"Dünyadaki hayatın dahi saadet ve lezzetini isteyenler, hadsiz tecrübeleriyle, Risale-i Nur’un imanî ve Kur’ânî derslerinde bulabilirler ve buluyorlar." Dünya saadetini istemek, ücreti bu dünyada almak olmuyor mu, bunun ölçüsü nedir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İşte buna binaen, değil yalnız hayat-ı uhreviyenin, belki dünyadaki hayatın dahi saadet ve lezzetini isteyenler, hadsiz tecrübeleriyle, Risale-i Nur’un imanî ve Kur’ânî derslerinde bulabilirler ve buluyorlar."(1)

Kalp ve ruh Allah ile mutmain olurken, nefis ve ceset ise dünyevi menfaat ve lezzetlerle mutmain olur.

Risale-i Nur'un iman hakikatleri kalp ve ruha Allah aşkını ve rızasını talim ettirirken, maddi bereketi ile de nefis ve cesedi tatmin ediyor. Zira Risale-i Nur maişete bereket, belalara zırh gibi özellikleri de haizdir.

Her insan "Allah bana yeter, benim için kalp ve ruh esastır, maddi berekete itibar etmem." diyecek bir yücelikte ve kuvvette değildir. Bu yüzden Risale-i Nur yüce gönüllü insanlara hitap ettiği gibi, henüz nefis ve cesedini düşünen maişette bereketi önemseyen zayıf insanlara da hitap ediyor, onları dairenin dışına atmıyor.

Hatta o zayıf insan, maişetim bereketlensin mülahazası ile Risale-i Nur'a iştah ile sarılır, zamanla kalp ve ruhu inkişaf ettikçe o mülahaza yerini Allah’a teveccühe terk eder. Mahz-ı hidayeti herkes bir anda elde edemez.

Yani Üstadımız “dünyadaki hayatın dahi saâdet ve lezzetini isteyenler” ibaresi ile ekseriyeti teşkil eden ve nefis ve cesedinin tahakkümü altında olan zayıf insanlara da yol gösterip onlara kucak açıyor.

Risale-i Nurlar Kur'an'ın hakiki bir tefsiri olması hasebiyle Kur'an'da ifade edilen manaları güzel bir şekilde yansıtmıştır. Kur'an'da Allah'a samimi ve ihlaslı kul olmayı emreden nice ayetler yanında, dünya ve ahiret saadetinin imanda olduğunu, ebedi bir saadet ve cennetin insanlara hazırlandığını, cennette bulunan maddi ve manevi güzelliklerin ayrıntılı bir şekilde tarif ve izahını yapıyor. Bu gibi izahlar zayıflar için müşevvik ve müreccih hükmündedir.

Diğer bir mana olarak Risale-i Nur sadece ahiret mutluluğunun formülümü vermiyor, onun yanında dünya saadetinin de imanla mümkün olabileceğini gösteriyor. Yani iman olmadan dünyevi saadet mümkün olmaz.

Çünkü imansız birisi için dünya ve eşya birer düşman, hastalık, bela ve musibetler dünya lezzetlerini acılaştıran birer kezzap, ölüm ise her an başını kesip yokluk kuyusuna atmayı bekleyen bir cellat gibidir. Böyle bir duygu durumunda insanın dünyadan zevk ve lezzet alması pek mümkün değildir.

Oysa Risale-i Nur verdiği tahkiki iman dersleri ile eşyanın düşman değil dost, hastalık ve belaların İlahi birer ikaz, ölümün yokluk kuyusu değil ebedi bir hayatın başlangıcı olduğunu göstermesi ile dünyadan da tam istifade edilebileceğini öğretiyor...

(1) bk. Kastamonu Lahikası, 84. Mektup.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...