"Mevt i'dam değil, hiçlik değil, fena değil, inkıraz değil, sönmek değil, firak-ı ebedî değil, adem değil, tesadüf değil, fâilsiz bir in'idam değil. Belki bir Fâil-i Hakîm-i Rahîm tarafından bir terhistir, bir tebdil-i mekândır." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Ölüm yokluğa atılma değil, varlığa son verilmesi değil, fani hayatın son bulması değil, var olma nimetinden ebediyen ayrılma değil, tesadüfen meydana gelmiş hikmetsiz bir iş değil, faili olmayan bir kaybolma, yok olma değil. Belki, bir Fâil-i Hakîm-i Rahîm tarafından bir terhistir, bir tebdil-i mekândır.

Hayat her şeyiyle hikmetle yaratılmıştır ve en büyük bir rahmet tecellisidir. Hayatı hikmetle yaratan Allah, onun bu dünyadaki vazifesine de yine hikmetle son verir ve bu son bulmayı daha ileri derecede bir rahmet takib eder. Kabir hayatı dünya hayatından güzel, cennet de kabirden güzeldir. O halde ölüm daha güzel bir hayata kavuşmak için dünya hayatından bir terhis olduğu gibi, ba’s yani yeniden diriliş de kabir hayatının son bulması ve cennet hayatına ilk adımın atılmasıdır.

"Sizlere müjde! Mevt i'dam değil, hiçlik değil, fena değil, inkıraz değil, sönmek değil, firak-ı ebedî değil, adem değil, tesadüf değil, fâilsiz bir in'idam değil. Belki bir Fâil-i Hakîm-i Rahîm tarafından bir terhistir, bir tebdil-i mekândır. Saadet-i Ebediye tarafına, vatan-ı aslîlerine bir sevkiyattır. Yüzde doksandokuz ahbabın mecma'ı olan âlem-i berzaha bir visal kapısıdır."(1)

Ölüm, insanları ebedi olarak yok eden bir idam değildir. Ölüm, insanların kaybolup bir daha varlık alemlerine çıkamayacağı bir hiçlik de değildir. Ölüm fanice yaşayıp, bir daha varlık alanına gelememek de değildir. Ölüm, bir daha toplanmamak üzere ceset ve cismin dağılıp sönmesi ve dağılması da değildir. Ölüm, dost ve ahbaplardan ebedi olarak ayrı düşmek de değildir. Ölüm, tesadüfen yok olmak da değildir. Ölüm, kendiliğinden olan ve varlık alemini dağılmaya götüren failsiz bir fiil de değildir.

Ölüm, her fiilin sahibi olan Allah’ın kasıtlı ve intizamlı olarak yarattığı bir terhistir, bir mekan değişimidir. Yani meşakkatli ve sıkıntılı dünya hayatından, lezzet ve istirahat yeri olan cennete gitmektir. Ölüm, ebedi saadet yurdu olan ve insanın asıl vatanı hükmünde olan cennete bir sevkiyattır.

İnsanın mahiyetine dikkat ile bakıldığında dünya için değil, ahiret için yaratıldığı anlaşılır. Beka aşkı, cami fıtrat, nihayetsiz arzu ve emeller dünya için değil, ahiret içindir. Ölüm, yüzde doksan dokuz, ahbap ve dostların toplandığı berzah alemine açılan bir kavuşma kapısıdır. Başta İki Cihan Serveri Hazreti Peygamberimiz (asm) ve bütün enbiya ve evliya, kabrin arkası olan berzah aleminde toplanmış, bizi gözlüyorlar. İşte ölümün hakikati budur.

Bu bahis, haşir ve öldükten sonraki hayatı inkar eden kafir ve zındıklara ölümün hakikatini bir ihtardır. Ölümün, zannedildiği gibi karanlık ve hiçlik olmadığının ispatıdır.

(1) bk. Mektubat, Yirminci Mektup, Birinci Makam, Yedinci Kelime.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

behiyek
Allah sizlerden iki cihanda ebeden razi olsun oyle guzel aciklamisiniz ki.. insanin kalbi ruhunu herseyi mutmain oluyor.. Rabbim bu hizmete bulunan herkezi iki cihanini cennet eylesin Amiin
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...