Celâl ne demektir? Azamet ile ne farkı var? Nev’ide celâl, fertte cemal deniliyor. Celalî ve Cemalî isimleri nasıl anlamalıyız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Celâl: Kelime olarak son derecede büyüklük, azamet ve kibriya mânalarına gelir.

İlm-i Kelâm'da: Celâl, Cenâb-ı Hakk'ın kahrının ve azametinin tecellisidir. Hem, Celâl, Cenâb-ı Hakk'ın isim ve sıfatlarının küllîlerdeki tecellisidir.

Cenâb-ı Hakk’ın hem cemalî hem de celalî isimleri vardır. Cemîl, güzel demektir ve Cenâb-ı Hakk’ın bir ismidir. Ancak cemalî isimler sadece Cemîl ismine mahsus değildir. Güzellik ve rahmet ifade eden bütün isimler cemalî isimdirler. Rahman, Rahîm, Latif, Müzeyyin, Şâfi, Rezzak, Gaffar gibi pek çok isim cemal ifade ederler.

Keza, celâl de izzet, azamet ve kudret ifade eder. Celîl ismi yanında pek çok esmâ-i hüsna da bu gruba girer; Aziz, Cebbar, Kadîr, Kahhar gibi.

Nev’ilerde ve külliyatta celalî isimler, fertlerde ve cüz’iyatta ise cemalî isimler dikkatleri daha fazla çekerler. Bir tek çiçeğe baktığımızda güzelliğine hayran oluruz, bir çiçek bahçesine girdiğimizde ise hayretimiz, hayranlığımızdan daha fazla olur. Yani bu defa celâl tecellisi cemâl tecellisinden daha fazla nazarımıza çarpar. Bir tek kuşun rızıklanmasında cemâl mânası, bütün hayvanlara her gün rızıklarının verilmesinde ise celâl mânası daha hâkimdir.

“Ve kezâ, celâl, vâhidiyetin tecellisinden, cemâl dahi ehadiyetin tecellisinden zâhir olur.”

Vahid ve Ehad isimlerinin her ikisi de Allah’ın birliğini ifade ederler. Vahidiyet, Allah’ın sıfatlarının nihayetsiz ve mutlak olduğunu, başkasının bu sıfatlara sahip olmasının muhal olduğunu ifade eder. Ehadiyet ise, Allah’ın Zât’ının bir olduğu mânasınadır, yani O’ndan başka Vacibü’l-Vücud, ezelî ve ebedî bir başka Zât yoktur.

Üstad Hazretleri Güneş'in ziyasının bütün eşyayı ihata etmesini vahidiyete bir misal olarak veriyor, bir aynada Güneş'in hararetinin, ziyasının ve bir nevi cilve-i zâtının bulunmasını da ehadiyete misal veriyor. Yani, bir insan gündüz vakti ışıklanan bütün eşyaya baktığında bunları aydınlatan ancak Güneş'tir, başkası olamaz, diyerek Güneş'in birliğini kabul ettiği gibi, her bir aynada Güneş'in cilvesini görmekle de yine Güneş'in birliğine şehadet eder.

Bu misali her varlığa ve onun nev’ine tatbik edebiliriz. Bütün insanları birlikte düşünen kişi, insan nev’inin Rabbinin bir olduğuna iman ettiği gibi, bir tek insanın yaratılması için bütün insan nev’inde tecelli eden isimlerin tecellisi gerektiğini düşündüğünde de “Bu insanı yaratan ancak Rabbü’n-Nas olan Allah’tır: Bütün insanları terbiye etmeyen bir tek insanı da terbiye edemez.” der. İşte insan nev’inin Allah’ın birliğine şehadeti vâhidiyet cihetiyledir, bir tek insanın şehadeti ise ehadiyet cihetiyledir. Aynada Güneş'in görünmesi gibi her insanda da ehadiyet cihetiyle bütün esmânın cilveleri seyredilebilir.

“Evet, cemâlin gözünde celâl ne kadar cemîldir, celâlin gözünde dahi cemâl o kadar celîldir.”

İnsan bir meyveye baktığında öncelikle ondaki güzelliği sever, ondaki cemale meftun olur. Ancak, o meyvenin yaratılması için bütün bir kâinatın el ele verip birlikte çalıştıklarını, nice âlemlerin o meyvenin yardımına koşturulduğunu düşündüğünde o cemalin gözünde celali seyretmiş olur. Bu ikinci nazar birinciden daha cemîl olur.

Aynı şekilde, celâl ve azamet ifade eden bir manzaranın ayrıca muhteşem bir güzelliği de olur. Meselâ, yıldızlar âlemine baktığımızda bu celâl tecellisinde harika bir güzellik de seyrederiz. Bu ise celâlin gözündeki cemâl tecellisidir ve çok celîldir, yani çok harika ve muhteşem bir güzelliktir. Fırtınalı bir denizin seyrinde de celâl hâkim olmakla birlikte, onda eşsiz bir güzellik de vardır, bu da yine celâlin gözünde seyrettiğimiz bir cemal tecellisidir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...