Block title
Block content

Birinci Dal

İçerikler

  1. "Nasıl ki, bir sultanın kendi hükümetinin dairelerinde ayrı ayrı unvanları ve raiyyetinin tabakalarında başka başka nâm ve vasıfları ve saltanatının mertebelerinde çeşit çeşit isim ve alâmetleri vardır." Dünya sultanlarının mekânla kayıtlı olmaları, yardımcılara muhtaç olmaları cihetinde bazı iltibaslar olabiliyor. Bu konuyu biraz teferruatlı olarak açıklar mısınız?

  2. Zahiren çirkin görünen işlerde Allah'ın esması tecelli eder mi?

  3. "Ezel-Ebed Sultanı olan Rabbü'l-Âlemîn için, rububiyetinin mertebelerinde ayrı ayrı, fakat birbirine bakar şe'n ve namları; ve ulûhiyetinin dairelerinde başka başka, fakat birbiri içinde görünür isim ve nişanları; ve haşmetnümâ icraatında,.." İzahı?

  4. "Ulûhiyetinin dairelerinde başka başka, fakat birbiri içinde görünür isim ve nişanları,.." cümlesindeki isimler ifadesini anlıyorum, "nişanları" ifadesini nasıl anlamalıyız?

  5. "Rubûbiyetinin mertebelerinde ayrı ayrı, fakat birbirine bakar şen ve nâmları"nı izah eder misiniz?

  6. "Ulûhiyetinin dairelerinde başka başka, fakat birbiri içinde görünür isim ve nişanları"nı izah eder misiniz?

  7. "Ef'âlinin cilvelerinde çeşit çeşit, fakat birbirini ikmâl eder hikmetli tasarrufâtı"nı izah eder misiniz?

  8. "Sıfatlarının tecelliyâtında başka başka, fakat birbirini gösterir mukaddes zuhurâtı"nı izah eder misiniz?

  9. "Kudretinin tasarrufâtında başka başka, fakat birbirini ihsâs eder unvanları"nı izah eder misiniz?

  10. "Haşmetnümâ icraatında ayrı ayrı, fakat birbirine benzer temsil ve cilveleri"ni izah eder misiniz?

  11. Rububiyetinin mertebelerinde ayrı ayrı, fakat birbirine bakar şe’n ve namları; ve ulûhiyetinin dairelerinde başka başka, fakat birbiri içinde görünür isim ve nişanları;.. Burada geçen; "uluhuyetinin daireleri" ifadesiyle anlamamız gereken nedir?

  12. Cenab-ı Hakk'ın isim ve unvanlarının hakimiyeti nasıldır?

  13. "Meselâ, adliye dairesinde hâkim-i âdil; ve mülkiyede sultan; ve askeriyede kumandan-ı âzam; ve ilmiyede halife daha buna kıyasen sair isim ve ünvanlarını bilsen anlarsın ki, birtek padişah, saltanatının dairelerinde ve tabaka-i hükûmet..." İzahı?

  14. "Hem, bununla beraber, Hâlık-ı Zülcelâl her şeye yakın olduğu halde, yetmiş bine yakın nuranî perdeleri vardır." Yetmiş bine yakın nurani perdelerden maksat nedir?

  15. “Bununla beraber, kâinatın her bir âleminde, her bir taifesinde, Esmâ-i Hüsnâ’dan bir ismin ünvânı tecellî eder. O isim, o dairede hâkimdir; başka isimler orada ona tâbidirler, belki onun zımnında bulunurlar...” Bu ifadeyi açıklar mısınız?

  16. "Madem perdelerin birbirine temaşa eder pencelereleri var ve isimler birbiri içinde görünüyor ve şuunat birbirine bakar ve temesülat birbiri içine girer ve ünvanlar birbirini ihsas eder..." Burada anlaşılması gereken şey nedir?

  17. İsim ve sıfatların üst ve daha aşağı makamda tecellilerine, mesela bir ismin üst makamdan tecellisine Efendimizin hayatından bir misal, aşağı makamdan tecelliye de kainattan bir misal verebilir misiniz?

  18. "Demek, bütün kâinatı arkada bırakmak şartıyla mahlûkıyetin kapısından Hâlık isminin müntehâsına yetişirsin, daire-i sıfâta yanaşırsın." cümlesini açıklar mısınız?

  19. “Hem mahlûkatın her bir tabakasında az ve çok, küçük ve büyük, has ve âmm her birisinde, has bir tecellî, has bir Rububiyet, has bir isimle cilvesi vardır. Yâni o isim her şeye muhit ve âmm olduğu halde, öyle bir kasd ve ehemmiyetle bir şeye teveccüh eder.. güya o isim yalnız o şeye hastır.” Bu ifadeleri misallerle açabilir misiniz?

  20. Her ismin birbiriyle bağlantılı olduğundan, ama her alemde bir ismin diğerlerine baskın olduğundan bahsediliyor. Benim merak ettiğim fizikte, kimyada, biyolojide ve matematikte tecelli eden baskın isim nedir?

  21. “Hem, bununla beraber, Hâlık-ı Zülcelâl her şeye yakın olduğu halde, yetmiş bine yakın nuranî perdeleri vardır... Demek bütün kâinatı arkada bırakmak şartıyla, mahlûkıyetin kapısından Hâlık isminin müntehâsına yetişirsin, daire-i sıfâta yanaşırsın.” Yetmiş bin perdeyi ve kâinatı arkada bırakmak suretiyle mahlukiyetin kapısından Hâlık isminin müntehasına yetişmeyi ve daire-i sıfata yanaşmayı nasıl anlamalıyız?

  22. "Kainatın her bir aleminde, her bir taifesinde, esma-i hüsnadan bir ismin ünvanı tecelli eder." cümlesindeki "ünvan ve isim" arasındaki fark nedir?

  23. Cenab-ı Hakk'ın bütün isimleri bir melekte, bir hücrede ya da bir dağda tecelli ediyor. Fakat istidatlarına göre bir isim galip, diğer isimler ona tabi midir? Mesela melekte Şafi, Settar, Gaffar ya da cansız bir dağda da Hayy ismi tecelli ediyor mu?..

  24. “Mâdem perdelerin birbirine temâşâ eder pencereleri var; ve isimler birbiri içinde görünüyor; ve şuûnât birbirine bakar; ve temessülât birbiri içine girer; ve ünvanlar birbirini ihsâs eder; ve zuhurât birbirine benzer; ve tasarrufât birbirine yardım edip itmâm eder; ve Rubûbiyetin mütenevvi' terbiyeleri birbirine imdat edip muâvenet eder...” Bu hakikatleri misallerle açıklar mısınız?

  25. Kur’ân-ı Kerîm'de “her şeyin Allah’ı tesbih ettiği” haber verilmektedir. Bu tesbihleri nasıl anlamalıyız?

  26. Mahlukatın sarahaten zikirleri pek şöhret bulmuş değil. Bunlara sadece bazı seçkin kullar mı vakıf oluyorlar?

  27. "... Elbette gerektir ki, Cenâb-ı Hakk’ı bir isim, bir ünvan ile, bir Rububiyet’le ve hâkezâ.. tanısa, başka ünvanları, Rububiyet’leri, şe’nleri, içinde inkâr etmesin. Belki, her bir ismin cilvesinden sair esmâya intikal etmezse, zarar eder. Meselâ: Kadîr ve Hâlık isminin eserini görse, Alîm ismini görmezse, gaflet ve tabiat dalâletine düşebilir." Birinci cümlede ifade edilen hükmü ve ikinci cümlede nazara verilen tehlikeyi biraz açabilir misiniz?

  28. "Meselâ, Kadîr ve Hâlık isminin eserini görse, Alîm ismini görmezse, gaflet ve tabiat dalâletine düşebilir." cümlesini açıklayabilir misiniz?

  29. "Belki lâzım gelir ki, onun nazarı, daima karşısında Hüve, Hüvallah okusun, görsün. Onun kulağı her şeyden قُلْ هُوَ اللهُ اَحَدٌ dinlesin, işitsin. Onun lisanı Lâ ilâhe illâhû beraber mîzened âlem desin, ilân etsin. İşte, Kur’ân-ı Mübîn, اَللهُ لاَۤ اِلٰهَ اِلاَّ هُوَ لَهُ اْلاَسْمَاۤءُ الْحُسْنٰى fermanıyla,.." âyet ve Arabî ibareleri, konuyla ilgilerini de kurarak açar mısınız?

  30. "Cenâb-ı Hakkı bir isim, bir unvanla, bir rububiyetle, ve hâkezâ, tanısa, başka ünvanları, rububiyetleri, şe’nleri içinde inkâr etmesin. Belki, herbir ismin cilvesinden sair esmâya intikal etmezse zarar,.." cümlesinin geçtiği yeri açıklar mısınız?

  31. Celal ne demektir? Azamet ile ne farkı var? Nevde celal, fertte cemal deniliyor. Bir de "denizler Ya Celil, Ya Celil..." diye zikrediyorlar deniliyor, nasıl anlayacağız? Celali ve Cemali isimleri nasıl anlamalıyız?

  32. "Kâinatın tenevvüünü ve melâikenin ihtilâf-ı ibâdâtını intâc eden tenevvü-ü esmâ..." ibaresine göre, tenevvü-ü esmâ, ihtilafı ibadatı nasıl netice veriyor?

  33. "Esma okumak" sadece bir eşyanın veya bir olayın Allah Teala´nın hangi isminin cilvesi ya da cilveleri olduğunu idrak etmek midir? Hakkelyakîn derecesinde esma okumak mümkün müdür?

  34. Bazı peygamberlerde ve peygamber varisi mühim zevatta, bazı esmânın galip olması ne anlama gelmektedir?

  35. "Enbiyanın ayrı ayrı şeriatleri, evliyanın başka başka tarikatleri, asfiyanın çeşit çeşit meşrepleri şu sırdan neş’et etmiştir..." cümlesini izah eder misiniz?

  36. "Fakat, çendan insan bütün esmâya mazhardır; fakat kâinatın tenevvüünü ve melâikenin ihtilâf-ı ibâdâtını intâc eden tenevvü-ü esmâ, insanların dahi bir derece tenevvüüne sebep olmuştur." Üstad ve Risale-i Nur, Hakim ve Rahim ismine mi mazhardır?

  37. "Ve insan olan bir insandan sor. Bak, nasıl bütün Esmâ-i Hüsnâyı okuyor ve cephesinde yazılı; sen de dikkat etsen okuyabilirsin." İzah eder misiniz? Bu ifade, Allah'ın bütün isimleri insanda tecelli ediyor mu demektir?

  38. "Kâinatın tenevvüünü ve melâikenin ihtilâf-ı ibâdâtını intâc eden tenevvü-ü esmâ, insanların dahi bir derece tenevvüüne sebep olmuştur." ifadesini açıklar mısınız?

  39. "İnsan bütün esmâya mazhardır; fakat kâinatın tenevvüünü..." İnsanın bir esmaya hakiki manasıyla ayine olması ne demek, kendimizde hangi ismin galip olduğunu nasıl anlayabiliriz?

  40. "Meselâ İsâ Aleyhisselâm; sâir esmâ ile beraber Kadîr ismi onda daha gâliptir." Sonsuz güç ve kudret sahibi manasındaki “Kadir” ismi, insanda nasıl tecelli edebilir? Bu ifadeye benzer, başka İslami kaynaklarda bilgi var mıdır?

  41. Yeryüzü nasıl "Ya Cemil-i Zülcelal" diyor, açıklar mısınız?

  42. Peygamber Efendimizin mahiyeti ile diğer peygamber-i iza’mın farkını açıklar mısınız?

  43. Sure-i Nas’da üç unvan ile istiaze edilmesini ve besmelede üç isimle istiane yapılmasını, konumuzla ilgisi noktasında, açıklar mısınız?

  44. "İşte, nasıl eğer bir adam hem hoca, hem zâbit, hem adliye kâtibi, hem mülkiye müfettişi olsa, onun her bir dairede birer nisbeti, birer vazifesi, birer hizmeti, birer maaşı,.." Devamıyla izah eder misiniz?

  45. "Cevşenü'l-Kebîr nâmındaki münâcâtında bin bir ismiyle dua ediyor, ateşten istiâze ediyor." Cevşenü’l-Kebir'de çok değişik isimlerle münâcat edilmesini nasıl anlamalıyız?

  46. Her insana neden faklı farklı kabiliyetler verildiğini merak ediyorum? Yani neden bazı insanlar bazı insanlardan daha çok kabiliyetli iken, diğerleri bunun gerisindedir? Risaleler ışığında cevaplar mısınız?

  47. "Çok esmâya mazhar ve çok vazifelerle mükellef ve çok düşmanlara mübtelâ olan insan,.." Her insan bu makama liyakatli olabilir mi?

  48. "Ve padişaha karşı çok unvanlarla görünüyor ve görür." Bu kadar vasfı ve sıfatı olan bir insanın padişaha karşı çok unvanlarla görünmesi ve görmesi nasıl anlaşılmalıdır?

  49. "Ve çok lisanlarla ondan medet ister." Çok lisanlarla medet isteme ne demektir?

  50. "Ve düşmanların şerrinden kurtulmak için muâvenetini çok suretlerle talep eder." Düşmanların şerrinden kurtulması için "yardımı çok suretle talep etmesi" ne anlama gelmektedir?

Yükleniyor...