"Cüz'iyatta ve misallerde, sû-i fehimden gelen şüphelerle, o metin sakf-ı muallâyı sebatsız ve kabil-i sukut görmek ne derece akılsızlık olduğunu anladın." cümlesini izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Sonra, şu mucize-i ekberi, sair on dört nevi mucizâtın mecmuuna ilâve et, gör ki, ne derece kuvvetli, sarsılmaz, kat'î bir burhan-ı nübüvvet-i Ahmediyeyi (a.s.m.) gösterir. İşte, nübüvvet-i Ahmediyenin (a.s.m.) direği, şu mecmudan teşekkül eden dağ gibi kuvvetli bir direktir. Şimdi, cüz'iyatta ve misallerde, sû-i fehimden gelen şüphelerle, o metin sakf-ı muallâyı sebatsız ve kabil-i sukut görmek ne derece akılsızlık olduğunu anladın."(1)

Sakf-ı Mualla; yüksek ve ulvî dam, çatı, tavan, gökyüzü mânalarına geliyor.

Peygamber Efendimiz (asm)'in nübüvveti öyle sarsılmaz ve sağlam ulvî bir çatı ve damdır ki, dağlar gibi binlerce sağlam ve sarsılmaz deliller, direkleri üzerinde duruyor. Bine yakın fiilî ve hissî mucizeler, sîret ve sûretinin mu’cize derecesinde mükemmel olması, düşmanları tarafından bile emin ve güvenilir kabul edilmesi gibi binlerce harika ahval ve tavırlar, bu ulvî çatının ayakta durmasını sağlayan sağlam burhanlardır.

Böyle harika ve kat’î deliller ile peygamberliği sabit olan Resulullah Efendimiz (asm)'in bazı mu’cizelerinin rivayet şeklindeki zannî olan zaaflara bakıp, “çatı çürük, her an yıkılabilir” demek, hakikat ve insaf ile kabil-i te’lif değildir. Bin direk ile sabit olan bir çatının bazı direklerindeki zannî zaaflar çatıya ve muhkemliğine bir zarar vermez.

(1) bk. Mektubat, On Dokuzuncu Mektup.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...