"Çalış ki, her bir neferin, istinad noktaları olan dairelerinden mânen istifade ettiği kuvvetli kuvve-i mâneviyeyle bir şahs-ı mânevi ve bir cemiyet hükmüne geçsin..." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"...Bütün bütün kuvve-i mâneviyesini mahvetmeye çalıştığı bir hengâmda, Hızır gibi biri çıkar, o tabura der: 'Meyus olma! Senin öyle sarsılmaz bir nokta i istinadın ve öyle mağlûp edilmez muhteşem orduların ve tükenmez ihtiyat kuvvetlerin var ki, dünya toplansa karşısına çıkamaz. Senin şimdilik mağlûbiyetinin bir sebebi, bir cemaate ve bir şahs-ı mâneviyeye karşı bir neferi göndermenizdir. Çalış ki, her bir neferin, istinad noktaları olan dairelerinden mânen istifade ettiği kuvvetli kuvve-i mâneviyeyle bir şahs-ı mânevi ve bir cemiyet hükmüne geçsin.' dedi ve tam kanaat verdi."(1)

Mektubun tamamına baktığımızda, Üstadımızın sanki vermek istediği dersi bu cümlede hulasa ettiğini görmekteyiz.

Mü’minlerin kâfirler karşısında mağlup olmasının sırrı; kâfirlerin organize ve örgütlü bir şekilde, bütün vasıtaları da kullanarak hücum etmesidir. Böyle nizamlı ve teşkilatlı bir yapıya karşı, mü’minin tek başına mukavemet etmesi çok zor.

Kâfirlerin bu nizamlı ve teşkilatlı hücumuna karşı; mü’minlerin de cemaat halinde ve nizamlı bir hâle gelerek cevap vermesi gerekiyor. Lakin bu yapılamadığı için küfür, mü’minlerin manevî kuvvetini kırıp sarsıyor ve mağlubiyetine sebebiyet veriyor.

İşte böyle ümitsiz bir vaziyette iken; Allah, mü’minlerin imdadına Risale-i Nur gibi sarsılmaz bir nokta-i istinad ve mağlup olmaz muhteşem bir ordu, tükenmez bir ihtiyat kuvveti göndererek takviye ediyor. Evet, dünya toplansa Risale-i Nur'un sunduğu delillerin karşısına çıkamaz, kâinatı dağıtamayan Risale-i Nuru dağıtamaz. Risale-i Nur kâinata ve Kur’an’a istinad ettiği için muazzam bir tesir icra ediyor.

Osmanlının yıkıldığı, medrese ve tekkelerin kapatıldığı, ezan gibi şeair-i islamiyenin değiştirildiği, dinsiz felsefenin yani komünizmin dünyanın yarısını istila ettiği, felsefi fikir ve cereyanların insanların dem ve damarlarına kadar işlediği, ehl-i imanın ümitsizliğe düştüğü bir zamanda; Risale-i Nur meydana çıktı, dinsiz felsefeye meydan okudu, onların bütün köksüz ve asılsız fikirlerini çürüttü ve milyonlarca insanın imanının kurtulmasına vesile oldu. Kıyamete kadar da olacak inşaallah...

İşte her bir ferd, yalnız başına kaldığında küfre karşı mağlup olurken, şahs-ı maneviye tâbi olmak, kendi şahsî fikrini ve enaniyetini şahs-ı manevî havuzuna atmakla, müteferrik ve dağınık kuvvetin zayıflığını muazzam bir kuvvete dönüştürmenin iksirini bu cümlede alabiliyoruz. Evet, bir mü’min buna çalışmalıdır, zira bir nefer yalnız kaldığında bir nefer kadar iş yapabilir. Ama muazzam bir orduya intisab ettiği zaman ordunun kuvveti kadar kuvvete kavuşmuş olur. Bir iplik yalnız başına kaldığında çabuk koparılabilir. Lakin zayıf iplikler bir araya geldiğinde, kuvvetli ve kopmaz bir halat olur.

Üstadımızın "Çalış ki, her bir neferin, istinad noktaları olan dairelerinden mânen istifade ettiği kuvvetli kuvve-i mâneviyeyle bir şahs-ı mânevî ve bir cemiyet hükmüne geçsin" cümlesiyle bize yaptığı ikaz ve verdiği ders, birlik ve beraberlikten büyük bir kuvvet kazanacağımızdır.

(1) bk. Kastamonu Lâhikası, 34. Mektup.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

SORULARLARİSALE 2024 ANKETİ
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...