"Büyük Mehdinin çok vazifeleri var..." Saltanat ve cihad aleminde kim misal veriliyor?
Değerli Kardeşimiz;
"Büyük Mehdînin çok vazifeleri var. Ve siyaset âleminde, diyanet âleminde, saltanat âleminde, cihad âlemindeki çok dâirelerde icraatları olduğu gibi, her bir asır, meyusiyet vaktinde kuvve-i maneviyesini teyid edecek bir nevi Mehdîye veyahut Mehdînin onların imdadına o vakitte gelmek ihtimaline muhtaç olduğundan, rahmet-i İlâhiye ile her devirde, belki her asırda bir nevi Mehdî Âl-i Beytten çıkmış, ceddinin şeriatını muhafaza ve sünnetini ihya etmiş. Meselâ, siyaset âleminde Mehdî-i Abbâsî ve diyanet âleminde Gavs-ı Âzam ve Şah-ı Nakşibend ve aktâb-ı erbaa ve on iki imam gibi..." (Şualar, Beşinci Şuâ, İkinci Makam)
Risale-i Nur Külliyatında, özellikle Beşinci Şua gibi ahir zaman hadisatını tevil eden bahislerde, Büyük Mehdi’nin çok geniş dairelerdeki vazifelerinden bahsedilir. Nur talebelerinin genel kanaati ve eserlerdeki izahlar çerçevesinde, Saltanat ve Cihad alemlerindeki vazifelerin mahiyeti ve bu noktada verilen misaller şu şekilde özetlenebilir:
Saltanat ve Siyaset Alemindeki Vazife
Bedîüzzaman Hazretleri, Mehdi’nin üç büyük vazifesi olduğunu belirtir: İman, Hayat ve Şeriat. Saltanat ve siyaset alemi, daha çok hayat ve şeriat safhalarıyla ilgilidir.
Bu dairede Mehdi, İslam dünyasındaki ittihadı sağlamak, zulmü ortadan kaldırmak ve Kur'an hakikatlerini devletler muvazenesinde hakim kılmakla vazifelidir.
Risale-i Nur’da bu geniş dairedeki icraatlar için tarihsel model olarak genellikle Abbasî halifeleri ve özellikle Mehdî-i Abbâsî misal verilir. Ayrıca, İslam birliğini sağlama noktasında Yavuz Sultan Selim gibi ittihad-ı İslam davasına hizmet eden şahsiyetlerin misyonu, bu vazifenin azametini anlamak için birer numune olarak görülür.
Cihad, Risale-i Nur eserlerinde hem manevi cihad (tebliğ ve irşad) hem de gerektirdiğinde maddi cihad (savunma ve hakları koruma) olarak iki yönlü ele alınır.
Saltanat ve cihad dairesi, Mehdi’nin milyonlarca neferin ve İslam ordularının başında, fen ve sanatı da yanına alarak maddeten ve manen galebe çalmasını ifade eder.
Bu noktada en belirgin misal, Cengiz ve Hülâgu gibi dehşetli istilacıların manevi ve maddi tahribatına karşı duran kahramanlar üzerinden verilir. Ancak Nur talebelerinin perspektifinde, bu cihadın en büyük numunesi Şahs-ı Manevî kavramıdır. Mehdi, tek bir şahıs olarak değil; arkasındaki milyonlarca takipçisi, ordu ve devletlerin kuvvetiyle bu cihadı yürütür.
Nur talebelerinin genel bakış açısına göre, Mehdi'nin iman hizmetini ve vazifesini bizzat Bedîüzzaman ve Risale-i Nur şahs-ı manevisi temsil etmiştir. Ancak Saltanat ve Cihad alemi o kadar geniştir ki; bu vazifeyi bir tek şahsın yapması âdetullaha aykırı görülür.
"İkinci Vazifesi: Hilâfet-i Muhammediye (asm) unvanıyla şeâir-i İslâmiyeyi ihya etmektir. Âlem-i İslâm'ın vahdetini nokta-i istinad edip beşeriyeti maddî ve mânevî tehlikelerden ve gazab-ı İlâhiden kurtarmaktır. Bu vazifenin, nokta-i istinadı ve hâdimleri, milyonlarla efradı bulunan ordular lazımdır." (Emirdağ Lâhikası-I, 205. Mektup)
Bu sebeple, saltanat ve cihad aleminde örnek verilen kişi; sadece bir fert değil, İttihad-ı İslam sancağı altında toplanmış muazzam bir kuvvettir. Eserlerde bu dairenin büyüklüğünü anlatmak için Sultan Selim ve Mehdî-i Abbâsî isimleri, yapılacak işin çapını göstermek adına birer tarihi misal olarak zikredilir.
Özetle; diyanet aleminde liman Risale-i Nur iken, saltanat ve cihad aleminde misal, İslam dünyasının birleşmiş maddi gücü ve bu gücü temsil eden büyük siyasi liderliktir.
Bedîüzzaman Hazretleri, ahir zamandaki o büyük vazifelerin bir şahıs tarafından değil, o şahsın temsil ettiği şahs-ı manevî tarafından icra edileceğini vurgular.
Nur talebelerinin bu konudaki genel kanaati ve eserlerdeki izahlar şu noktalarda yoğunlaşır:
Siyaset, saltanat ve cihad daireleri o kadar geniştir ki, bir ferdin dâhî bile olsa bu dairelerdeki binlerce işi tek başına idare etmesi âdetullah kanununa uygun düşmez. Bu nedenle Mehdi; bir kumandan gibi hareket eden, arkasında milyonlarca talebesi, İslam dünyasının orduları ve devletlerin kuvveti bulunan bir şahs-ı manevîyi temsil eder.
Ahir zamanın Deccal, Süfyan gibi dehşetli şahısları bir şahs-ı manevi olarak çalıştıkları için, onlara karşı duracak olan Mehdi'nin de bir şahs-ı manevî kuvvetine sahip olması gerekir.
Maddi Cihad: Bu dairede misal olarak ittihad-ı İslamı sağlayan büyük kitleler ve devletlerin dayanışması görülür.
Manevi Cihad: Risale-i Nur şahs-ı manevîsinin, dinsizlik cereyanlarına karşı verdiği ilmî ve imanî mücadele bu vazifenin temelini oluşturur.
Saltanat Aleminde Şahs-ı Manevî
Saltanat dairesindeki icraat, İslam hukukunun yani şeriatın, hayatın her alanına yeniden hâkim kılınmasıdır.
Bu vazifenin ancak; İslam dünyasının ittihadı, Fen ve sanatın birleşmesi, Hükümetlerin Kur'an'ın adaletini esas alması ile mümkün olabileceği anlatılır.
Özetle; Mehdi’nin saltanat ve cihad dairesindeki vazifesi anlatılırken; Abbasî halifelerinin azameti veya Sultan Selim’in İttihad-ı İslam davası birer tarihî numune / misal olarak gösterilir. Ancak asıl icraatçı, bu tarihî örneklerin çok daha ötesinde bir güçle hareket eden; içinde alimlerin, askerlerin, idarecilerin ve halkın bulunduğu muazzam bir İslam şahs-ı manevîsidir.
İlave bilgi için tıklayınız:
- Hz. Mehdi’nin vazifeleri nelerdir? (Video: Dr. B. SABAZ. DÜLGAR)
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü