, ilh, bildirmişti. Bu âli tebligatı, o kudsî ahkâmı sizin anlayacağınız lisanla anlatıyorum, dinleyiniz. Eğer aklınız varsa, gözünüz görüyorsa, insanlığınız varsa hakikati anlar ve imana gelirsiniz.'

diye beyanatta bulunuyorsunuz..." (Barla Lahikası, 53. Mektup: Hulisi Bey'in Fıkrasıdır)

Her alim, her müçtehit ve her müceddid Kur’anın hazinesinden yeni sırlar, manalar ve incelikler çıkarmışlar, elbette çıkarmaya da devam edeceklerdir. Kur’an’ı bir alimin anladığı ile sınırlamak doğru bir bakış açısı olmadığı gibi Kur’an’ın tabiatına da zıttır. Kur’an Allah’ın kelam sıfatından ve sonsuz ilminden süzülüp geldiği için, ona bir sınır ve bir had koymak mümkün değildir.

Her asrın bir anlayışı, bir bakış açısı ve mergub bir metası vardır. Kur’an da bu asırların ihtiyaçlarına ve arayışlarına göre sofrasını açar. Yani her dönemin alim ve mücedditleri, kendi dönemlerinin ihtiyacını Kur’an hazinesinden karşılarlar.

Malum olduğu gibi, dünyada çok cevherler ve hazineler vardır. Elbette çok değerli definelerin bulunması kolay değildir. Bunlara uygun alet, edevat, teknoloji ve bilimsel destekler geliştirilmelidir. İşte bu ahir zaman maddi noktada nasıl ki, maddi hazinelerin ortaya çıkmasına vesile olacak aletleri geliştirdi. Daha önceki insanların ulaşamadıkları ve istifade edemedikleri nimetleri, (Petrol, doğalgaz, hava ve güneş enrjileri, her türlü enerji kaynakları v.s) bu asrın insanına sundu. Aynı şekilde de Cenab-ı Hak kıyamete yakın olan bu zamanda Kur'anın gizli olan hazinelerini ihtiyaca ve imkâna binaen bu asrın insanlarına ihsan eyledi.

Risale-i Nur bu asrın ihtiyacına cevap verme noktasından diğer zamanlardan farklı ve benzersizdir. Hulusi Ağabey de bu inceliğe işaret ediyor, yoksa Kur’an hazinesi Risale-i Nur'dan ibarettir demiyor.

İlave bilgi için tıklayınız:

- Ahir Zaman Hastalıkları ve Risale-i Nur (Video: Dr. B. SABAZ).

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...