Çok kar yağdırılması, aşırı yağış ve yağmursuzluk için de bela denilmesini nasıl anlayabiliriz?
Değerli Kardeşimiz;
"Birden hiç emsâli görülmemiş bir buçuk metre kar ve dehşetli fırtına ve soğuk bu mevsimde gelmesi, bir hiddet, bir gazap, dört defa zelzeleler ve geçen sene yağmursuzluk gibi, Risale-i Nur ve şakirtleriyle münasebettar olabilir diye sordum: 'Bu belâ umumîdir, yoksa Afyon ve Eskişehir vilâyetlerine mi mahsustur?' Dediler ki: 'O iki vilâyete mahsustur.' Ben de elhamdülillâh, dedim. Demek Risale-i Nur’a ve şakirtlerine umumî bir taarruz yoktur,.." (Emirdağ Lâhikası-I, 96. Mektup)
Bir şey ölçü ve sınırı aşarsa zarar vermeye başlar. Mesela, bir ilaç tam kıvamında olursa şifa, az olursa etkisiz, haddinden fazla olursa zehir olur. Yağmur kararında olursa bereket, az olursa kuraklık, çok olursa sel ve felaket olur. Yağmusuzluk da aşırı yağış da insan için musibet ve beladır.
İnsan hayatının devamı ve bereketi ölçü ve denge ile olur; az ya da çok ise ölçü ve dengeyi bozan bir beladır. Allah bazen kullarını terbiye ve tecziye etmek için bu tarz unsurları az ya da çok vererek bela hâline çevirebilir. Zaten zıtlıklar bunun içindir. Yağmursuzluğa bela derken, aşırı yağmur neticesinde oluşan sele felaket ve bela denilmez mi?..
Evet, normalde kar ve yağmur rahmettir. Ama: mevsimsiz, aşırı, zararlı biçimde gelirse; bu artık rahmet değil, ikazdır.
Bediüzzaman Hazretleri bu olaylara “musîbet-i semâviye” der.
Yani Cenab-ı Hakk'ın izniyle gelen belalar: Kar, fırtına, kuraklık, sel, deprem, dolu gibi…
Bu tür olaylar: Ya insanların günahları ya zulüm ya da ehli imana yapılan haksızlıklar sebebiyle gelir.
Üstad burada diyor ki: “Bu kar, fırtına ve zelzeleler acaba Risale-i Nur talebelerine yapılan haksızlıklardan dolayı mı oldu?” Ve sonra gelen cevaba göre: “Evet, bu afetler genel değil, o zulmün yapıldığı vilayetlere mahsustur.”
Bu da gösteriyor ki: Bela, tabiattan değil, Allah’ın emir ve adaletidir.
Özetle; sebepler vasıtasıyla gelen olaylar, Allah’ın rahmetinin veya gazabının perdeleridir. Çok kar, aşırı yağmur, kuraklık gibi şeyler; eğer hikmetsiz görünüyorsa veya bir zulümle çakışıyorsa, o zaman bir ilahi ikaz, bir belâ olabilir.
Üstad'ımız Risalelerin çok yerlerinde mana itibariyle dillendirdiği hakikat şudur ki: “Musîbet, zulme rıza göstermeyen masumlara bir kefaret olur. Zalimlere ise ikaz ve tokat olur.”
Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü