"Bu zamanda en büyük bir ihsan, bir vazife, imanını kurtarmaktır, başkaların imanına kuvvet verecek bir surette çalışmaktır." İmana hizmetin "ihsan" olmasıyla izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bu cümledeki "ihsan"ı iki şekilde anlayabiliriz:

Birisi, imanı kurtarmak hem fert için hem de bütün beşer için en büyük bir dava ve en ehemmiyetli bir vazife olmasına rağmen, insanların ekseriyeti bu azim vazifeden habersiz olarak gaflet içinde yaşıyorlar. Demek imanı kurtarmak yolu her insan için en büyük bir ihsan ve nimet, en azim bir mükâfattır. Bundan dolayıdır ki, en büyük şeref ve vazife; insanların imanına vesile olan, onları ebedî felaketten kurtaran peygamberlerindir.

İkincisi, bir insana yapılacak ihsan ve ikramlar farklı farklıdır. Kiminin kalıbına giyeceği bir elbiseyi vermek de ihsandır. Midesine girecek bir lokmayı ve suyu ikram etmek de ihsandır. Bazen birisinin aklına takılan müşkül bir meseleyi halletmek ihsan olurken, bazen insanın ruh ve psikolojisi noktasında ihtiyaç duyduğu bir hususta yardımcı olmak bir ikramdır. Bütün bunlar elbette kıymetlidir. Ama aynı kıymet ve ehemmiyette değildir.

Fakir bir insana sadaka vermek, onu yedirip içirmek güzeldir; ancak ona ebedî hayatına faydalı olacak uhrevî şeyler vermek daha güzeldir, daha ehemmiyetlidir. Gayretimiz, himmetimiz ve şefkatimiz ahirete nisbeten bir zindan hükmünde olan bu fani dünya için değil, ebedî hayat için olmalıdır. Bir gence elbise giydirmek, burs vermek güzeldir ama onu namaza başlatmak daha güzeldir, daha mühimdir.

Bir gencin dünyevî ihtiyacını temin etmek güzeldir; ancak o gencin faziletli, edepli, vatanına ve milletine, annesine ve babasına, akrabalarına ve çevresine faydalı bir fert haline gelmesine vesile olmak daha güzeldir, daha ehemmiyetlidir.

Bir gencin zor şartlarda eğitimini devam ettirmesine, kıt-kanaat geçinmesine değil, onun namaz kılmamasına, sefahet bataklığında boğulmasına, fitne ateşinde yanmasına ve ebedî hayatını zayi etmesine üzülmeli, ona ağlamalıyız.

Bir insanın şu üç günlük fani dünyada fakir olarak yaşayıp fakir olarak vefat etmesi ehemmiyetli değildir. Zira asıl hayat ahiret hayatıdır. Esas olan iman ile göçmek ve sonsuz saadete nail olmaktır.

Bir insanın fakir olması musibet değildir, asıl musibet ve asıl fakirlik onun maneviyattan, ilim ve irfandan mahrum olması, kulluktan ve ubudiyetten uzaklaşması, yaratılış gayesinden bîhaber olmasıdır.

İnsanların imanının kurtulmasına vesile olmak ise, insanlara en büyük bir ihsan ve en büyük bir iyiliktir. Zira birisinin imanına vesile olmak güneşin üzerine doğduğu her şeyden daha hayırlıdır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Kategorileri:
Okunma sayısı : 6.810
Sayfayı Word veya Pdf indir
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...