"Bu mimsiz medeniyette görmediğim hürriyet-i fikir ve serbesti-i kelâm ve hüsn-ü niyet ve selâmet-i kalb, şarkî Anadolu’nun dağlarında tam mânâsıyla hükümfermadır." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"... Zira bu mimsiz medeniyette görmediğim hürriyet-i fikir ve serbesti-i kelâmve hüsn-ü niyet ve selâmet-i kalb, şarkî Anadolu’nun dağlarında tam mânâsıyla hükümfermadır."(1)

Gerek Abdulhamit Han’ın zayıf baskıcı yönetim anlayışı olsun, gerek İttihat ve Terakkinin meşrutiyet adı altında uyguladığı zorba ve baskıcı yönetim anlayışı olsun, hiçbirisi Doğu Anadolu’nun özgürlük meydanı olan yüksek dağlarındaki köylü ve kırsal yaşama değmez.

İsmi ister şehirlilik olsun ister medeniyet olsun fark etmez, orada gerçek bir fikir ve amel özgürlüğü, iyi niyet, temiz bir ahlak yoksa, ona meşrutiyet (demokrasi) denilemez. Bu anlamda Doğu Anadolu’nun özgürlük meydanı olan yüksek dağları baskının, ahlaksızlığın, kötü ve art niyetlerin hüküm sürdüğü şehir ve medeniyetinden daha değerli daha tercihe şayandır, diyor Üstadımız.

Üstadımızın bu tespiti İbn-i Haldun’un "Şehirli insan yumuşak, medeni ama bir o kadar da hileci ve kaypak olur; bedevi yani köylü ise kaba, sert ama bir o kadar da mert ve dürüst olur."(1) tespitine yakın bir tespittir.

Dipnotlar:

(1) bk. Divan-ı Harbi Örfi.
(2) bk.
İbn Haldun, Mukaddime, I/163.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...